Eski komünist, cezaevinde işkence gördü, şimdi ‘devlet’ adına tehdit savuruyor: Mehmet Uçum kimdir?

AKP’yi kuran, bakanlık, milletvekilliği yapan birçok isim onu eleştiriyor. Erdoğan'a laf edemeyenlerinde hedefinde de o var. ‘Devlet’ adına konuşuyor, tehdit ediyor, yargıya yön veren ‘talimatlar’ yağdırıyor. Komünistlikten saray danışmanlığına uzanan sıradışı bir kariyer yolculuğu. İşte Mehmet Uçum'un ağızları açık bırakan değişimi...

12 Eylül’ün karanlık günleri… 12-13 yaşlarında sağ-sol kavgasının içinde doğan çocuk, bir arkadaşı öldürüldüğünde afiş asarken yakalanıp işkence gördü. Vücuduna elektrik verilen çocuğu askıya astılar, nehir kenarına götürüp ‘Seni vurup buraya atacağız’ dediler.

İşte o çocuk gün geldi büyüdü, bir zamanlar sırf afiş astı diye yakalanıp işkence gördüğü ‘devlet’in en büyük destekçisi oldu. Bununla da yetinmedi, gücü eline geçirince en ufak eleştiriyi, protestoyu ya da düşünceyi ‘devlet’e karşı bir ayaklanma görüp tehditlerini savurmaya başladı.

Tehditlerinin içi de boş değil artık: Saray’ın yüksek kulelerinden savurduğu tehditler, yaptığı yönlendirmeler ve ‘hukuk yorumları’, aşağıda talimat bekleyen yargı mensuplarınca emir telakki edilecek derecede önemli. Sözününün karşılığı, adalet bekleyen Selahattin Demirtaş’ın, Osman Kavala’nın, yüzlerce yazar, gazeteci ve düşünce insanının hapislerde çürümesiyle eşdeğer.

AKP-MHP ittifakının yılmaz savunucusu, devlet adına asan kesen o isim Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’dan başkası değil. AKP’nin kurucu babalarının da hedefinde olan Uçum, komünistlikten faili meçhul avukatlığına, sivil alan ve ‘taş atan çocuklar’ aktivistliğinden Saray danışmanlığına uzanan yolda, kelimenin tam anlamıyla ‘ilginç’ bir figür. O kadar ilginç ki geçmişinde savunduğu ne kadar ilkesel değer varsa, şimdi hepsinin tam karşısında, tüm heybetiyle ‘devlet’ gibi duran Uçum, bugünlerde biteceği yönünde yorumlar yapılan Cumhur İttifakı’nın (AKP-MHP ortaklığı) yapıştırıcısı rolünde.

Uçum’un bir marifeti de yargıyı “milli”, “gayri milli” olarak tasnif etmesi olmuştu. Kobani Davası’nda Kürt siyasetçilere onlarca yıl hapis ceza verilmesi Saray’ın Başdanışmanı Mehmet Uçum tarafından “Türkiye’nin yargı erki bağımsız ve tarafsızdır. Milli yargımızla ne kadar gurur duysak azdır” şeklinde değerlendirdi.

‘VAN KRİZİ’NDE BAŞROLDEYDİ: AKP’LİLERE HAD BİLDİRDİ

Van’da Abdullah Zeydan’ın tarihi bir farkla kazandığı ancak sonda bir ayak oyunuyla elinden alınmak istenen Büyükşehir Belediye Başkanlığı tartışması sırasında en sert ve dikkat çekici tepki Mehmet Uçum’dan gelmişti. İrade gaspına karşı çıkan AKP’lilere ayar veren Uçum, “Devlet haddini bildirir”, “Devlet notunu aldı”, “Devlet okudu”, “Not edildi” gibi ifadelering eçtiği mesajlarıyla sürecin en tartışılan ismi olmayı başardı.

AKP’de Erdoğan’a en yakın isimlerden birisi olan hukukçu Hayati Yazıcı, “Van ilimizdeki belediye başkanı seçimi ile ilgili 1 Nisan günü zuhur eden cinnet hali durumunu, YSK verdiği isabetli kararla sonlandırdı” diye tweet attı. Kısa bir süre sonra da attığı tweeti hiç bir gerekçe göstermeden sildi.

İşte Hayati Yazıcı’nın sildiği mesajının tartışıldığı saatlerde sahneye Mehmet Uçum çıktı. Uçum özetle “Ancak batıcı ve neo-liberal iç kesimlerin hevesleri kursaklarında kalacak. Bunu Devlet çok iyi okudu. Milli Devlet iradesi haddini bildirir” dedi ve ekledi: “İktidar içinde yer aldığı kabul edilen ve neo liberal zehirle zihin dünyalarını batıcılığa teslim etmişlerin Van olayında aldıkları tutumların kaydedildiğini de herkes fark eder.”


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

O ARTIK “DEVLET”

Uçum’un mesajlarında parlayan ifadeler ise “Devlet farkında!”, “Devlet okudu!”, “Not edildi!”, “Kaydedildi! “Devlet haddini bildirir!” oldu. Bu mesajalr da gösteriyordu ki o artık “devlet adına” konuşan, tehdit eden, not eden, hedef gösteren, bir yerlere bildiren, gerektiğinde devletin sert yüzünü gösteren biriydi. ‘Devlet’in icimleşmiş haliydi sanki.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın çalışmalarını eleştirenlere ‘devleti karşınıza alıyorsunuz’ diyerek aba altından sopa gösteren Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, solculuktan düştüğü cezaevinde 12 Eylül darbesinin işkencelerine maruz kaldı. Bir zamanlar avukat olarak parmakla gösterilen bir insan hakları savunucusu olan Uçum, bugün artık ‘devlet’.  Bir hukukçu olarak Avrupa İnsan Hakkları Mahkemesi (AİHM) kararlarının ne anlama geldiğini bilmesine olmasına rağmen ‘bulunduğu yerin’ hakkını vererek, her seferinde yeni bir açıklamayla şaşırtmaya devam ediyor. Bu, eski bir insan hakları savunucusunun “devlete dönüşme” hikâyesi…

MEHMET UÇUM KİMDİR?

Resmi tarihi şöyle: 19 Mayıs 1965 Kars doğumlu olan Mehmet Uçum, 1982 yılında üniversite eğitimi için İstanbul’a geldi. 1986 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdi. Yabancı dili İngilizce. Yirmi yedi yıl İstanbul’da serbest avukat olarak çalıştı.

İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çalışma Ekonomisi Bölümünde yüksek lisans çalışması yaptı. “Türkiye İş Hukukunda Arabuluculuk” konulu yüksek lisans tezi kitap olarak yayınlandı. Aynı yerde doktora çalışması yaptı. Doktora yeterliliği sınavını geçti. İş hukuku alanında yayınlanmış kitapları ve çok sayıda makalesi bulunuyor.

İŞKENCE GÖRDÜ: ELEKTRİK VERDİLER, ASKIYA ASTILAR

Mehmet Uçum, 2016 yılında HaberTürk gazetesinden Kübra Par’a verdiği röportajda hayatı ve düşünceleriyle ilgili önemli bilgiler verdi. Röportajda solcu olduğunu açıklayan Uçum, eskiden Türkiye Komünist Partisi’nin gençlik kollarında görev aldığını da söyledi. Uçum, 1980 darbesi ve sonrasında işkence gördüğünü de açıkladı.

“Ağabeylerim, amcalarım sol hareketin içindeydi. 12-13 yaşında politik faaliyetlere katıldım” diyen Uçum, eski Türkiye Komünist Partisi’nin gençlik kolunda görev aldığını açıkladı. Yakın bir arkadaşının o dönemki sağ-sol çatışmasında öldürüldüğünü de aktaran Uçum, onun ölümünü yazı yazıp afiş asarak protesto ettiği için gözaltına alındığını ve işkence gördüğünü anlattı: “Elektrik verdiler. Kafamda Rus rulet oynadılar. Soğuk su döktüler. Askıya astılar. Nehrin kenarına götürüp ‘Seni vurup, buraya atacağız’ dediler. Çocuk yaştaydım ama kedimi militan, onları ise düşman olarak görüyordum. Düşmanlara karşı direniyormuşum gibi hissediyordum.”


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

12 EYLÜL’E CEZAEVİNDE YAKALANDI: MİKRO DİYARBAKIR CEZAEVİ

12 Eylül 1980’deki askeri darbeye cezaevindeyken yakalanan Mehmet Uçum, cezaevindeki hakaretleri copları, yerlerde süründürmeleri birebir yaşadı: “Hücrelerin kapısı tekmeyle açıldı. ‘Kalkın lan darbe oldu’ dediler. Gözaltı sürem 55 güne çıktı. Sonra Erzurum sıkıyönetim cezaevine gittim. Diyarbakır Cezaevi’nin mikro bir pratiğini orada yaşadım. Mahkûmları her sabah yerlerde süründürürlerdi. Coplatırlardı. Marşlar ezberletip, söyletirlerdi. Hakaretleri saymıyorum bile.”“Doğru tanımlama buysa” diyor Uçum, “muhafazakâr sol demokratım.”

YOLU ERDOĞAN’LA KESİŞİNCE HAYATI DEĞİŞTİ…

Uçum, yolunun Recep Tayyip Erdoğan’la nasıl kesiştiğini de şu sözlerle açıkladı: “Uzun yıllar AK Parti’ye demokratikleşme sürecine destek verdim. ‘Yetmez ama evet’ platformu içindeydim. 2010’da TMK mağduru çocuklar ile ilgili bir toplantıda Tayyip Erdoğan ile bir araya geldik. Bunun bir çocuk sorunu olduğunu anlattım. ‘Bu sorunu çözeceğiz’ dedi. Sonraki süreçte yeni Anayasa konusunda Osman Can ile çalışmalar yaptık. Sonra Akil İnsanlar Heyeti’ne davet edildim. 7 Haziran’da Kars’tan milletvekili seçildim. 1 Kasım’da anayasa konusunda daha fazla katkıda bulunacağımı düşündüğüm için milletvekilliği yerine bu görevi tercih ettim.”

İLETİŞİM BAŞKANLIĞI’NI ELEŞTİRMEK ‘DEVLET’İ ELEŞTİRMEKMİŞ

Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı olduğundan beri zaman zaman çok eleştirilen çıkışlarda bulunuyor. Örneğin; İletişim Başkanlığına yapılan eleştirileri devlet eleştirmek olarak niteleyen Uçum, açıklamasına şöyle devam etti: “Eleştirileri oradaki sorumluluk üstlenmiş aktörler üzerinden yapabilirsiniz, gerekli duyuruları yapabilirsiniz. Ama kurumsal olarak bu yapıları karşınıza alırsanız siz devleti karşınıza almış oluyorsunuz.”

AİHM’İN DEMİRTAŞ KARARI İÇİN “BAĞLAYICI DEĞİL” DEDİ

Mehmet Uçum, AİHM’in eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’la ilgili tahliye kararına Türkiye mahkemelerinin uymamasını da normal bulan ‘hukukçulardan’. AİHM kararlarının “esastan bağlayacağı olmadığı” görüşünü dile getiren Uçum, “AİHM ve AYM’nin kararları hiyerarşik değil yönlendirici denetimdir. AİHM ve AYM’nin kararları dosyaların yeniden ele alınması konusunda bağlayıcıdır. Mahkemeler yeniden bakmak zorundadır. Yeniden baktığında yeni hüküm kurabilir ya da kurmayabilir” ifadelerini kullandı. Uçum’un bu sözleri, hukuk çevrelerinde çok büyük eleştiriler aldı.

KAVALA İÇİN İHLAL SÜRECİ BAŞLATILINCA YİNE “BAĞLAYICI DEĞİL” DEDİ

Mehmet Uçum, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin AİHM’in Osman Kavala kararının uygulanmaması nedeniyle Türkiye için “ihlal süreci “başlatmasından sonra yaptığı açıklama ile yine tepki çekti. Uçum, Komite’nin Türkiye aleyhine başlattığı sürecin “hukukla ilgisi olmadığını” iddia ederek, siyasi olduğunu savunarak, “AİHM kararları usul açısından bağlayıcı esas açısından ise bağlayıcı değildir. Ulusal yargı yerleri esas yönünden ihlale uygun karar verip vermemekte bağımsızdır” yorumunda bulundu. Uçum’un bu yorumuna hukukçulardan sert tepki geldi.

ÖZİL’İ ELEŞTİRENLERİ ‘BU ÜLKEYE AİT OLMAMAKLA’ SUÇLADI

Fenerbahçe’ye transfer olarak Türkiye’ye gelen Alman Milli Takımı futbolcusu Mesut Özil’in bazı açıklamalarına kamuoyunda yöneltilen eleştiriler için Mehmet Uçum, ‘bu ülkeye ait olmayanlar’dan bahsederek karşılık verdi. Yıllarca ayrımcılıkla mücadele ettiğini savunan Uçum’un kendisi gibi düşünmeyenleri “ayırması” tepki ekti. Uçum, “Mesut Özil iyi ki tüm değerlerinle geldin. Bu güzel Ülke’ye en güzel aidiyetinle geldin. Avrupa’da yaşadığın ötekileştirmeye karşı aldığın muhteşem tutumla geldin. Çapsızların, bu Ülke’ye ait olmayanların sözlerini dikkate alma. Bu Ülke seni bağrına bastı, gerisini hiç önemseme” ifadelerini kullandı.

“SİVİL ALAN” HUKUKUNDA AKLA GELEN İSİMLERDEN

Basın Hukuku alanında Galatasaray Üniversitesi tarafından yayınlanan ortak bir kitabın yazarlarından olan Uçum’un Politik Anayasa Hukuku, Ceza Hukuku, Fikri Haklar, AB-Türkiye Ortaklık Hukuku, Çocuk Hakları ve Dernekler Hukuku alanlarında da yayınlanmış makaleleri var. On üç yıldır yayın hayatında olan Legal İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku isimli hakemli derginin başlangıçtan itibaren Yayın Yönetmenliğini yapan Mehmet Uçum, Legal İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukukuna İlişkin Yargı Kararları ve İncelemeleri Dergisi’nin editörlüğünü ve yazarlığını yaptı.

İstanbul Barosu bünyesinde 1995 yılında kurulan Çalışma Hukuku Komisyonu’nun kuruluşunda görev aldı, sekiz yıl komisyon bünyesinde çalıştı ve 1998–2002 döneminde başkanlığını yürüttü.

“FAALİ MEÇHUL CİNAYETLER” VE “KAYIPLARI ARAŞTIRMA PROJESİ” KOORDİNATÖRÜYDÜ

Mehmet Uçum, İstanbul Barosu bünyesinde; Adli Yargıda Yolsuzluk Araştırması Proje Koordinatörü (1998), Faali Meçhul Cinayetler ve Kayıpları Araştırma Projesi Koordinatörü (1998-2002) ile Deprem ve Hukuk Çalışmaları Koordinatörü (1999-2000) görevlerinde bulundu. İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi’nin kurucu üyeliğini bir dönem sözcülüğünü yaptı (1998-2002).

‘TAŞ ATAN ÇOCUKLAR İÇİN’ MÜCADELE ETTİ

İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezinde çalıştı (1996-2002). Çocuklar İçin Adalet Çağırıcıları faaliyetinde TMK Mağduru çocuklara ilişkin sorunun özellikle hukuki alanında çalışmalar yürütmüş konuyla ilgili yasanın çıkması sürecinde çalıştı (2009-2010). Bu yasa “taş atan çocuklar” olarak bilinen, yaşları 18’den küçük olan çocukların en ağır Terörle Mücadele Kanunları kapsamında yargılanmalarına neden oluyordu. Uçum, yasanın değişmesi için o dönem faaliyet gösteren insan hakları kurumları ve sivil toplum kuruluşları arasında önemli bir isimdi.

ÇÖZÜM SÜRECİNDE AKTİF ROL ALDI

Mehmet Uçum, AKP’nin PKK’yle yürüttüğü çözüm sürecinde de önemli ve aktif rol almış bir isim. Demokratik Açılıma Yurttaş Katkısı Platformunu kurdu ve sözcülüğünü yaptı (2009-2010). 2010’daki anayasa değişikliği referandumunda ‘Yetmez Ama Evet Kampanyasında’ çalıştı. Kuruculuğunda görev aldığı Anayasa Çalışma Grubunun üyesi olarak Türkiye’nin yeni anayasa yapım sürecinde Yeni Anayasa Platformu bünyesinde çalıştı ve platformun sözcülüğünü yaptı (2010-2012). Akil İnsanlar Heyeti Doğu Anadolu Grubu Üyesi olarak çalıştı (2013).

TESEV’İN ÖNEMLİ İSMİ, PODEM’İN KURUCUSU

Uçum, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı’nın (TESEV) Anayasa İzleme Raporlarının yazarları arasında yer aldı. TESEV’in demokratikleşme programında yer alan çeşitli çalışmalarda danışmanlık ve hakemlik yaptı (2010-2014). 2015 yılı Şubat ayında kurulan Kamusal Politika ve Demokrasi Çalışmaları Derneğinin (PODEM) kurucu başkanlığını yaptı. 25. Dönem Kars AKP Milletvekili olarak Meclis’e giren Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili olarak görev yapıyor.

AKP’NİN AĞIR İSİMLERİNİN HEDEFİNDEKİ İSİM

Mehmet Uçum, yaptığı çıkışlar,i söylediği sözler ve hem AKP’ye hem de Cumhur İttifakı’na biçtiği “rollerle” sürekli göz önünde olan ve çokça tartışılan bir isim. Ona yönelik eleştirilerin önemli bir kısmının eski demokrat, sol, sosyalist çevrelerden çok AKP’nin kurucu isimlerinden gelmesi ise dikkat çekiyor.

Son olarak Bülent Arınç’ın “kendini bilmez zat” olarak hedef aldığı Uçum, daha önce de Hüseyin Çelik, Hüseyin Kocabıyık, Aziz Babuşçu, Mehmet Metiner, Orhan Miroğlu gibi pek çok ismin hışmına uğradı.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

HÜSEYİN ÇELİK:  KOMÜNİST BOZUNTUSU

AKP kurucusu, Kültür Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, parti sözcüsü gibi birçok görevde bulunan Hüseyin Çelik’ten Mehmet Uçum’a gelen sert eleştiriler, AKP kanadında kaydedilen en net ve sert eleştiriler oldu.

Cumhurbaşkanı Danışmanı Mehmet Uçum

Çelik, isim vermeden, Van’da DEM Parti’li Abdullah Zeydan’a mazbatasının verilmemesine tepki gösteren AKP’lileri hedef alan ve “Devlet çok iyi okudu” sözleri AKP içinde kriz yaratan Uçum’u hedef aldı. “Sarayda kanunların efendisi haline getirilmiş bir komünist bozuntusu var. Ne idüğü belirsiz adam racon kesiyor, parmak sallıyor. Erdoğan nasıl müsaade ediyor?” diye konuştu.

‘HADDİNİZİ AŞIYORSUNUZ’

Eski AKP İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık, “Ak Parti’nin şimdi bir numaralı meselesi Külliye’deki Maocu-Carl Schmittçi danışmanın o karargâhtan kapı dışarı edilmesidir. Kan ve ruh bozulmasının kaynağı başka yerlerde aranmasın” derken, eski AKP İstanbul İl Başkanı, partinin önde gelen isimlerinden Aziz Babuşçu ise “Sizin üslubunuz ile söyleyeyim, haddinizi aşıyorsunuz” diyordu.

‘DEVLET ADINA PARMAK SALLIYOR’

AKP kanadında Uçum’a yönelik tepkiyi başlatan ilk isimlerden biri Mehmet Metiner’di. Metiner, “Kibirli bir dille devlet adına AK Parti’mizin içinde sizin gibi düşünmeyen değerli kardeşlerimize parmak sallama cüretini nerden alıyorsunuz? Sahi siz kimsiniz de… parmak sallama cesaretini görebiliyorsunuz? Partimizde bir göreviniz var da biz mi bilmiyoruz? Sonuçta atanmış bir memursunuz” dedi. Metiner’in sözleri, AKP’de bir kanadın Saray’da danışmandan rahatsızlığını göstermesi bakımından dikkate değer bulunmuştu.

FENERBAHÇE’DEKİ BAŞAKNLIK YARIŞINDA BİLE EN ÇOK O KONUŞULDU

Mehmet Uçum, artık ülkedeki en önemli figürlerden biri. Sadece tehditleri, yargıya talimatları ya da koptu-kopacak enilen MHP’yle ilişkili yolunda tutmasıyla değil, sanattan spora kadar pek çok alanda ismi öne çıkan biri. Öyle ki Fenerbahçe’de Aziz Yıldırım’la Ali Koç arasındaki başkanlık ayrışında dahi rol çalmayı başardı, seçimi ürecinin en çok konuluşan ismi oldu. Ali Koç’u doğrudan hedef alan Uçum, Aziz Yıldırım’la Koç arasında Habertürk TV’de yapılan açık oturumun en hararetli konularından biriydi.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com