Yeni tarih kitabı, Amerika’daki köleliğe karşı direnişlerin “görünmeyen yüzünü” ortaya koyuyor

Tarihçi Carrie Gibson’ın yakın zamanda yayımlanan "The Great Resistance: The 400-Year Fight to End Slavery in the Americas" adlı kitabı türlü polemikleri tetikledi. Söz konusu eser, Amerika kıtasında dört yüzyılı aşkın süren kölelik karşıtı mücadeleleri kapsamlı biçimde yeniden ele alıyor.

  • ü
  • 07 Ocak 2026
  • ü
  • Kültür

Köleliğin tarihi üzerine akademik söylemde yeni bir eşik olarak görülen The Great Resistance: The 400‑Year Fight to End Slavery in the Americas (Amerika kıtasında köleliğe karşı 400 yıllık direniş), önceki gün (5 Ocak) okurla buluştu. Eserin yazarı Carrie Gibson, kölelik karşıtı mücadeleleri yalnızca Anglosakson tarih anlatılarıyla sınırlı okumak yerine, Latin Amerika, Karayipler ve Brezilya dahil geniş bir coğrafyada sürdürülmüş direniş ağlarını da görünür kılıyor. Kitap, dört yüzyıl boyunca süren bu direnişlerin sistematik bir dökümünü sunuyor ve “sömürülen ama sesleri yok sayılan” bireylerin kendi özgürlük çabalarını merkeze alıyor.

The Guardian’ın haberine göre, Gibson’un eserinde köleliğe karşı ayaklanmalar, kaçışlar ve bireysel mücadeleler, sadece sistematik bir baskı olarak değil, aktif direniş pratikleri olarak ele alınıyor.

Gibson, çalışmasında Toussaint Louverture gibi bilinen figürlerin yanı sıra Mahommah Gardo Baquaqua ve Lourenço da Silva Mendonça gibi görece az bilinen aktörlere de yer veriyor; bunlar, kendi özgürlükleri için mücadele etmiş ya da uluslararası düzeyde seslerini duyurmaya çalışmış isimler. Kitap, köleliğin sona ermesinin ardından bile miras bırakmış sistemik eşitsizlikleri de mercek altına alıyor ve okuyucuyu modern toplumun temelleriyle ilgili zorlayıcı sorularla yüzleştiriyor.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

 

Eser, John Murray Press tarafından İngiltere’de yayımlanırken, ABD’de de Atlantic Monthly Press tarafından dağıtılıyor; yaklaşık 640 sayfa olarak basıldı. Bu kapsamlı tarih kitabı, kölelik ve özgürlük mücadeleleri alanında yayınlanan son yılların en geniş perspektifli çalışması olarak tanımlanıyor.

Köleliğe Karşı Direnişin Üç Farklı Yüzü Kimlerdi?

Toussaint Louverture, Haiti Devrimi’nin simge ismidir. Eski bir köle olarak başladığı yaşamı, 18. yüzyıl sonunda Fransız sömürge düzenine karşı yürütülen en başarılı köle ayaklanmasının liderliğine kadar uzanır. Louverture, yalnızca silahlı direnişi değil, siyasal örgütlenmeyi de merkeze alan bir figür olarak, köleliğin fiilen yıkılabileceğini gösteren tarihsel bir kırılma yaratmıştır.

Buna karşılık Mahommah Gardo Baquaqua, direnişi kalemle sürdüren isimlerdendir. Batı Afrika’da doğan Baquaqua, Brezilya’da köleleştirildikten sonra ABD’ye kaçmış, burada kendi yaşam öyküsünü kaleme alarak köleliğin gündelik şiddetini ilk elden belgeleyen nadir tanıklardan biri olmuştur. Yazdıkları, köleliğe karşı yürütülen entelektüel ve ahlaki mücadelenin erken örnekleri arasında yer alır.

Lourenço da Silva Mendonça ise 17. yüzyılda hukuki ve diplomatik yolları kullanan daha erken bir figürdür. Brezilya doğumlu Mendonça, Avrupa’da Papalık makamına başvurarak köleliğin gayrimeşru olduğunu savunmuş, siyahların özgürlüğü için dinsel ve hukuki argümanlar geliştirmiştir. Onun mücadelesi, köleliğe karşı direnişin yalnızca isyanla değil, hukuk ve söylem yoluyla da yürütüldüğünü gösterir.

Bu üç isim birlikte okunduğunda, köleliğe karşı mücadelenin tek bir biçimi olmadığı; silahlı ayaklanmadan yazılı tanıklığa, diplomatik girişimlerden ahlaki itiraza uzanan çok katmanlı bir direniş tarihi bulunduğu daha net biçimde ortaya çıkar.

 

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER