Julian Barnes (FOTOĞRAF: PIERRE VERDY / AFP) British writer Julian Barnes is seen before the beginning of the French channel TF1 literature programm, 06 January 2004 in Paris. (Photo by PIERRE VERDY / AFP)
Çağdaş İngiliz edebiyatının en etkili isimlerinden Julian Barnes, yayımlanan yeni romanının ardından kurgu yazmayı bırakacağını duyurdu. The Guardian’a verdiği röportajda konuşan Barnes, yaklaşık kırk beş yıla yayılan yazarlık kariyerinin bu kitapla birlikte kapanacağını söyledi.
Barnes’ın veda ettiği roman Departure(s), yazarın uzun süredir işlediği hafıza, yaşlanma, kayıp ve ölüm temalarını merkezine alıyor. Yazar, bu kitabın “doğal bir kapanış noktası” olduğunu belirterek, artık yeni bir roman yazma ihtiyacı hissetmediğini dile getirdi. Buna karşın gazetecilik, deneme ve edebiyat eleştirisi yazmayı sürdürmeyi planladığını da ekledi.
1980’lerden bu yana İngiliz edebiyatında belirleyici bir konumda olan Barnes, özellikle The Sense of an Ending (Bir Son Duygusu) ile 2011 Booker Ödülü’nü kazanmış; romanlarında bireysel hafıza ile tarihsel anlatı arasındaki gerilimi özgün bir üslupla işlemişti. Yazarın vedası, yalnızca kişisel bir karar olarak değil, aynı zamanda belirli bir edebiyat kuşağının kapanışı olarak da yorumlanıyor.
Barnes’ın açıklaması, edebiyat dünyasında “ne zaman susmalı?” sorusunu yeniden gündeme getirdi. Bazı eleştirmenler bu kararı, üretkenliğin zorunlu olmadığına dair bilinçli bir tutum olarak değerlendirirken; bazıları ise Barnes’ın hâlâ söyleyecek çok sözü olduğunu savunuyor. Her iki yaklaşımda da ortaklaşan nokta, yazarın vedasının sembolik bir ağırlık taşıdığı.
Bu haberler de ilginizi çekebilir:
Julian Barnes’ın kararı, edebiyat dünyasında nadir görülen türden bir netlik sunuyor: Sessizce geri çekilmek yerine, yazarlığın sınırlarını kendisinin çizdiği bir kapanış. Bu yönüyle Departure(s), yalnızca bir roman değil, aynı zamanda bir edebi vedanın kaydı olarak okunuyor.
Edebiyatta “veda”, çoğu zaman tükenişten ziyade bilinçli bir sınır çizme eylemi olarak ortaya çıkar. Bazı yazarlar, söyleyeceklerini belirli bir estetik bütünlük içinde tamamladıklarını düşündükleri anda susmayı seçer; bu, üretimi sürdürme baskısına karşı alınmış etik bir karardır. Julian Barnes’ın son romanıyla kurguya nokta koyma kararı da bu çizgide okunur: Yazarlık, bir maraton değil, doğru yerde bitirilmesi gereken bir yolculuktur.
Bir başka neden, tekrar korkusudur. Uzun yıllar boyunca belirli temaları, biçimleri ve sesleri işlemiş yazarlar, kendilerini yinelemeye başladıklarını hissettiklerinde geri çekilmeyi tercih edebilir. Philip Roth, üretiminin son döneminde “artık daha iyisini yazamayacağım” diyerek romanı bırakmış; vedayı, edebi dürüstlüğün bir parçası olarak görmüştü. Burada mesele yazamamak değil, yazılanın önceki metinlerin gölgesinde kalma ihtimalidir.
Veda bazen de yaşlanma ve zaman bilinciyle ilgilidir. Bedensel yorgunluk, zihinsel ritmin yavaşlaması ya da dünyanın değişen temposuyla kurulan mesafe, yazarı başka türlere yöneltebilir. Günter Grass gibi bazı isimler, roman yerine deneme, anı ya da şiire yönelerek susmayı değil, biçim değiştirerek devam etmeyi seçmiştir. Bu da vedanın mutlak bir sessizlik anlamına gelmediğini gösterir.
Son olarak, vedanın sembolik bir boyutu vardır. Yazarlık, yalnızca metin üretmek değil, aynı zamanda kamusal bir konumdur. Bazı yazarlar, bu konumu zamanında terk etmenin metinleriyle kurulan ilişkiyi daha sahici kılacağına inanır. Bu bakımdan veda, edebiyattan kaçış değil; edebiyatla kurulan ilişkinin onurlu bir kapanışı olarak okunabilir.
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
