Gerard Butler’dan felaket filmi geliyor: “Gerçek olsaydı hayatta kalamazdım”

Ünlü aktör Gerard Butler, yaklaşan felaket filmi "Greenland 2: Migration" hakkında konuştu. Oyuncu, filmin çizdiği kıyamet senaryosunun gerçek hayatta karşılığı olsa hayatta kalamayacağını söyledi.

  • ü
  • 09 Ocak 2026
  • ü
  • Kültür

Felaket sinemasının son yıllardaki dikkat çeken serilerinden Greenland’in devam filmi için geri sayım sürerken, başrol oyuncusu Gerard Butler projeye dair açıklamalarda bulundu.

Reuters’ın aktardığına göre Butler, Greenland 2: Migration’da canlandırdığı karakterin dayanıklılığını överken, benzer bir felaketin gerçek hayatta yaşanması durumunda kendisinin hayatta kalamayacağını dile getirdi.

2020 yapımı ilk film Greenland, göktaşı tehdidi altındaki bir dünyada hayatta kalmaya çalışan sıradan bir ailenin hikâyesini merkeze almış ve pandemi döneminde dijital platformlarda geniş izleyiciye ulaşmıştı. Devam filmi Migration ise bu anlatıyı küresel ölçekte genişleterek, insanlığın hayatta kalma mücadelesini farklı coğrafyalara yayıyor.

Butler’ın açıklamaları, filmin gerçekçilik iddiasına da işaret ediyor. Oyuncu, Greenland 2’nin yalnızca büyük yıkım sahnelerine değil, kaos ortamında alınan bireysel ve ahlaki kararlara odaklandığını vurguluyor. Reuters’a göre yapım, klasik felaket sinemasının aksine “kahramanlık”tan çok kırılganlık ve belirsizlik duygusunu öne çıkarıyor.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

 

Filmin yönetmen koltuğunda ilk yapımda olduğu gibi Ric Roman Waugh oturuyor. Greenland 2: Migration’ın 9 Ocak 2026 tarihinde dünya genelinde sinema salonlarında gösterime girmesi planlanıyor. Yapım, felaket sinemasının güncel örnekleri arasında hem gişe hem de izleyici tepkileri açısından yakından izleniyor.

Felaket Sineması Neden Hâlâ İlgi Görüyor?

Felaket sineması, yalnızca yıkımı değil, yıkım karşısında insan davranışını anlatır. Türün klasik örnekleri olan The Poseidon Adventure ve The Towering Inferno, bireysel kahramanlıkla kolektif paniği yan yana koyarken; 1990’larda Armageddon ve Deep Impact gibi yapımlar küresel yok oluş korkusunu merkeze aldı. Son yıllarda ise felaket filmleri, görsel yıkımdan çok etik kararlar, hayatta kalma psikolojisi ve toplumsal kırılganlık üzerinde duruyor. Pandemi, iklim krizi ve göç tartışmalarıyla birlikte tür, izleyici için soyut bir korkudan ziyade “olası bir gelecek senaryosu”na dönüşmüş durumda. Greenland serisinin ilgi görmesi de bu güncel kaygılarla kurduğu doğrudan bağdan besleniyor.

Greenland Serisi Ne Anlatıyor?

Greenland, felaket sinemasında alışıldık olan “dünyayı kurtarma” anlatısını bilinçli biçimde reddederek, sıradan bir ailenin hayatta kalma çabasını merkezine aldı. Film, küresel yıkımı bir arka plan olarak kullanırken, asıl gerilimi insanların kriz anında aldıkları küçük ama belirleyici kararlardan üretti. Devam filmi Greenland 2: Migration ise bu yaklaşımı genişleterek, felaket sonrası dünyada yer değiştirme, kaynak mücadelesi ve toplumsal çözülme temalarına odaklanıyor. Serinin ayırt edici yanı, kahramanlığı abartılı fedakârlıklarda değil; korku, bencillik ve sorumluluk arasında sıkışan insan hâllerinde araması. Bu nedenle Greenland, modern felaket sinemasında daha “sessiz” ama daha rahatsız edici bir çizgide konumlanıyor.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER