İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının 18 Mart’ta iptal edilmesiyle başlayıp, 23 Mart’ta tutuklanmasıyla nihayete eren sürecin toplumdaki yansıması ilk günden itibaren itiraz ve güçlü bir karşı koyuş oldu.
Uzun yıllara yayılmış otoriterleşme ve yoksullaşma pratiğinin ardından AKP’nin bu son hamlesi toplumsal muhalefeti de yeni bir evreye taşıdı.
AKP tüm devlet imkânlarını kullanır, yargıyı siyasetin aparatı ve kendisinin doğal uzantısı haline getirirken haksızlık, hukuksuzluk, keyfilik, yoksulluk ve baskıya karşı milyonlar yanıtını sokakta verdi. Bardağı taşıran son damla Ekrem İmamoğlu operasyonu oldu ki uyuyan dev de böylece uyandı. Milyonların öfkesi ve itirazı sokak ve meydanlarda, miting alanlarında üniversite kampüslerinde ve fırsat bulabildiği her yerde açığa çıktı, çıkmaya da devam ediyor.
Dalga dalga yayılan itiraz, 2 Nisan’da ülke tarihinin en kitlesel boykotunu örgütledi.
Üniversite öğrencilerinin çağrısıyla başlayan ve CHP’nin de desteklediği ‘2 Nisan tüketim boykotu’ için Özgür Özel “Milletle inatlaşmak neymiş, milletin Cumhurbaşkanı adayını hapse atmak neymiş bu iktidar anlayacak” dedi ve öyle de oldu.
2 Nisan’da harcama tutarlarında yaklaşık 13,8 ile 15,7 milyar TL’lik düşüş yaşandı. Veriler, 2 Nisan’daki harcamaların Nisan 2024’deki günlük ortalamaya göre yüzde 23,67; ocak ve şubat ortalamasına göre de yüzde 21,36 düştüğünü söylüyor.
Ekonomik boykota pek çok esnaf da kepenklerini indirerek katıldı. İstanbul’da Kadıköy ve Beşiktaş kapalı dükkânları ve boş sokaklarıyla özellikle dikkat çekerken, sosyal medyadan “Sanırsın 90’lar Kürt illeri” yorumları yapıldı.
Tüketim boykotunun etkisini ölçmek için harcama tutarları ile boş sokaklar, kapalı dükkânlar kadar iktidar şürekâsının söylem ve yapıp etmeleri de bir tür veri işlevi gördü.
Halk iktidarın ezberini bozarken, paniklemiş saray erkânından peş peşe açıklamalar geldi, boykot, ‘milli güvenlik sorunu” ilan edildi.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’yı uyku tutmamış olacak ki boykot çağrılarına gece saat 03.57’de cevap verdi. Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığına sabotaj yapıldığını söyleyen Yerlikaya “Asıl hedefleri yerli üretimi durdurmak! Bu çağrı milli ekonomimize suikasttır! Ekonomimize bir darbe girişimidir!” dedi. (Ünlemler Yerlikaya’dan)
Polislerin kovaladığı Pikaçu’yu ‘emperyalist’ ilan eden CB Başdanışmanı Mehmet Uçum, halkı da yine ‘emperyalist operasyonla’ suçladı.
AKP Sözcüsü Ömer Çelik ise CHP’yi ‘marjinal örgüt’ olarak nitelendirdi, “Siyasi tarihimizdeki en büyük siyasi fanatizm ve sosyal bölücülük” ifadelerini kullandı.
Bu korodan RTÜK de eksik kalmadı. Bir gözdağı da Ebubekir Şahin’den geldi. Yine ve bir kez daha ‘Milli- manevi hassasiyetler’ diyen Şahin “Gereği yapılacaktır” diye devam etti.
En iddialı açıklama ise Erdoğan’dan geldi. Sokaklarda in cin top atarken Erdoğan “Gördüğünüz gibi AVM’ler onların dediği gibi olmadı, tam aksi çok daha hareketli bir süreç geçirdi. Demek ki milletim bunları affetmiyor, tam aksine daha fazla alışveriş yapıyor” dedi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı durur mu, boykot çağrısı yapanlar hakkında ‘nefret, ayrımcılık ve halkı kin ile düşmanlığa tahrik’ ediyorlar deyip soruşturma başlattı.
Toplumu etkileme gücünden olsa gerek ünlüler de yine hedefteydi. Oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu’nun sosyal medya hesabından “Boykot, Anayasa’nın düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile toplantı gösteri yürüyüşü hakkı kapsamında değerlendirilebilecek bir protesto biçimidir. Anayasamızın 25., 26. ve 34. maddeleriyle güvence altına alınmıştır” dediği için 10 kişiyle birlikte gözaltına alındı. Sosyal medya hesaplarına erişim engeli gelmesi de yine aynı hızla olup bitti.
TRT, boykot çağrısı yapan oyuncu Aybüke Pusat’ı ‘Teşkilat’ dizisinden, Pusat’a destek veren senarist Ali Aydın’ın ‘Rumi’ dizisini de Tabii’den çıkardı. Bu liste böyle uzayıp gidiyor ama Aydın’ın TRT Genel Müdürü Zahid Sobacı’ya söylediği “Şahanelerinizin profesör titrine mi yanayım, TRT gibi bir kuruma yönetici olabilme talihsizliğinize mi?” sözü de baki kaldı.
İktidar cephesinin her türden manipülasyon, baskı, yıldırma ve tehditlerine rağmen tüm bu tabloda en dikkate değer görünen de toplumun dayanışması oldu.
Gözaltına alınan oyuncu Cem Yiğit Üzümoğlu’na meslektaşlarının desteği gecikmedi. Kubilay Aka “Bugün bir kişinin ağzını ellerinizle kapatacaksınız belki ama milyonlar artık yönetilmeye çalışılan algının farkında” diyerek dertlere tercüman oldu. Oyuncular Sendikası Başkanı Zuhal Olcay, “Dayanışmanın gücü vardır, Cem yalnız değildir” dedi.
Müjdat Gezen, TRT’nin işten çıkardığı Aybüke Pusat’a “Gel bizde hoca ol” diyerek iş teklif etti.
Kaan Urgancıoğlu, Selahattin Paşalı, Rüzgâr Aksoy, Şenay Gürler, Nihal Yalçın gözaltına alınmış, işlerinden olmuş meslektaşlarına destek veren isimlerden sadece birkaçı…
‘Demokrasi ve özgürlük için yurttaşların ellerindeki gücü kullanması’ anlamına gelen boykot, bu haliyle sadece protesto değil aynı zamanda ‘dayanışma’ ve ‘umut’ demek. ‘Hak mücadelesinde birlikte hareket etmeyi’ salık veren boykot ve daha başka boykotlu günler bitmez sanılan karanlığın da sonu gibi, temiz hava gibi…