İstanbul Barosu yargılanıyor: Dava başladı, 83 ülkeden hukukçular Silivri’de

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin, Suriye’de öldürülen gazetecilere ilişkin yaptığı açıklama nedeniyle yargılandığı davada duruşma Silivri’de başladı. Kaboğlu ile 10 yönetim kurulu üyesi hakkında 12 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Bir hafta sürecek davayı 83 ülkeden hukukçuları temsilen 30 baro ile 17 uluslararası hukuk birliği takip ediyor.

  • ü
  • 05 Ocak 2026
  • ü
  • Gündem

İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ile yönetim kurulu üyelerinin, Suriye’de yaşamını yitiren gazetecilere ilişkin yapılan açıklamalar nedeniyle “örgüt propagandası yapmak” ve “yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamalarıyla yargılandığı davanın duruşması başladı.

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen dava, Silivri’de bulunan Marmara Ceza ve İnfaz Kurumları yerleşkesinde kurulan duruşma salonunda yapılıyor. Bugün başlayan yargılamanın 9 Ocak Cuma gününe kadar sürmesi öngörülüyor.

Duruşmada savcının esas hakkındaki mütalaasını sunmasının ardından sanıkların esas hakkındaki savunmalarının alınması ve mahkeme heyetinin kararını açıklaması bekleniyor.

83 ÜLKEDEN GELEN HUKUKÇULAR TAKİP EDİYOR

MLSA’nın aktardığına göre davayı, 83 ülkeden hukukçuları temsil eden 30 baro ile 17 uluslararası hukuk birliğinin temsilcileri aralarında birçok baro başkanı ve üst düzey yöneticinin de bulunduğu isimler, gözlemci olarak takip ediyor. Paris, Berlin ve Amsterdam baroları ile Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi (CCBE) de gözlemciler arasında yer alıyor.

Savcı, duruşma arasında sunduğu mütalaayı tekrar ettiğini söyledi. İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu, esas hakkındaki savunmalara geçmeden önce davanın Anayasa’ya aykırı olduğunu belirterek bu konuda beyanda bulunacağını ifade etti. Kaboğlu, duruşmayı izlemeye gelen ve 83 ülkeden hukukçuları temsil eden 30 baro ile 17 uluslararası hukuk birliğinin isim ve ülkelerini tek tek sayarak teşekkür etti.

KABOĞLU: SUÇLAMALAR, ANAYASA’YA AYKIRI

Baro Başkanı Kaboğlu, iki ayrı itirazından ilkinde, kendilerine yöneltilen suçlamalardan biri olan Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesinin kamuoyunda “sansür yasası” olarak bilinen Dezenformasyonla Mücadele Düzenlemesinin Anayasa’nın 2. (hukuk devleti), 25. (düşünce ve kanaat özgürlüğü), 26. (ifade özgürlüğü) ve 90. (uluslararası sözleşmelerin üstünlüğü) maddelerine aykırı olduğunu belirterek iptal edilmesi gerektiğini söyledi.

‘TÜRKİYE’NİN VAHİM DURUMUNUN YANSIMASIDIR’

Turkey Human Rights Litigation Support Project, Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün de bulunduğu insan hakları ve hukuk meslek örgütleri, bugün yaptıkları ortak açıklamada, İstanbul Barosu Başkanı ve on yönetim kurulu üyesi hakkında süregelen davanın ve baro yöneticilerinin “terör örgütü propagandası yapmak”tan cezalandırılması yönündeki savcılık talebinin, Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve demokratik normların içinde bulunduğu vahim durumun çarpıcı bir yansıması olduğunu belirtti.

Açıklamada, 5-9 Ocak arasında İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek ve karar duruşması olması beklenen duruşma öncesinde yetkilileri, ceza yargılamalarının kötüye kullanılmasına derhal son vermeye ve suçlamaları düşürmeye çağırdı. Açıklamada, özetle şu ifadelere yer verildi:

‘BU İDDİALAR TAMAMEN MESNETSİZDİR’

“Hukuka uygun ve hak temelli bir açıklamanın, bilinçli bir şekilde silahlı bir örgütün amaçlarına hizmet ettiğini öne süren bu iddialar tamamen mesnetsizdir ve hukuki dayanaktan yoksundur. İnsan hakları ihlallerini ve hukukun üstünlüğünü ilgilendiren konularda görüş bildirmek İstanbul Barosu’nun yasal ve etik görevidir.

Savcının yaklaşımı, baronun hem iç hukuk hem de uluslararası insan hakları hukuku ve standartları uyarınca korunan bu görevini yerine getirmesinin bilfiil suç olduğunu öne sürmektedir. Savcının ifade özgürlüğü hakkının meşru kullanımını bir terör suçu olarak yorumlaması, ceza hukukunun kötüye kullanımı ve yargı tacizi niteliğindedir.

Avukatların ve avukatlık meslek örgütlerinin ifade ve örgütlenme özgürlüğü haklarını kullanmalarının kriminalize edilmesi, onların hak ve rollerini güvence altına alan bu belgelerin yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. ve 11. maddeleri ile, Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 19., 22. maddelerine ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26., 27. ve 33. maddelerine aykırıdır.”

NE OLMUŞTU?

İstanbul Barosu, Suriye’de öldürülen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin ile ilgili sosyal medyadan paylaşım yapmıştı. Paylaşımın ardından İstanbul Barosu hakkında, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Daştan ve Bilgin’e “Silahlı terör örgütü üyeliği” suçundan açılan soruşturmalara atıf yapılarak “terör soruşturması” başlatılmıştı.

İddianamede, baro başkanının ve yönetim kurulu üyelerinin faaliyetlerini kendilerine verilen yetkiler ve görevler dışında kullandığı öne sürülmüştü.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

 

İddianamede, İbrahim Kaboğlu ve 10 yönetim kurulu üyesi hakkında “basın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak” ve “basın yoluyla halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamasıyla 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. İddianamede siyasi yasak da istenmişti.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER