Boğaziçi Üniversitesi’nde kayyım rektör Naci İnci’nin son saldırısı öğrenci kulüplerine oldu. İnci’nin Güney Kampüs’teki 4 öğrenci kulübünün odalarını boşaltmak istemesi, itirazları da beraberinde getirdi elbet.
Öğrenciler nöbet eylemi başlatırken, kararın kulüpleri faaliyetsizleştirme ve Güney Kampüs’teki varlıklarını yok etme girişimi olduğuna dikkat çekti ve uygulamanın geri çekilmesini istedi.
Rektörün yanıtı ise yüzlerce çevik kuvveti barikatlarıyla birlikte okula yığmak oldu. 7 Şubat’ta sabah saat 04.00 sularında üniversite 7 otobüs çevik kuvvet, gözaltı araçları ve TOMA’larla işgal edilirken ortaya çıkan görüntülere ‘darbe gibi’ yorumları yapıldı.
Boğaziçi Üniversitesi’nde haftalardır süren polis ablukasına ve yönetimin tutumuna ilişkin açıklamalar yapan öğrenciler “Kampüste alınan her karar bizleri ilgilendirir; öğrenciler, akademisyenler ve üniversite emekçilerinin onayından geçmeyen hiçbir karar uygulanamaz, kayyumluk bizlere bir şeyler dayatamaz. Tüm kulüpler; Güney Kampüs’ün, sosyal hayatın ve Boğaziçi’nin kimliğini oluşturmaktadır. Bu odaların var olmadığı bir okul, okul değildir. Kulüp odalarımız ait oldukları yerlere geri getirilmelidir” diyerek kulüplerin anlamını özetledi.
“Tek bir ağızdan söylüyoruz: Naci İnci rektörümüz değildir. Atandığından beri öğrencilerin nefretiyle yüz yüze olan Naci; hocalarımızı okuldan atarak, kulüp odalarımızı yerlerinden ederek, kütüphanemizi yıkarak, okula otobüslerce çevik sokarak, yurtlarımızı kapatarak beceriksizliğini daha da belli etmiştir. Kayyum Naci, tıpkı akıl hocaları gibi haklarımıza, geleceğimize ve özgürlüklerimize dönük saldırıların baş aktörü olmuştur! Ama bizler bunların hepsinin hesabını soracağız” diyen öğrencilerin mücadelesi sürüyor.
Üniversite polisin fiili işgali devam ederken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da okula geleceği tuttu. Erdoğan’ın yurt açılışı yapacağı Boğaziçi Üniversitesi’nde bir kez daha ve bu kez katmerlenmiş olarak adeta yeni bir ‘OHAL’ ilan edildi. Öğrenci ve akademisyenlerin kendi okullarına girişleri yasaklandı, yurttaki öğrencilerden odalarını boşaltıları istendi. Üniversite girişi ve çevresi polis barikatlarıyla ablukaya alındı. Kuzey Kampüs’te bir araya gelen öğrenciler gözaltına alındı.
CHP’li Burhanettin Bulut “Erdoğan, sanki bilim yuvasına değil de operasyon bölgesine gidiyor. Tek dertleri Erdoğan’ın protesto edilmemesi… Gençlerden, eleştiriden, ifade özgürlüğünden korkan bir iktidar” derken Erdoğan, açılışta yaptığı konuşmada öğrenci ve akademisyenleri şöyle hedef alıyordu:
“Elbette bu süreçte önümüzü kesenler, önümüze engel çıkartanlar oluyor. Özellikle üniversiteleri ideolojilerinin arka bahçesi olarak görenler, üniversitelerde keyiflerince işlettikleri bir derebeylik kuranlar, doğrusunu söylemek gerekirse imtiyazlarını kaybetmek istemiyor.”
Üniversitenin asıl sahipleri olan öğrenci ve akademisyenlerin tehlike olarak kodlandığı Boğaziçi Üniversitesi’ndeki tüm bu manzara, AKP iktidarının toplumsal rıza üretmekten ne kadar uzaklara düştüğünün son kanıtı oldu. ‘İçinde halk olmayan bir ülke ne güzel olurdu ve neden bu hayal her alana uygulanmasındı’ değil mi? Hayali kentler, boş üniversiteler, sessiz sokaklar hiç fena olmazdı aslında.

Erdoğan’la fotoğraf veren öğrencilerin çoğunun Boğaziçi Üniversitesi’nde okumadığı belirtildi.
Çünkü hikâyesi çoktan nihayete eren ve yeni bir hikâye de yaratamayan Saray rejimi, toplumun tepki ve itirazlarını göğüsleyemediğinden elinde kalmış tek araca sığınıyor: Baskı ve zor…
Ekonomik krizin derinleştiği, genç işsizliğinin arttığı, yoksulluğun artık her yerde olduğu bu koşullarda elde gezdiren bu iktidar sopası, Saray rejimi için artık bir siyasal zorunluluk. Boğaziçi’ndeki manzara ondandır.
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
