LGBTİ+’lardan topluma: Uçurumun kenarına getirilen sadece biz değiliz, sensin

Hukukun temel işlevi toplumu tek tipleştirmek değil, farklılıkları güvence altına almaktır. Tam da bu yüzden LGBTİ+ hakları, insan haklarıdır

AKP iktidarı tüm toplum kesimlerine olduğu gibi LGBTİ+'lara da baskılarını sürdürüyor. (FOTOĞRAF: KURTULUS ARI / AFP)

“… Bireyden aileye, aileden de topluma uzanan bir tefessüh riskiyle karşı karşıyayız. LGBT gibi sapkın akımlardan bağımlılığa, mahremiyetin yok olmasından aile kurumuna dönük saldırılara 7’den 70’e tüm insanlığa, bununla birlikte 86 milyon vatandaşımızı da tehdit eden meydan okumalarla yüz yüzeyiz. LGBT gibi sapkın akımlardan, bağımlılığa, aile kurumuna yönelik saldırılarla yüz yüzeyiz. Tehdit sadece şekil ve boyut değiştirdi. Hedef aynıdır. Hedef insandır, ailedir. Tedbirimizi aldık alıyoruz.”

Erdoğan’ın ‘aile’ ve  ‘ahlak’ vurgusuyla 17 Ocak’ta sarf ettiği bu sözlerin ardından LGBTİ+’lar bir kez daha hedefte. Bu kez LGBTİ+’ları kamusal alandan tamamen silmeyi, oldu da görünür olacak olursa ‘suç’ saymayı içeren bir yasanın marifetiyle…

LGBTİ+’lara ilişkin düzenleme Ekim 2025’te Meclis gündemine gelen 11. Yargı Paketi’nde yer almış ancak tepkiler üzerine ilgili maddeler geri çekilmişti. Şimdi yeniden masada…

İktidara yakınlığıyla bilenen Türkiye gazetesinin ‘müjde’ verir gibi duyurduğu taslak kanunlaştığında, LGBTİ+’lar ve toplum için hayat biraz daha cehennem olacak.

CİNSİYET DEĞİŞİKLİĞİNE MAHKEME ŞARTI VE 3 YIL HAPİS CEZASI

Cinsiyet uyum operasyonlarına ‘mahkeme şartı’ getiren yasanın ‘imkânları’ hayli kudretli:

-Cinsiyet uyum operasyonlarının yaşı 25’e yükseltilecek ve operasyon için kişilerin mahkemeye başvurarak izin alması gerekecek. “Kanuna aykırı cinsiyet değişikliği” operasyonu gerçekleştiren kişilere 3-7 yıl hapis ve adlî para cezası verilecek. Eğer ameliyat çocuğa karşı veya yetkili olmayan biri tarafından yapılmışsa, cezalar bir kat artırılacak. Kanunda belirtilen kurallara aykırı olarak cinsiyet uyum operasyonu yaptıran kişiye ise 1-3 yıl hapis cezası öngörülüyor.

-Operasyonun ruh sağlığı açısından zorunlu olduğunu belgelemek için kişilerin, Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen eğitim ve araştırma hastanesinde en az üçer ay aralıklarla yapılan dört değerlendirme sonucunda verilecek resmî sağlık kurulu raporuna sahip olması şart olacak.

-Taslak ayrıca, “genel ahlâka aykırı” tutum ve davranışlarda bulunan veya bunları alenen teşvik eden, öven ya da özendiren kişilere 1-3 yıl hapis cezası getirilmesini öngörüyor.

-Aynı cinsiyetteki kişilerin nişan veya evlilik töreni düzenlemesi hâlinde taraflar 1 yıl 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak.

‘RUHUM DARALIYOR’

Böylece varlıkları suç ilan edilen LGBTİ+’ların ve onlara destek verenlerin kolaylıkla hapse atılmasının hukuki kılıfı hazır edilmiş oluyor. Ayrımcılığa, şiddete ve faşizme devlet eliyle geçit verilen düzenleme bu haliyle nerede yaşadığımızın özeti gibi.

Bir LGBTİ+ birey, olan biten karşısında duygu halini şöyle anlatıyor: “Tedirgin olduğumu söylemeden geçmek istemiyorum. Sokakta yürürken, bir arkadaşımın omzuna dokunurken ya da sevdiğim kişiyle yan yana dururken hedef olma korkusu duyma ihtimali bile ruhumu daraltıyor. Bu gündem yalnızca hukuki bir tehdit değil aynı zamanda sevme, ait olma ve güvende hissetme duygusunu zedeleyen bir atmosfer de yaratıyor. Ancak inanıyorum ki korku bizi yalnızlaştırmak yerine daha güçlü dayanışmalar kurmamıza yol açacak.”

HUKUKUN TEMEL İŞLEVİ: FARKLILIKLARI GÜVENCE ALTINA ALMAK

Hukukçular; devletin görevinin kimlikleri veya bedenleri denetlemek değil, her bireyin haklarını eşit biçimde korumak olduğuna dikkat çekerken hukukun temel işlevini de ‘toplumu tek tipleştirmek değil, farklılıkları güvence altına almak olarak’ açıklıyor. Tam da bu yüzden LGBT+’ların meselesi, tüm toplumu ilgilendiren ve içeren bir ‘insan hakkı’ meselesi.

DEM Parti Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da geçen hafta Meclis’te yaptığı açıklamayla konunun bu yönüne dikkat çekti:

GERGERLİOĞLU: POLİS DEVLETİYLE Mİ CİNSİYET BİÇECEKSİNİZ?’

“Hangi kimlikten, hangi yönelimde olursa olsun insanların hakkının, hukukunun korunması lazım. Tüm vatandaşlar eşit olduklarını, adil bir şekilde yönetildiklerini düşünmeliler. Kimseye kimlik biçilmemeli. ‘Benim gibi olacaksın. İşte bak kadın, erkek, başka bir cinsiyet olamaz.’ Bu, mümkün değil. Böyle polis devleti uygulamalarıyla mı onları bir cinsiyete dahil edeceksin? Bu yeni bir hadise değil, insanlık tarihi boyunca yaşanmış bir olay. O yüzden insanlara kimlik biçme, onları tornacı gibi yontma uygulamalarından vazgeçilmeli ve eşit, adil, anayasal uygulamalar yapılmalı.”

Geldiğimiz yerde sıkı bir varlık- yokluk mücadelesine hazırlanan LGBTİ+’ların topluma çağrısı ise şöyle:

‘BU, SENİN MESELEN’

“Bu mektubu bir yardım çığlığı olarak değil; sohbet etmek, birbirimizi anlamak için bir çağrı olarak oku.

Bu mesele, sadece LGBTİ+’ların meselesi değil. Bu mesele, bu ülkede onuruyla, özgürce ve ayrımcılığa uğramadan yaşamak isteyen her bir bireyin meselesi… Bu mesele, çocuğunun yarın ‘farklı’ olduğu için zorbalığa uğramaması, komşunun kimliği yüzünden yaftalanmaması, hepimizin adil yasalara güvenebilmesi meselesi.

Yaratılmak istenen bu nefrete, bu ayrımcılığa, bu toplumsal bölünmeye geçit vermemek senin elinde. O uçurumun kenarına getirilen yalnızca biz de değiliz, sensin, hepimiziz. Ve biz o uçurumun kenarında, elimizi sana; iktidarın hor gördüğü, görüşlerini önemsemediği, yok saydığı sana uzatıyoruz.

O el havada kalmayacak değil mi? Muhabbetle…”

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER