F1 devam filmi resmen geliyor

Brad Pitt’li yarış filmi F1’in devamı için çalışmalar başladı. Yapımcı Jerry Bruckheimer, projenin geliştirme aşamasında olduğunu açıkladı.

  • ü
  • 13 Şubat 2026
  • ü
  • Yaşam

Hollywood’un son dönemdeki yüksek bütçeli yapımlarından F1’in devam filmi resmiyet kazandı. İlk filmin yapımcısı Jerry Bruckheimer,

People’a verdiği demeçte yeni projenin geliştirme sürecinde olduğunu doğruladı. Açıklamaya göre hikâye üzerinde çalışılıyor ve “güçlü bir devam anlatısı” hedefleniyor.

Brad Pitt’in başrolünde yer aldığı ilk film, Formula 1 dünyasını dramatik bir kurgu içinde beyaz perdeye taşımış ve küresel gişede 630 milyon doların üzerinde hasılat elde etmişti. Gerçek yarış hafta sonlarında çekilen sahneler ve Lewis Hamilton’ın yapım sürecine danışman olarak katkısı, projeyi spor sineması açısından dikkat çekici kılmıştı.

Bruckheimer, devam filminde Pitt’in karakterinin hikâyesinin nasıl ilerleyeceğinin henüz netleşmediğini, ancak ekibin “doğru dramatik çatıyı” kurmak için çalıştığını belirtti. Yapımcının açıklamaları, Hollywood’un son yıllarda güçlü gişe yapan yapımları seri hâline getirme stratejisinin sürdüğünü gösteriyor.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

 

Formula 1’in küresel popülaritesinin artışı ve sporun genç izleyici kitlesiyle yeniden bağ kurması, serinin ticari potansiyelini güçlendiriyor. Devam filminin çekim takvimi ve yönetmen kadrosuna ilişkin ayrıntıların ise önümüzdeki aylarda netleşmesi bekleniyor.

Tüm Zamanların En İyi Yarış Filmleri

Yarış filmleri, yalnızca hız ve motor sesi üzerine kurulu değildir; çoğu zaman insanın sınırlarını, rekabet ahlakını ve ölümle burun buruna gelen bir meslek pratiğini anlatır. Türün kilometre taşları, spor sinemasının dramatik gerilimini teknik ustalıkla birleştiren yapımlardır.

1966 yapımı Grand Prix, gerçek yarış görüntülerini sinema estetiğiyle birleştiren ilk büyük ölçekli örneklerden biri olarak kabul edilir. Film, Formula 1’in altın çağını belgesel gerçekçiliğe yakın bir dille beyaz perdeye taşımıştır.

1971 tarihli Le Mans, Steve McQueen’in minimal diyaloglu performansıyla kült statüsüne ulaşmış, yarış atmosferini neredeyse deneyimsel bir yoğunlukla sunmuştur. Film, dramatik yapıdan çok hızın fiziksel hissine yaslanır.

1980’ler, türün popülerleştiği dönemdir. Days of Thunder, NASCAR dünyasını Hollywood yıldız sistemiyle buluşturmuş; yüksek tempolu anlatımıyla geniş kitlelere ulaşmıştır.

Ron Howard imzalı 2013 yapımı Rush, James Hunt ile Niki Lauda arasındaki rekabeti dramatik bir insan hikâyesine dönüştürerek türün en güçlü örneklerinden biri sayılır. Film, yarışın psikolojik boyutunu öne çıkarır ve spor biyografisi ile adrenalini dengeler.

Belgesel cephesinde ise Senna, Ayrton Senna’nın arşiv görüntülerine dayalı anlatımıyla yalnızca bir yarış belgeseli değil, bir trajedi portresi sunar. Spor sinemasında duygusal yoğunluğu en yüksek yapımlar arasında anılır.

Son yıllarda Ford v Ferrari, endüstriyel rekabet ile bireysel tutku arasındaki gerilimi merkezine alarak klasik yarış anlatısını yeniden yorumlamıştır. Film, 1966 Le Mans mücadelesini karakter odaklı bir dramatik yapı içinde ele alır.

Yarış filmleri, teknik doğruluk ile dramatik gerilim arasında kurduğu hassas denge sayesinde varlığını sürdürür. Hız, bu türde yalnızca bir görsel unsur değildir; karakterlerin iç çatışmasını görünür kılan bir metafordur.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER