Animasyon sinemasının bu haftaki odağı, Stephen Curry’nin yapımcı olarak imza attığı Goat (Keçi) filmi oldu. Sony Pictures Animation tarafından hazırlanan bu spor temalı animasyon, “roarball” adlı kurgusal, hızlı tempolu bir spor dalında kendini kanıtlamak isteyen küçük bir keçinin hikâyesini anlatıyor.
The Guardian’da yayımlanan ilk eleştiriye göre, film yüksek tempolu anlatımı ve renkli sahneleriyle genç izleyicinin dikkatini çekebilir, ancak hikâye örgüsü ve duygusal derinlik açısından sınırlı kalıyor. Eleştiride, Goat’un mizah ve görsel şiddet dozunun abartılı bulunduğu, aynı zamanda anlatıda özgün bir duygu çizgisinin kurulamaması nedeniyle kalıcı bir etki bırakmakta zorlandığı ifade edildi.
Yönetmen koltuğunda Tyree Dillihay ve Adam Rosette’nin oturduğu film, liderlik rolünü hedefleyen küçük keçi Will’in büyük rakiplerle dolu arenada karşılaştığı zorlukları mizahi bir dille işlerken, The Guardian eleştirmeni Cath Clarke, filmin “yüksek enerjisine rağmen yetersiz bağ kurduğunu” belirtti.
Bu haberler de ilginizi çekebilir:
Sinemaya 13 Şubat 2026 tarihinde ABD ve Birleşik Krallık’ta girmesi planlanan Goat, geniş bir seslendirme kadrosuna sahip: Caleb McLaughlin, Gabrielle Union, Nicola Coughlan, Nick Kroll ve Stephen Curry gibi isimler performanslarıyla yer alıyor.
Eleştirmenler ilk değerlendirmelerinde film hakkında hem olumlu hem olumsuz görüşler paylaşırken; animasyon dünyasında yeni başarılar hedefleyen yapımların bu sezon ağır bir rekabet içinde olduğu da vurgulanıyor.
Roarball, Goat animasyon filminde kurgulanan, hız ve fiziksel temas üzerine kurulu hayalî bir takım sporudur. Basketbol, Amerikan futbolu ve ragbinin temel dinamiklerini bir araya getiren bu spor, geniş bir arenada oynanır; oyuncuların hem top kontrolü hem de rakiple doğrudan mücadele becerileri ön plandadır.
Filmde roarball, yalnızca bir spor dalı olarak değil, hiyerarşi, rekabet ve aidiyet duygularının sembolik bir alanı olarak kullanılır. Küçük ve fiziksel olarak dezavantajlı bir karakterin bu sert oyunda yer edinmeye çalışması, klasik “underdog” anlatısının animasyon formundaki karşılığıdır.
Roarball’un kuralları bilerek muğlak bırakılır; bu tercih, oyunun gerçekçiliğinden çok ritmini ve görsel enerjisini öne çıkarmayı amaçlar. Böylece spor, anlatının merkezinde duran bir metafora dönüşür: güçle ölçülen başarı, takım içinde kabul görme ve kendini kanıtlama arzusu.
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
