Screenshot
Cumhuriyet yazarı Barış Terkoğlu, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yaşanan tasfiye, soruşturma ve intihal iddialarını kaleme aldı. Terkoğlu, akademideki kadrolaşma ve cezasızlık zincirinin üniversitelerin niteliğini nasıl çökerttiğini yazdı.
Terkoğlu, Türkiye’de üniversitelerin uluslararası sıralamalarda sürekli gerilemesinin tesadüf olmadığını belirterek, Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde yaşananları örnek gösterdi. Terkoğlu’nun aktardığına göre süreç, Aralık 2018’de Ertan Çomaklı’nın rektör olarak atanmasıyla başladı. Hukuk Fakültesi’ne başka üniversitelerden yapılan atamaların ardından “güvenlik” gerekçesiyle baskı ortamı oluştu, solcu oldukları iddia edilen akademisyenler hedef alındı ve haklarında soruşturmalar başlatıldı.
Terkoğlu, soruşturma dosyalarında akademisyenlerin, herhangi bir yargı kararı olmadan terör örgütleriyle ilişkilendirildiğini yazdı. Soruşturmacı Doç. Dr. Mesut Aygün’ün, fakültede “Masonik-FETÖ’cü-Marksist cephe” adı altında hayali bir örgüt tanımladığı, dört öğretim üyesinin bu gerekçelerle görevden uzaklaştırıldığı aktarıldı. Açılan davalar sonucunda hocaların bir kısmı görevlerine iade edilirken, yaşananların ardından üniversiteden ayrılmayı tercih edenler de oldu.
Bu haberler de ilginizi çekebilir:
Yazıda dikkat çeken bir diğer başlık ise soruşturmacı Mesut Aygün’ün profesörlüğe yükselmesi ve dekanlığa atanması oldu. Terkoğlu, Aygün’ün eşinin yayımlanan bir makalesinin intihal gerekçesiyle akademik dergi tarafından geri çekildiğini, buna rağmen üniversite ve YÖK nezdinde herhangi bir yaptırım uygulanmadığını vurguladı.
Terkoğlu, şöyle devam etti:
“Üzerinden neredeyse bir yıl geçen olayla ilgili dekan Mesut Aygün’ü aradım. Kendisinin yönettiği fakültede doçentlik yapan eşinin, intihal olduğu kabul edilen makalesiyle ilgili bir soruşturma olup olmadığını sordum.
Aramızda nahoş bir konuşma geçti. Israrlı sorularım karşısında, eşinin makalesinin intihal olduğunu kabul ettiğini, geri çekilmesine onay verdiğini, YÖK-ÜAK-rektörlüğün durumdan haberdar olduğunu, incelemenin yapıldığını, gerekli görülmesi durumunda soruşturma açılacağını söyledi.
Konuşmamız sırasında eşini o kadar savundu ki ‘Bu soruşturmada tarafsız olamayacağınız görülüyor, istifa etmeyi düşünüyor musunuz’ diye de sordum. ‘Neden edeyim, düşünmüyorum’ yanıtını verdi. Konuşmamız sırasında Aygün’ün ‘kişilerin akademik itibarı söz konusu’, ‘İnsanların yıllarını vererek yarattığı itibarını elinden almak doğru değil’, ‘Kimseyi rencide etmeye hakkınız yok’ cümlelerini ibret olsun diye not ettim. Öyle ya dün o itibar nasıl da kolay alaşağı edilmişti!
Konu üzerine YÖK’ü de aradım. YÖK’ün yeni basın müşavirinden yine bir yanıt alamadım.”
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
