Kültür-sanat sektöründeki cinsel taciz ifşaları ilk olarak bir kadının, tanınmış bir makyözün kadınlara cinsel organının fotoğraflarını attığını söylemesiyle başladı ve bunu fotoğrafçılık sektöründeki bazı erkeklerle ilgili paylaşımlar izledi.
Kadınlar, erkek fotoğrafçıların kendilerini çıplak poz vermeye ikna etmek için manipüle ettiği hatta kendilerine cinsel tacizde bulunduğunu anlattı.
Taciz ifşaları, oyuncu ve edebiyatçı erkeklerin de listeye eklenmesiyle devam ediyor.
Bazı kadınlar iddiaları isimleriyle paylaşırken bazıları kimliklerini gizlemeyi tercih etti. İfşaları yapan ve paylaşan kadınlardan ölüm tehdidi alanlar oldu. Mesut Süre’yle ilgili paylaşımların ardından oyuncu Tuluğ Özlü’ye gelen mesaj “İftiracı, pişman olacaksın. Tüm iftiracılara ders olacak senin başına gelenler” diyordu.
İddialara konu olan erkeklerden çok azı ‘özür dilerken’ hemen tamamı suçlamaları ‘itibar suikastı’ olarak niteledi. Kadınların ifşalarının erkekler için bu kez çeşitli sonuçları da oldu.
Mesut Süre’nin ‘İlişki Testi’ programının yapımcı şirketi İda İletişim, komedyen ile ilişkilerini sonlandırdıklarını duyururken, sinema platformu MUBİ ve Akbank Sanat yönetmen Selim Evci ile ilgili ifşaların ardından iş ilişkilerini bitirdiklerini açıkladı.
Bu yükselen dalga özellikle kültür sanat alanında kadınların mecbur bırakıldığı şiddete, ayrımcılığa işaret ederken sektörün asıl sahiplerinin kim olduğunu da açık ediyor. Görünmez kurallar, güvencesizlik ve güç ilişkileri kadınların içine kapatılmak istendiği bir cendere… İşsizlik, sektörde var olamama, sektörden silinme ise kadınların başında sallanan sağlam bir sopa gibi…
Suskunluklarını bozan kadınlar, ‘dünyanın sahibi erkeklerin’ rahatını ve uykularını bir kez daha kaçırmış görünüyor.
Sinema, televizyon ve tiyatro alanlarında çalışan kadınların oluşturduğu dayanışma ağı Susma Bitsin, “Henüz konuşmaya hazır hissetmeyen başka pek çok hayatta kalan olduğunu da biliyor, onlara inanıyor ve hepsi için burada olduğumuzu hatırlatıyoruz. Sahip olduğu maddi ve manevi imkânlarla, sosyal ağlarıyla ve yakalanmadan yıllarca birçok kadını istismar etmenin verdiği cüretle hareket eden erkeklere hatırlatırız ki: Hiç ifşa olmadım sananlarınızın isimlerini biliyoruz” diyerek kirli çamaşırlarını gizleyen erkek listesinin ortaya çıkandan çok daha kabarık olduğunu söylüyor.
Bu tabloda, kültür-sanat kurum ve örgütlerinin tutumları ise son derece belirleyici bir yerde duruyor. Meselenin bireysel değil, yapısal ve sistemsel bir sorunun parçası olduğuna dikkat çeken Oyuncular Sendikası’nın çağrısı kıymetli:
“Bu tür durumlar, oyuncuların yalnızlaştığı, kendisini çaresiz hissettiği ve çoğu zaman susmak zorunda kaldığı bir döngüyü doğuruyor. Oysa bu ihlaller yalnızca bireysel değil, sistemsel bir sorunun parçasıdır. Sessizlik, bu döngünün sürmesine neden olur, mücadele ve dayanışma ise güçlendirir. Sesinizi duyurmanız, yalnızca kendi hikâyenizi değil başka oyuncuların da geleceğini korur. Yaşadığınız her türlü sınır ihlalini, Oyuncular Sendikası’na iletmekten çekinmeyin.”
Sanat Fabrika’nın açıklaması ise “Sanat alanında kadınların maruz kaldığı mobbing, taciz ve şiddet olayları, bu alanda çalışan ve okuyan kadınlar olarak tek güvencemizin örgütlü mücadelemiz olduğunu bir kez daha gösterdi. Somut dayanışma ağları ve örgütlü birliktelik ile daha fazla yan yana gelerek, gereken adımları atmalı; şiddetsiz sanat alanlarının kurulması için tacize, mobbinge ve cezasızlık politikalarına karşı mücadelemizi büyütmeliyiz” şeklinde.
Peki, sosyal medyadaki ifşa hareketinin hukuki sonuçları ne olabilir?
Paylaşılan taciz ve cinsel saldırı beyanlarının çoğu ‘takibi şikâyete bağlı suçlar’ arasında yer alıyor. İşlenen suç hakkında soruşturma ya da kovuşturma yapılabilmesi için, mağdurun ya da suçtan zarar gören kişinin, olayın gerçekleşmesinden sonraki 6 ay içerisinde şikâyetçi olması gerekiyor.
Hukukçular; taciz ve cinsel saldırı halinde zor kullanılarak, fiziksel şiddet, vücuda cisim veya organ sokma gibi nitelikli hali geçekleştiğinde şikâyete bağlı olmaktan çıktığını söylüyor. Fakat savcılığın kendiliğinden harekete geçmesi gereken bu hallerde dahi, eğer kişinin şikâyeti yoksa çok da gereği gibi bir inceleme, irdeleme olamıyor. Özetle, sonuç yine cezasızlık…
Hal böyleyken ifşarlar; kadınların ‘cinsel taciz kültürüne’ ve ‘cezasızlığa’ verdiği güçlü ve etkili bir cevap oluyor.