Gerçek seçimler yapılacak mı?

CHP hukuksuzluğun İBB soruşturması ile başladığını zannetmesin, bu yeni bakan yardımcılarının arasında çok değil on sene öncesinin “sübliminal mesaj suçu” mucitleri de var. Türkiye’de 2013’ten beri işler çok kötü gidiyordu ama anlaşılan şimdi işler çok daha kötü gidecek.

11 Şubat tarihli Resmî Gazete’de Akın Gürlek’in Adalet Bakanı yapılması, 20 Şubat tarihli Resmî Gazete’de yayınlanan bakan yardımcılarının isimleri Türkiye’nin çok ilginç bir yeni siyasi döneme girildiğinin fotoğrafı.

Dün akşamki (20 Şubat) bakan yardımcılıkları atamaları CHP tarafından, tüm bu bakan yardımcılarının İstanbul Adalet bürokrasisinden, Akın Gürlek’in İBB soruşturması ekibinden olduğu nedeniyle eleştiriliyorlar ama bu çiçeği burnunda bakan yardımcılarını biz daha eskilerden tanıyoruz, CHP de hukuksuzluğun İBB soruşturması ile başladığını zannetmesin, bu yeni bakan yardımcılarının arasında çok değil on sene öncesinin “sübliminal mesaj suçu” mucitleri de var.

Türkiye’de en azından 2013’ten beri işler çok kötü gidiyordu ama anlaşılan şimdi işler çok daha kötü gidecek.

Normal zamanı 2028 olan Meclis ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine, öne alınabilir mi, bilemiyorum ve 2029 yerel seçimlerine anlaşılan Erdoğan ve AKP yaklaşık sıfır siyasi risk alarak girmek istiyor.

Allah muhafaza, bu siyasi riskleri sıfırlayamazlarsa, mesela hiç ihtimal vermiyorum ama yargı İmamoğlu’nun diploması konusunda Erdoğan’ı sıkıntıya sokacak bir noktaya gelirse, yine yargı İmamoğlu’na siyasi yasak getirme konusunda ağırdan alırsa o cumhurbaşkanlığı seçimlerinin akıbeti ne olur, düşünmek bile istemiyorum.

Ancak, Akın Gürlek ve yardımcılarının bu görevlere tayinleri ile bu ihtimaller adeta sıfırlanmış gibi oldu ama şimdilik kaydıyla.

Gelinen noktada Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığından ekarte edildiği izlenimi çok güçlü duruyor.

Bir dizi gösterge Mansur Yavaş’ın da yargı marifetiyle bu adaylık sürecinin sonuna yaklaşıldığına işaret etmiyor değil.

Ancak, Mansur Yavaş ile ilgili bendenizin biraz daha farklı bir görüşü de var, yazımı bu görüşü paylaşarak bitireceğim birazdan.

Akın Gürlek’in Adalet Bakanlığına getirildiği gün CHP’ye İstinaf’tan ilginç, en azından bana ilginç gelen bir talep ulaştırıldı ve Kurultay’da oy kullanan delegelerin listesi bir kez daha talep edildi.

Bu talebin zamanlaması bana Kurultay davasının Akın Gürlek ile beraber daha hızlı ve daha etkin (!!!) işleyeceği izlenimini veriyor.

NETEKİM, Akın Gürlek bakan olarak atandığının ertesi günü A Haber’de bir söyleşi yapıyor seçilmiş gazetecilerle ve burada CHP Kurultay’ı hakkında ellerinde çok sayıda delil olduğunu (mealen) söylüyor, burası çok önemli.

Ancak, unutmayalım Akın Gürlek artık savcı değil, HSK’nın da başı olan Adalet Bakanı ve Anayasa’nın 138. maddesi kimsenin yargıdaki bir dava için hâkimlere telkinde bile bulunamayacağını söylüyor, başka bir ifade ile Gürlek daha ilk günden bir anayasa suçu işliyor, Allah cümlemizi korusun artık.

Çok muhtemelen çok iyi bir timing (!!!) ile Özgür Özel’in de cumhurbaşkanlığının önüne yasal (!!!) bir engel hazırlanıyor, “iyi bir timing”den muradım ise başka bir etkin adayın çıkmasına izin vermeyecek bir zamanlama.

Gelelim Mansur Yavaş meselesine.

Erdoğan ülkeyi çok ama çok kötü yönetiyor, Türkiye dört nala uçuruma doğru gidiyor, aklı başında herkes bu durumun farkında.

Türkiye’de bir derin devlet var mı, var ise nasıl bir şeydir bilemem, bunu tartışmak da bu yazının işi değil ama devletin bir yerlerinde yönetimi bir daha Erdoğan’ın almasına hiç sıcak bakmayan ama bugünkü CHP’nin de Erdoğan’ın yerini mevcut çılgın yetkilerle almasına karşı birilerinin mevcudiyetinden eminim ve bunların en özünde “yerli ve milli” mottosuna çok da uzak olmadıklarını ama bu mottoyu etrafı, ülkeyi çok kırıp dağıtmadan yaşama geçirecek birini özlediklerini de tahmin ediyorum.

MHP kökenli ama CHP ile de kavgalı olmayan bir Mansur Yavaş bu tanıma çok da iyi uyuyor değil mi?

Ben kendi adıma bu şahsi varsayımımın akıbetini merak ediyorum.

Bir bakarsınız Mansur Yavaş tereyağından kıl çeker gibi ama İmamoğlu ile de arasına mesafe koyarak bu işin içinden çıkıp mesela Çankaya’ya çıkabilir.

Alışkanlık yani hâlâ Çankaya diyorum ama belki de Mansur Yavaş’ın da tercihi budur.

Şunu da ilave ederek yazıyı noktalayayım, bu son varsayım benim hiç de şahsi tercihim değil ama şeytan bu, insanın aklına neler getiriyor.

Senin tercihin nedir diye sorarsanız ben ülkenin yönetimine gerçek bir sosyal demokratın gelmesini isteyebilirim ama gerçek bir sosyal demokrat ne demektir sorusuna izninizle bu yazıda girmeyelim ama bu kategori CHP içinde pek olmayan bir kategori.

Sosyal demokrasi bir tamlamadır, tamlayan sosyalliktir ama esas tamlanan demokrasidir.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER