6 Şubat 2023 felaketinin üçüncü yılı geldi; ortada, Allah göstermesin, örneğin olası bir İstanbul depremine karşı ciddiye alınabilecek bir önlemler paketi hâlâ yok.
Sadece önlemler paketi yok değil; daha da önemlisi, muhalefet dâhil olmak üzere ciddi bir yaklaşım da maalesef pek yok. Ne demek istediğimi açacağım.
Deprem konusu açıldığında, hayatlarını kaybedenlere rahmet dilenmesinden sonra konu bir biçimde “deprem vergilerine” geliyor; 1999 depreminden sonra yaklaşık kırk milyar dolar deprem vergisi toplandığı ve bu vergilerle depreme ilişkin ne gibi hizmetler yapıldığı sorgulanıyor.
Önümüzde, özellikle bu soruyu soran siyasetçiler, gazeteciler ve hatta bir kesim akademik unvanlı kişi için Türkçemizde “iki ucu pis değnek” tabirine benzeyen bir durum söz konusu.
Bu “deprem vergileri nerede?” sorusunu soran unvanlı kişiler, eğer önemli bir teknik yanlışı bile bile sırf popülist güdülerle yapıyorlarsa ortada ahlaki ve siyasi bir zaaf var demektir. Yok, bu söylemin altındaki yanlışı bilmiyorlarsa, bu durum da değneğin ikinci pis ucudur; çünkü konu son derece önemlidir.
Deprem vergisi diye adlandırılan vergi, 1999 yılında Gölcük depreminden sonra kamu maliyesine kaynak gerektiği düşüncesiyle konulan iletişim vergisidir. Zaten hiçbir vergi bir harcama alanının adıyla konulamaz; bu hem teoriye hem de yasalara aykırıdır.
İletişim vergisinin halk arasında “deprem vergisi” diye bilinmesi, o dönemin siyasetçilerinin vergiye karşı direnci minimum düzeyde tutmak için buldukları bir yöntemdir.
Kamu maliyesi teorisinde her vergi hasılatı —gelir vergileri, KDV, ÖTV, iletişim vergisi vb.— tek bir havuzda toplanır ve parlamenter bütçe sürecinde farklı kamu hizmetlerine tahsis edilir.
Başka bir ifadeyle, herhangi bir verginin —örneğin deprem vergisi diye bilinen iletişim vergisinin— belirli bir gidere, mesela deprem harcamalarına tahsisi mümkün değildir; bu durum demokrasi ilkelerine aykırıdır ve TBMM’nin bütçe yetkisine el koyma anlamına gelir. Bu temel bütçe ilkesine “tahsis yapmama” (adem-i tahsis) ilkesi denir.
Mehmet Şimşek göreve geldiğinden beri iki doğru söz söylemiştir. Birincisi, bakanlık görevine başlarken devir teslim töreninde söylediği “Rasyonel politikalara dönüşten başka çözüm yoktur.” sözüdür (ancak rasyonel politikalara henüz dönülemedi; bu ayrı bir konudur). İkincisi ise bir basın toplantısında kendisine yöneltilen “Deprem vergileri nerede?” sorusuna “Köprü yaptık, yol yaptık, baraj yaptık.” şeklinde verdiği cevaptır. Malum sözdür: Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir.
Yasal düzeyde kamu maliyesinin anayasası sayılabilecek 5018 sayılı “Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu”nun 13. maddesinin (g) bendinde şu ifade yer almaktadır: “Belirli gelirlerin belirli giderlere tahsis edilmemesi esastır.”
Özetle, deprem vergisi adı verilen iletişim vergisinin tamamının ya da bir bölümünün deprem hasarlarını gidermek için bu alana tahsisi, hem kamu maliyesi geleneğine hem de 5018 sayılı Kanun’a göre mümkün değildir.
Bununla birlikte, 6 Şubat 2023 felaketinin sonrasında iktidar bu alana gerekli kaynağı bütçe üzerinden aktarmakta zaaf göstermiştir; deprem konutları depremzedelere parayla satılmış, hatta depremden sonra vatandaşlara IBAN bile gönderilmiştir.
Ancak şunu ayırt etmek gerekir: Deprem sonrası bu alana gerekli kaynağın aktarılmaması ayrı bir konudur; “deprem vergileri nerede?” diye sormak ise bambaşka bir konudur ve yanlıştır.
Ben bir kamu maliyesi profesörü olarak bu konuyu anlatmaktan yoruldum; “deprem vergileri nerede?” diye soranlar ise yorulmadılar.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel de 1999’dan bu yana iletişim vergisi tahsilatını hesaplamış ve “Bu paranın ne kadarını depreme harcadınız?” diye sormaktadır. Üstelik bu soruyu soran bir parlamenterdir; bir anlamda bu soruyla kendi yasama yetkisini ve bütçe hakkını zedelemektedir.
Haa, bir yasayla “Deprem Fonu” adıyla bir fon kurulup kaynak oluşturulursa, işte o zaman “Deprem Fonu paraları nerede?” diye sormak doğru olur; çünkü fonlar “tahsis yapmama” ilkesinin kapsamı dışında kalır.
Bugün 6 Şubat depreminin yıldönümü. Allah kimseye —Türkiye’ye ve hiçbir ülkeye— böyle bir felaket yaşatmasın.
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
