Almanya’da sosyal devlet çöküyor mu?

Almanya Federal İstatistik Dairesi’nden peş peşe gelen son veriler, ülkedeki sosyal devlet uygulamalarının geleceğini tartışmaya açtı. Nedir bu veriler? Almanya’da sosyal devlet çöküyor mu?

Almanya Başbakanı Friedrich Merz (Fotoğraf: Mahmud HAMS / AFP)

Avrupa’da sosyal devletin mucidi ve en önemli uygulayıcısı kabul edilen Almanya’dan gelen son veriler, işlerin iyi gitmediğini ortaya koydu. Federal İstatistik Dairesi’nin verilerine göre, geçen yıl Almanya’da yaklaşık 17 milyon 600 bin kişi, yoksulluk ya da sosyal dışlanma riskiyle karşı karşıya kaldı. Bu da nüfusun yüzde 21,2’si anlamına geliyor.

Güncel veriler, “AB’nin en büyük ekonomisinde sosyal devlet başarısız mı oldu?” tartışmasını beraberinde getirdi.

Avrupa Birliği (AB) tanımına göre, şu üç koşuldan en az biri bir kişi için geçerliyse o kişi yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında kabul ediliyor:

• Gelirin yoksulluk risk sınırının altında olması

• Hane halkının ciddi maddi ve sosyal yoksunluk yaşaması

• Kişinin çok düşük iş gücü katılımı olan bir hanede yaşaması.

Veriler, son dönemde ülkede yaklaşık 13 milyon 300 bin kişi yani nüfusun yüzde 16,1’inin yoksulluk risk sınırının altında bir gelire sahip olduğunu ortaya koydu. Bir önceki yıl bu oran yüzde 15,5’ti.

YALNIZ YAŞAYANLAR DAHA BÜYÜK RİSK ALTINDA

AB’de yoksulluk riskiyle karşı karşıya olanlar, toplam nüfusun medyan gelirinin yüzde 60’ından daha az gelir elde eden kişiler olarak kabul ediliyor. Yalnız yaşayanlarda bu sınır ayda bin 446 Euro olurken iki yetişkin ve on dört yaş altı iki çocuğun bulunduğu hanelerde ise 3 bin 35 euro olarak belirlendi.

Federal İstatistik Dairesi’ne göre yoksulluk riski, özellikle yalnız yaşayanlarda (yüzde 30,9) ve tek ebeveynli hanelerde (yüzde 28,7) ortalamanın oldukça üzerinde. Yüzde 64,9 ile işsizler ise en yüksek yoksulluk riski oranına sahip grup konumunda.

Ayrıca diğer istihdam dışı kişiler (yüzde 33,8) ve emeklilerin de (yüzde 19,1) bu riskten ortalamanın üzerinde etkilendiği kaydedildi.

Federal İstatistik Dairesi’nin açıkladığı veriler Almanya’da sosyal devlet konusunda eleştirilere neden oldu.

Fotoğraf: Jean-Christophe VERHAEGEN / AFP

DW’ye açıklama yapan Alman Çocuk Yardım Örgütü (Deutsches Kinderhilfswerk), çocuk yoksulluğunun yüksek maliyetli uzun vadeli sonuçlarına dikkat çekerek çocuklara daha fazla yatırım yapılması çağrısında bulundu. Örgütün genel müdürü Holger Hofmann, güncel rakamların şimdiye kadarki sosyal politika yaklaşımlarının çocuk yoksulluğunu azaltmada etkili olmadığının bir kanıtı olduğunu savundu.

Hofmann, çocuk ve gençler için, onların eğitim ve toplumsal katılım ihtiyaçlarını aynı anda güvence altına alan bağımsız bir mali destek gerektiğini vurguladı.

ZENGİN ÜLKEDE NEDEN YOKSULLUK ARTAR?

Sendikalara yakın Hans Böckler Vakfı ise sosyal devlet tartışmasının farklı bir noktadan ele alınmasını talep ediyor. Vakfın Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Direktörü Bettina Kohlrausch artan yoksulluk sorununun mevcut sosyal devlet tartışmalarında hiçbir rol oynamamasına şaşırdığını ifade etti.

“Aslında zengin bir ülkede yoksulluğun artması, sosyal devlet kurumlarının açık bir başarısızlığıdır” diyen Kohlrausch rakamların kendisinin şaşırtıcı olmadığını, araştırmaların gelir eşitsizliğinin arttığını ve sosyal devletin dağıtıcı etkisinin son dönemde zayıfladığını gösterdiğini kaydetti.

Sosyal devlet tartışmalarının tek sebebi elbette yoksulluk verileri değil. Çalışma hayatına bakıldığında da Almanya’da hiç de iç açıcı bir tablo çıkmıyor karşımıza.

Almanya, halen çalışan nüfusta yaş ortalamasının en yüksek olduğu AB ülkesi. Çalışanların dörtte biri 55-64 yaş grubunda.

Federal İstatistik Dairesinin açıkladığı 2024 yılı verilerine göre Almanya’da 55-64 yaş grubu, çalışanların yüzde 24’ünü oluşturdu. Toplam 40,9 milyon çalışanın 9,8 milyonu bu yaş grubunda.

Alman Federal İstatistik Dairesinden yapılan açıklamaya göre, Almanya’da yaş ortalamasının yüksek çıkmasında nüfusta artan yaşlanmanın yanı sıra emekliye ayrılma yaşının giderek yükselmesi de etkili oldu.

Almanya’da emekliye ayrılma yaşı 2004’te kadınlarda 63 ve erkeklerde yüzde 63,1 iken 2024’te ortalama 64,7’ye çıktı. Bu durumda, Almanya’da emeklilik yaşının aşamalı olarak 2029’a kadar 67’ye çıkarılması politikası ve kısmen 60 yaşında erken emekliliğe olanak tanıyan modelin yürürlükten kaldırılması da rol oynadı.

OECD ALMANYA’YI UYARDI

Avrupa Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatının (OECD) 2025 yılı sonunda yayımladığı raporda, Alman emeklilik sisteminin önemli yüklerle karşı karşıya olduğu tespitinde bulunuluyor.

Almanya’da çalışan nüfusun önümüzdeki 40 yıl içinde küçülmeye devam edeceği öngörüsünde bulunulan raporda, “Bu nedenle gelecekte emeklilik maaşlarının finanse edilebilmesi için çalışılan yılların uzatılması belirleyici önem taşımaktadır. Böylelikle yasal emeklilik yaşı, yaşam beklentisiyle uyumlu hale getirilebilecektir” ifadesine yer veriliyor.

Raporda, erken emeklilikle ilgili düzenlemelerin de daha az cazip hale getirilmesi gerektiği kaydediliyor.

SİYASET KURUMU BU DURUMU BİLMİYOR MU?

İşte tablo böyle…

Kendi toplumunda nüfus krizi yaşayan ve emekli / çalışan dengesini kuramayan ülkelerin göçmene ihtiyacı olduğu ortada. Nitekim Almanya’da pek çok kritik sektörde göçmen kökenlilerin ağırlığı var. Buna sağlık gibi hayati sektörler de dahil.

Buna karşılık Almanya’da iltica başvuruları ve göçmen akını tarihinin en dip seviyelerinde. Merz hükümetinin aldığı tedbirler, sınır kontrolleri ve geri göndermelerle Almanya artık göçmenler için cazip olmaktan çıkmaya başladı.

Son veriler iltica başvurularındaki azalmayı açıkça ortaya koydu.

Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (Bamf), 2024 yılında Almanya’ya yapılan ilk iltica başvurularında 2023’e göre yüzde 30,2 azalma olduğunu açıkladı.

Bamf’ın açıkladığı 2024 verilerine göre geçen yılın toplamında Almanya’da yapılan yeni başvuruların sayısı yaklaşık 100 bin azalarak 229 bin 751’e geriledi. İkinci başvuruları da kapsayan toplam iltica başvurularının sayısı ise yüzde 28,7’lik düşüşle 250 bin 945 olarak kaydedildi.

Bütün bunlara bir de Almanya’nın nüfusunun geçen yıl 100 bin kişi azaldığını da ekleyin.

Şimdi kritik soru şu; Merz hükümeti yaklaşan bu büyük toplumsal krizi, sosyal devlet problemini, mülteciler olmadan nasıl çözecek?

Almanya’nın başkenti Berlin. (Fotoğraf: Ralf HIRSCHBERGER / AFP)

Alman sağı, onca tecrübeye ve eldeki bu verilere rağmen hala siyasi politikalarını göçmen akınını durdurma, hatta mevcutlar içindeki yasa dışı göçmenleri geri gönderme üzerine kuruyor. Nitekim Suriye iç savaşının bitmesiyle, hükümetin ilk hamlesi, Suriyelilerin göç işlemlerini durdurmak ve “Artık geri dönebilirler” açıklaması yapmak olmuştu.

Hükümetin bu yaklaşımının aksine konuya dair açıklama yapan pek çok sektör temsilcisi, Suriyeli ve diğer göçmenler olmadan günlük işleyişin sürdürülemeyeceği uyarısı yapmıştı.

Tabi ki Alman sağ siyasi yani CDU ve CSU göçmen karşıtı politikaları halkta karşılığı olduğu için ısrarla sürdürüyor.

Oysa artık mızrak çuvala sığmıyor. İnsanları 80 yaşına kadar çalıştıramayacaklarına göre, Alman sağının önce parti tabanlarını göçmen ihtiyacına ikna etmesi ve devamında yeni politikalara geçmesi şart görünüyor.

Aksi taktirde, sosyal devletin başladığı yerde bitmesi de pek ala mümkündür!

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER