Amerikan sinema ve televizyon dünyasının tanınmış isimlerinden Timothy Busfield, New Mexico’da çocuklara karşı cinsel temas ve çocuk istismarı suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı.
Associated Press’in raporuna göre, Albuquerque Polis Departmanı tarafından 9 Ocak 2026 tarihinde iki ayrı “suçlu çocuğa cinsel temas” ve “çocuk istismarı” iddialarını içeren tutuklama emri çıkarıldı.
Emmy ödüllü oyuncu ve yönetmen Busfield, 2022–2025 yılları arasında The Cleaning Lady adlı televizyon dizisinde hem yönetmen hem oyuncu olarak görev yaptı. İddialar, dizide yer alan çocuk oyuncularla yaşanan uygunsuz temas ve davranışlara ilişkin olup, bunların Kasım 2022 ile İlkbahar 2024 arasında gerçekleştiği bildirildi. Bir yetkili, çocuklardan birinin travmatik stres bozukluğu (PTSD) ve kaygı bozukluğu yaşadığını açıkladı, bu durumun çocuk tarafından yapılan bildirimler sonucu ortaya çıktığı belirtildi.
Soruşturma, 2024’ün Kasım ayında, University of New Mexico Hospital’da görevli bir doktorun polise çocuk istismarı bildiriminde bulunmasıyla başladı. Bu bildirim üzerine çocuk koruma birimleri ve yerel emniyet güçleri konuyu araştırdı; ardından çocuklardan biri yaşananları detaylı biçimde anlattı. Busfield’in suçlamaları reddettiği, olaylarla ilgili açıklama taleplerine yanıt vermediği bildirildi.
Bu haberler de ilginizi çekebilir:
Busfield, sinema ve televizyon kariyerinde The West Wing, Field of Dreams ve Thirtysomething gibi yapımlarla biliniyor; Emmy ödülünü 1991’de Thirtysomething’teki rolüyle kazanmıştı. Suçlamalar ve tutuklama emri, sanatçının geniş ve saygın kariyerinin gölgesinde hızla yayılan bir skandal olarak medyada yer alıyor.
Hollywood’da çocuk istismarı iddiaları, sıradan bir adli soruşturmanın ötesinde, çok katmanlı bir hukuki ve kurumsal süreç doğurur. ABD’de bu tür suçlamalar genellikle sağlık çalışanlarının ya da eğitimcilerin yaptığı zorunlu bildirim ile başlar; ardından yerel polis, çocuk koruma birimleri ve savcılık eş zamanlı olarak devreye girer. İddialar kamuoyuna yansıdığında, suçlanan kişinin sektördeki projeleri çoğu zaman askıya alınır; ancak bu durum hukuki bir mahkûmiyet anlamına gelmez, yalnızca ihtiyati bir tedbir olarak uygulanır.
Özellikle televizyon dizileri ve film setleri söz konusu olduğunda, yapım şirketleri hukuki sorumluluklarını sınırlamak adına sözleşmeleri geçici olarak dondurur. Son yıllarda Weinstein davası sonrasında şekillenen hassasiyet, suçlama aşamasında bile sektörün reflekslerini sertleştirmiştir. Buna rağmen ABD hukukunda masumiyet karinesi geçerlidir; dava süreci tamamlanmadan kesin yargılardan kaçınılması hukuken zorunludur.
Eğlence endüstrisinde çocuk oyuncuların korunması, uzun süredir sendikalar ve yapımcılar arasında düzenlenen özel protokollere dayanır. ABD’de SAG-AFTRA ve eyalet bazlı çocuk işçi yasaları, setlerde ebeveyn ya da yasal vasi bulunmasını, çalışma saatlerinin sınırlandırılmasını ve psikolojik güvenliğin gözetilmesini zorunlu kılar. Ayrıca son yıllarda pek çok yapımda “intimacy coordinator” benzeri, çocuk oyuncularla ilgili özel denetim rolleri oluşturulmuştur.
Buna rağmen, kapalı set ortamları ve hiyerarşik yapı, sistemin açıklarını tamamen ortadan kaldırmaz. Bu nedenle sektör içinde, özellikle çocuk oyuncuların yer aldığı projelerde bağımsız denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği sıkça dile getiriliyor. Güncel davalar, yalnızca bireysel suçlamalar olarak değil; endüstrinin kendi kendini ne ölçüde denetleyebildiği sorusu etrafında da tartışılıyor.
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
