Tüm zamanların en popüler ismi, “Popun Kralı” olarak tanınan Amerikalı şarkıcı, müzisyen, besteci ve söz yazarı Michael Jackson’ın kişisel şefi olarak çalışan Toshio Takaya, bugün Japonya’nın Ibaraki Eyaleti’nde bambaşka bir hayat sürdürüyor.
Asahi Shinbun‘da yer alan habere göre; 76 yaşındaki Takaya, geçmişte küresel şöhretin mutfağında edindiği deneyimi artık çocuklar ve yaşlılar için yemek pişirerek değerlendiriyor.
1987 sonbaharında Nagano Eyaleti’ndeki Karuizawa’da bir otelde başaşçı olarak görev yapan Takaya, Jackson’ın Japonya turnesi sırasında beklenmedik bir telefon aldı. Ünlü sanatçının kişisel aşçısı turne ortasında işi bırakmıştı. Pop müzik dünyasına mesafeli olan Takaya, teklifi kabul etti ve kısa sürede Jackson’ın güvenini kazandı. Özellikle hazırladığı tofu hamburger, sanatçının favorileri arasına girdi.
Yaklaşık bir ay boyunca Jackson’la çalışan Takaya, yalnızca mutfakta değil, sahne dışı anlarda da sanatçıya eşlik etti. Hatta bir keresinde Jackson’ın isteğiyle sahne kostümü giyerek otel penceresinden hayranlara el salladı; aşağıdaki kalabalık, onu yıldız sanıp çığlıklar attı. Takaya, ertesi yıl Japonya turnesinde yeniden görev aldı ancak yoğun tempodan yorulduğu için yurt dışı davetlerini geri çevirdi.
Bu haberler de ilginizi çekebilir:
Ibaraki Eyaleti’nin Ushiku kentinde bir süre izakaya işleten Takaya, eşinin vefatının ardından 15 yıl önce bu işletmeyi kapattı. Aynı dönemde, Jackson’ın da ziyaret ettiği Tokyo’daki bir çocuk yuvasıyla yolu kesişti. Bu karşılaşma, ona yeni bir yön verdi. Okul yemekleri pişirmeye, çocuklara basit tarifler öğretmeye başladı; zamanla yerel bir dayanışma mutfağında gönüllü oldu.
Bugün Takaya, ayda bir kez çocuklar ve yaşlılar için köri ve yakisoba gibi doyurucu yemekler hazırlıyor. Kartvizitinde hâlâ “Michael Jackson’ın eski kişisel şefi” yazıyor; ancak kendisi için asıl anlamlı olan, mutfağı bir dayanışma alanına dönüştürmek.
Popüler kültür, çoğu zaman şöhreti merkeze alır; ancak bazı hikâyelerde asıl dönüşüm, bu merkezin bilinçli biçimde terk edilmesiyle başlar. Bir dönem küresel yıldızların çevresinde çalışan ya da onlarla aynı sahneyi paylaşan kimi isimler, şöhretin sağladığı görünürlüğü kalıcı bir statüye dönüştürmek yerine toplumsal faydaya yönelmeyi seçer. José Andrés, dünyanın önde gelen restoranlarında edindiği itibarı, doğal afet bölgelerinde ücretsiz yemek dağıtan World Central Kitchen’a taşıyarak bunun en bilinen örneklerinden biri hâline geldi. Benzer biçimde Jamie Oliver, televizyon şöhretini gençlere meslek kazandırmayı amaçlayan sosyal mutfak projelerine dönüştürdü.
Müzik ve sahne dünyasında da benzer yönelimler görülüyor. Dave Grohl, turne hayatının dışında, evsizler için yemek pişirdiği gönüllü çalışmalarla dikkat çekerken; Jon Bon Jovi, gelir düzeyi düşük bireylerin ücretsiz ya da bağış karşılığı yemek yiyebildiği “Soul Kitchen” girişimiyle bu hattı daha kurumsal bir zemine taşıdı. Bu örneklerde ortak olan, ünle kurulan ilişkinin bir vitrin olarak değil, bir geçiş alanı olarak görülmesi.
Bu tür hikâyeler, ünlülükle temas etmiş olmanın nihai hedef olmadığını; aksine, kişisel deneyimin ve görünürlüğün toplumsal dayanışmaya evrilebildiği anlarda gerçek anlamını bulduğunu gösteriyor. Toshio Takaya’nın mutfağı da tam bu noktada, şöhretin gölgesinden çıkıp gündelik hayatın ihtiyaçlarına dokunan sessiz ama kalıcı bir alana dönüşüyor.
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
