İngiliz futbolcu Jonjo Shelvey, Türkiye’de geçirdiği döneme ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Yalnızlıkla mücadele ettiği günlerden uyku haplarına sürüklenen bir bağımlılığa, kültürel uyumsuzluktan İstanbul’daki hayata ve Eyüpspor’da yaşadığı maaş krizine kadar birçok başlık, Shelvey’nin kendi sözleriyle gün yüzüne çıktı. Deneyimli futbolcu, Arda Turan için de çarpıcı ifadeler kullandı.
Nefes’ten Aykut Coşkun’un aktardığına göre; Jonjo Shelvey, Türkiye’ye ilk geldiği dönemi hayatının en zor evrelerinden biri olarak tanımlarken, yalnızlığın onu nasıl bir çıkmaza sürüklediğini anlattı.
Günlerinin birbirine benzediğini ve sosyal hayatının yok denecek kadar az olduğunu vurgulayan İngiliz futbolcu şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’ye gittiğimde 18 ay tek başıma yaşadım. Hayatımın en zor dönemiydi. Uyku haplarına bağımlı oldum. Antrenmandan eve gelirdim, zaman geçmiyordu. Şehir Müslüman ağırlıklıydı, üç restoran vardı. Çocuklar İngilizce pek konuşmuyordu. Eve gelirdim, dört duvara bakardım, zaman geçirmek için üç-dört tane uyku hapı içip bayılırdım. Ertesi sabah idmana. Sadece zaman geçsin diye. Sonra bağımlılığa döndü. Sonra İstanbul’a taşındım, İstanbul daha canlıydı. Dışarı çıkabiliyordun ama yine tek başımaydım. Ben tek başıma dışarı çıkan biri değilim, yalnızlıktan nefret ederim.”

İstanbul’un daha hareketli yapısına rağmen yalnızlığın peşini bırakmadığını anlatan Shelvey, kendisini bir yol ayrımında hissettiğini söylüyor:
“Bu böyle devam ederse ya içkiye sararım ya haplara’ dedim. İçki futbolcu için iyi değil. O yüzden içki yerine haplara devam ettim; ‘en azından kilo almam’ diye. İdmana saat 1 gibi gelirdim. 3 gibi yemek yerdim, o son öğün olurdu. Sonra 3-4 hap alırdım. Gece 12 gibi uyanırdım, 3-4 tane daha alırdım. Sonra sabah idmana. Açıkçası çocuklarımla ilişkimi mahvetti. Zihnen yok gibiydim. Sanırım bunu ilk kez anlatıyorum. Şanslıydım, eşim çok iyi bir kadın; resmen beni silkeledi. Çok zordu. Çok yalnızdım. O yüzden zaman geçirmek için hap içiyordum.”
Shelvey’nin Türkiye günleri sadece kişisel mücadelelerle sınırlı kalmadı. Futbol ortamına dair gözlemleri de dikkat çekti. Arda Turan’la ilgili anısını anlatırken kullandığı ifadeler, İngiltere ile Türkiye arasındaki spor kültürü farkını gözler önüne seriyor:
“Arda Turan, deliydi. Bildiğin manyak. Ofisine girerdim, ‘John, seni seviyorum, seni seviyorum’ derdi. ‘Bana viski var mı?’ derdi. Çünkü viskiye abanıyordu. Orada ayaklar masada… Antrenman sonrası puro ve viski. Delilik. İngiltere’de böyle bir şey hiç görmemiştim. Ama dürüst olayım, ben oraya aslında çok iyi bir kontrat verdikleri için gittim.”
Eyüpspor dönemine gelindiğinde ise tablo daha da ağırlaşıyor. Shelvey, kulüpte yaşadığı maaş sorunlarını ve yabancı futbolculara yönelik yaklaşımı sert sözlerle dile getiriyor:
“Eyüpspor’da 4 ay maaş alamadım. Türkiye’de böyle şeyler olur ya… Bunu yabancılara yapıyorlar. Yerli oyunculara ödüyorlar çünkü onların maaşı daha düşük. Yabancılara ise her türlü kurnazlığı yapıyorlar, ödeme yapmamak için. Wilfried Zaha’yla konuşmuştum; o zaman Galatasaray’daydı. 3 aydır para almıyormuş. Benim kazandığımdan çok daha fazla kazanıyordu.”
Bu haberler de ilginizi çekebilir:
Ödemelerin sürekli ertelenmesi ve verilen sözlerin tutulmaması, Shelvey’i sözleşme feshi noktasına getiriyor. Yaşanan süreci ayrıntılarıyla aktaran futbolcu, sonunda ailesini tercih ettiğini söylüyor:
“Eyüpspor’da 4 aylık alacağımı iki parça yapalım dediler. İlk parçayı nakit vermeye kalktılar ama 4 ay gecikmişti. ‘Bu kadar parayı nakit alıp İngiltere’ye nasıl götüreyim?’ dedim. Sonra ikinci ödeme zamanı geldi, gelmedi. Sorumlu adama mesaj attım: ‘Ödeme ne zaman?’ ‘Gelecek hafta’ dedi. Tamam. Gelecek hafta geldi, yine ödeme yok. Yine bahane. En sonunda ‘Bana borcunuzun yarısını verin, ben İngiltere’ye dönüyorum. Sözleşmeyi feshedelim’ dedim. Çünkü ailemden uzağım, iş yapıyorum ama sen bana para ödemiyorsun. Bu bir kontrat. Fesihte anlaştık. Kasım sonu/Aralık başı gibi döndüm. Noel’i eşim ve çocuklarla geçirdim. Hapları bıraktım.”
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
