YEŞİL MUTABAKAT – Ekolojik Krizden Ekonomik Paradigma Değişimine

İklim krizi, çevre politikalarının dar alanından çıkıp ekonomik ve siyasal kararların merkezine yerleştiğinde ortaya yeni bir çerçeve çıkar: Yeşil Mutabakat. Bu çerçeve, doğayı korumayı bir “iyi niyet” meselesi olmaktan çıkarır; üretim, ticaret ve yaşam biçimlerini kökten dönüştürmeyi hedefleyen bütüncül bir program önerir.


Yeşil Mutabakat Nedir?

Yeşil Mutabakat (İng. European Green Deal; Alm. Europäischer Grüner Deal; Fra. Pacte vert pour l’Europe), Avrupa Birliği’nin 2019 yılında açıkladığı, iklim kriziyle mücadeleyi ekonomik, toplumsal ve teknolojik dönüşümle birlikte ele alan kapsamlı politika setini ifade eder. Temel hedef, 2050 yılına kadar Avrupa’yı iklim açısından “nötr” bir kıta hâline getirmek, yani net sera gazı emisyonunu sıfırlamaktır.

Mutabakat; enerji, sanayi, tarım, ulaşım, finans ve ticaret gibi alanlarda mevcut yapının sürdürülemez olduğunu kabul eder ve “yeşil dönüşüm”ü zorunlu bir yeniden yapılanma süreci olarak tanımlar. Bu yönüyle yalnız çevre politikası değil, ekonomik bir yeniden kurulum projesidir.


Dünden Bugüne Yeşil Mutabakat

Yeşil Mutabakat’ın arka planı, 1990’lardan itibaren şekillenen küresel iklim politikalarına uzanır. Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması gibi uluslararası metinler, iklim değişikliğini ortak bir sorun olarak tanımlamış; ancak bağlayıcılık ve uygulama konusunda sınırlı kalmıştır. Avrupa Birliği, bu boşluğu daha sert ve bağlayıcı bir çerçeveyle doldurmayı hedefler.

2019’da Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından açıklanan Yeşil Mutabakat, iklim hedeflerini AB’nin büyüme stratejisinin merkezine yerleştirir. 2021’de kabul edilen “Fit for 55” paketiyle, 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarının 1990 seviyelerine göre en az %55 azaltılması yasal hedef hâline gelir.

Bu süreçte karbon fiyatlandırması genişletilir, fosil yakıt teşviklerinin azaltılması gündeme gelir, yenilenebilir enerji yatırımları hızlandırılır ve “döngüsel ekonomi” kavramı üretim politikalarının temel bileşenlerinden biri olur. Aynı zamanda Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) ile, AB dışından gelen ürünlere karbon maliyetinin yansıtılması planlanır. Bu adım, Yeşil Mutabakat’ı yalnız Avrupa içi bir politika olmaktan çıkarıp küresel ticareti etkileyen bir düzenlemeye dönüştürür.


Yeşil Mutabakat yalnızca çevreyi mi ilgilendirir?
Hayır. Enerji maliyetlerinden sanayi yatırımlarına, tarımdan istihdama kadar geniş bir alanı kapsar. Bu nedenle çevre politikası kadar bir ekonomi ve rekabet stratejisidir.


Karbon nötr olmak ne anlama gelir?
Üretilen sera gazı miktarının, yutak alanlar veya telafi mekanizmalarıyla dengelenmesi demektir. Ama pratikte bu hedef, emisyonların radikal biçimde azaltılmasını zorunlu kılar.


Yeşil Mutabakat gelişmekte olan ülkeleri nasıl etkiler?
AB ile ticaret yapan ülkeler için yeni standartlar doğurur. Üretim süreçleri “yeşil” değilse, maliyet artışı kaçınılmaz hâle gelir. Bu durum, özellikle ihracata dayalı ekonomiler için ciddi bir uyum baskısı yaratır.


Bu dönüşüm sosyal eşitsizlik yaratır mı?
Risk vardır. Bu nedenle mutabakat içinde “Adil Geçiş Mekanizması” yer alır. Ama uygulamada, yükün kimlerin omzuna bineceği siyasal bir mücadele alanıdır.


Eleştirilerin odağında ne var?
Bazı eleştiriler, Yeşil Mutabakat’ın iklim krizini çözerken yeni bir “yeşil kapitalizm” ürettiğini, çevresel sorumluluğu piyasa araçlarına teslim ettiğini savunur.


Popüler Kültürde Yeşil Mutabakat

Yeşil Mutabakat, belgesellerde ve güncel tartışma programlarında çoğu zaman “iklim için son şans” başlığıyla ele alınır. Medyada, elektrikli araçlar, rüzgâr türbinleri ve güneş tarlaları bu politikanın görsel sembollerine dönüşür. Sinema ve edebiyatta ise Yeşil Mutabakat doğrudan konu edilmez; fakat iklim distopyaları ve ekolojik çöküş anlatıları, bu tür politikaların neden ortaya çıktığını dolaylı biçimde görünür kılar.


Genel Değerlendirme

Yeşil Mutabakat, çevreyi korumayı ahlâkî bir çağrıdan çıkarıp hukukî ve ekonomik bir zorunluluk hâline getiren en kapsamlı girişimlerden biridir. Başarısı, yalnız hedeflerin büyüklüğüne değil; dönüşümün bedelinin kim tarafından ve nasıl ödeneceğine bağlıdır. Bu yönüyle Yeşil Mutabakat, iklim krizinin teknik olduğu kadar siyasal bir mesele olduğunu deşifre eder.


Velev’den İlgili Maddeler

İKLİM KRİZİ
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
KARBON AYAK İZİ
SIFIR ATIK
IPPC