Aşkın ritminde bedenin ve ruhun birlikte zikri.
Semâh, Alevî-Bektaşî inanç sisteminde müzik eşliğinde dönerek yapılan kutsal bir ibadet biçimidir. Saz, söz ve ritme eşlik eden dairesel hareketler, sadece bir dans değil, Tanrı’ya (Hak’ka) yönelen ruhsal bir yolculuktur. Bedenin, evrenin devinimine katılmasıdır. İçsel bir denge, ritmik bir dua ve kozmik bir dönüş…
Kökeni İslâm öncesi Orta Asya inançlarına, Şaman ritüellerine kadar uzanan semâh; İslâm’ın tasavvufi yorumu içinde özellikle 12 İmam inancı, Hallâc-ı Mansûr’un vahdet-i vücûd anlayışı ve Mevlânâ’nın semâ törenleriyle şekillenmiştir. Anadolu’daki Alevî-Bektaşî topluluklar tarafından yüzyıllardır cem törenlerinin ayrılmaz bir parçası olarak icra edilmektedir.
Semâh, sadece görsel ya da estetik bir ritüel değildir; içinde derin semboller, inanç ve kozmoloji barındırır:
– Evrenin ve insanın döngüsel yapısının bedende ifadesi
– Aşk ile Hak’ka ulaşma arzusu
– Topluluk içinde eşitlik, denge ve uyum fikri
– Beden, ruh ve doğa arasında kurulan kutsal bağ
– Zahiri değil, bâtıni (içsel) bir ibadet biçimi
Hayır. Semâh, halk danslarına benzese de, bir ibadettir. Her hareketin bir anlamı vardır ve semâh, aşkın (ilahî sevginin) fiziksel tezahürüdür.
Semâh, cem törenlerinde belirli bir eğitim ve niyetle yapılır. Herkes dönebilir ama herkes “semâhçı” olamaz. Ruhsal hazırlık ve topluluğun kabulü esastır.
Benzer yönleri olsa da farklı geleneklere aittir. Mevlevî semâsı Sünnî tasavvuf geleneğine; Alevî semâhı ise heterodoks İslam yorumuna dayanır. İkisi de Tanrı’ya ulaşmanın ritmik yollarıdır.
Semâh, cem adı verilen toplu ibadetlerin merkezindedir. Dede, zakir ve semâhçılar eşliğinde yapılan bu ritüel; görsel olduğu kadar, sözlü kültürün de taşıyıcısıdır. Semâhlar, deyişler, nefesler ve gülbanglarla birlikte aktarılır; bir nevi yaşayan inanç tarihidir.
Müzik ve Tiyatro: Yazarlar ve müzisyenler semâhı modern sahne sanatlarına taşıdı (örneğin: Metin Altıok, Muharrem Temiz).
Belgesel ve Sinema: Semâh, Alevî kimliğinin bir göstergesi olarak birçok yapımda yer aldı.
Siyasi Alan: Kültürel haklar bağlamında semâh, Alevî toplumunun görünürlüğü ve talepleriyle birlikte gündeme geldi.
Semâh, görünüşte bir dönüştür; ama içsel anlamda bir yolculuktur. Ruhun evrenle yeniden hizalanmasıdır. Kadim, sade ve derindir. Her dönüş, hakikate bir adım daha yaklaşmaktır. Semâh, dilsiz bir duadır—bazen bir selâm, bazen bir yakarıştır. Belki de hakikatin kendisidir, dönenin değil, “dönüşün” kutsandığı.
► SEMÂHAT
► VAHDET-İ VÜCUT
► ENEL HAK
► TASAVVUF MÜZİĞİ
► RİTÜEL