Aklın bütünlüğü bozulduğunda, sorumluluk da askıya alınır mı? Non compos mentis, akıl ile hukuk arasındaki o kırılgan eşiktir.
Non compos mentis (Latince: non compos mentis – “aklının sahibi olmayan”), bir kişinin aklî melekelerinin yerinde olmaması, dolayısıyla hukukî ve cezai sorumluluklarını sağlıklı biçimde idrak edememesi hâlini ifade eden Latince bir hukuk terimidir. Terim, özellikle Anglo-Sakson hukuk geleneğinde; ceza hukuku, medeni hukuk ve vasiyet hukukunda kullanılmıştır.
Bu ifade, tıbbî bir teşhisten ziyade hukukî bir nitelendirmedir. Yani kişi “hasta” olduğu için değil, eyleminin anlamını ve sonuçlarını kavrayamadığı kabul edildiği için bu kapsamda değerlendirilir.
Terim, kökenini Roma hukukuna kadar uzanan Latince hukuk dilinden alır; ancak asıl sistematik kullanımını İngiliz common law geleneğinde bulur. Orta Çağ’dan itibaren mahkemeler, bir kişinin suç işlerken ya da hukukî işlem yaparken non compos mentis sayılıp sayılmayacağını tartışmış; bu tartışmalar modern cezai ehliyet ve fiil ehliyeti kavramlarının temelini oluşturmuştur.
Zamanla bu terim, yalnızca ağır akıl hastalıklarını değil;
– geçici bilinç kaybını,
– ileri derecede sarhoşluğu,
– travmatik şok hâllerini,
– bunama ve ileri yaşa bağlı zihinsel çözülmeleri
kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Ancak modern hukukta, belirsiz ve damgalayıcı yapısı nedeniyle terimin doğrudan kullanımı azalmış; yerini daha teknik ve tıbbî kavramlar almıştır.
Hayır. Terim, gündelik dildeki “delilik” kavramıyla örtüşmez. Bir kişinin non compos mentis sayılması, kalıcı bir akıl hastası olduğu anlamına gelmez; durum geçici de olabilir.
Öncelikle hukukî bir kavramdır. Tıbbî raporlar destekleyici unsur olabilir; ancak nihai değerlendirme mahkeme tarafından yapılır.
Her zaman değil. Bazı hukuk sistemlerinde ceza indirimi, güvenlik tedbirleri veya zorunlu tedavi gibi ara çözümler uygulanır.
Resmî metinlerde nadiren. Ancak hukuk tarihi, akademik çalışmalar ve edebî metinlerde hâlâ güçlü bir referans olarak varlığını sürdürür.
Çünkü bir kişinin non compos mentis olduğu kanıtlanırsa, yaptığı vasiyet veya sözleşme geçersiz sayılabilir.
Terim, özellikle mahkeme sahneleri içeren romanlarda, filmlerde ve dizilerde dolaylı biçimde karşımıza çıkar. Açıkça Latince ifade kullanılmasa bile, “akli dengesi yerinde mi?”, “bilincinin farkında mıydı?” gibi sorular üzerinden non compos mentis tartışması dramatize edilir. Polisiye ve psikolojik gerilim türlerinde, bu kavram çoğu zaman suç–sorumluluk–masumiyet üçgeninin merkezine yerleşir.
Non compos mentis, hukukun şu temel soruyla yüzleşme biçimidir: Akıl yoksa suç var mıdır?
Bu terim, bireyi korumak ile toplumu korumak arasındaki dengenin tarihsel adıdır. Modern hukuk, daha inceltilmiş kavramlar kullanıyor olabilir; ancak non compos mentis, akıl ve adalet arasındaki o eski gerilimi hâlâ hatırlatır.
► CEZAİ EHLİYET
► AKIL HASTALIĞI
► SUÇ VE SORUMLULUK
► ADALET
► PSİKİYATRİ TARİHİ