Bir sûfi, bir şair, bir isyankâr. Hallâc-ı Mansûr, mistik tecrübenin dili ile siyasal-dinî otoritenin sınırları arasındaki çatışmanın en sert simgelerinden biridir.
Hallâc-ı Mansûr (yaklaşık 858–922), İslam tasavvuf tarihinde derin izler bırakmış sûfi düşünürdür. Asıl adı Hüseyin bin Mansûr’dur. “Hallâc” lakabı, pamuk atıcı anlamına gelir; ancak zamanla bu ad, hakikati parçalayıp açığa çıkaran bir figürün simgesine dönüşür.
Hallâc, tasavvufun içe dönük, kapalı ve seçkinci yorumuna karşı; hakikatin açıkça dile getirilmesi gerektiğini savunur. Onu tartışmalı kılan da tam olarak bu tavırdır.
Hallâc, Abbasîler döneminde, özellikle Bağdat merkezli güçlü bir siyasal ve dinî otoritenin hüküm sürdüğü bir ortamda yaşar. Genç yaşta tasavvuf yoluna girer; çeşitli sûfi çevrelerle temas eder, uzun seyahatler yapar ve vaazlar verir. Ancak zamanla, dönemin hâkim sûfi anlayışından ayrılır.
Onun adı en çok, söylediği rivayet edilen “Enel Hak” (Ben Hakk’ım) sözüyle anılır. Bu ifade, Hallâc’ın kendi benliğini Tanrı ile özdeşleştirdiği şeklinde yorumlanır. Hallâc ve onu savunanlara göre ise bu söz, benliğin yok oluşunu (fenâ) ve Tanrı’dan başka varlık kalmamasını dile getiren mistik bir tecrübenin dilidir.
Ancak bu ifade, kelâmcılar ve fıkıh âlimleri tarafından küfür ve sapkınlık olarak değerlendirilir. Hallâc’ın düşüncelerinin halk arasında yayılması, onun yalnızca teolojik değil, aynı zamanda siyasal bir tehdit olarak algılanmasına yol açar. Uzun süren yargılamaların ardından 922 yılında Bağdat’ta idam edilir; bedeni parçalanır, külleri Dicle’ye savrulur.
► “Enel Hak” ne anlama gelir?
Tasavvufî yoruma göre, benliğin yok olması ve Tanrı’dan başka varlığın kalmaması hâlini ifade eder.
► Hallâc gerçekten Tanrı olduğunu mu iddia etti?
Bu, dışlayıcı yorumdur. Sûfi geleneğe göre, söz mecazî ve deneyimseldir.
► Neden bu kadar sert cezalandırıldı?
Çünkü sözleri, dinî otoriteyi olduğu kadar siyasal düzeni de tehdit ediyordu.
► Tüm sûfiler Hallâc’ı savundu mu?
Hayır. Bazı sûfiler, hakikatin bu kadar açık söylenmesini tehlikeli bulmuştur.
► Hallâc bir şehit midir?
Tasavvuf geleneğinde evet; resmî din anlayışında ise uzun süre sapkın kabul edilmiştir.
Hallâc-ı Mansûr, doğrudan tarihsel bir figür olmaktan çıkarak mistik direnişin sembolü hâline gelmiştir.
Edebiyatta: Tasavvufî şiirlerde ve denemelerde hakikat uğruna bedel ödeyen figür olarak anılır.
Şiirde: “Enel Hak” ifadesi, bireyin mutlak olanla yüzleşmesinin simgesidir.
Tiyatro ve anlatıda: Hallâc, sözün iktidarla çatışmasının trajik örneği olarak sahneye taşınır.
Felsefede: Hakikat, dil ve iktidar ilişkisi bağlamında sıkça referans verilir.
Bu temsillerde Hallâc, tarihsel kişiden çok etik bir duruş olarak yaşar.
Hallâc-ı Mansûr, tasavvuf tarihinde yalnızca mistik bir düşünür değil; sözün sınırlarını zorlayan bir figürdür. Onu anlamak, Tanrı–insan ilişkisini değil, hakikat ile iktidar arasındaki gerilimi anlamaktır. Hallâc, bu gerilimin bedelinin ne kadar ağır olabileceğini gösteren en çarpıcı örneklerden biridir.
► TASAVVUF MÜZİĞİ
► SEYR-U SÜLÛK
► ENEL AŞK
► VAHDET-İ VÜCUT
► İLAHİYAT