Takvimden taşan bir zaman dilimi; Faşing, gündelik hiyerarşilerin ters yüz edildiği, ciddiyetin alaya, iktidarın oyuna dönüştüğü kolektif bir aralıktır.
Faşing (Alm. Fasching; Fra. Carnaval), Hristiyan takviminde Kül Çarşambası (Aschermittwoch) öncesinde kutlanan, oruç dönemine girmeden önceki şenlik, taşkınlık ve maskelenme zamanını ifade eder. Almanya’nın farklı bölgelerinde aynı döneme farklı adlar verilir: Kuzey Ren-Vestfalya’da Karnaval, Renanya-Palatina, Hessen ve Baden-Württemberg’de Fastnacht ya da Fassenacht, Bavyera ve Saksonya’da ise Faşing olarak anılır.
Bu dönem, “beşinci mevsim” olarak da adlandırılır; çünkü gündelik zaman algısının dışına taşar, kurallar geçici olarak askıya alınır.
Faşing’in kökleri, Hristiyanlık öncesi pagan bahar ritüellerine kadar uzanır. Kışın karanlığını, ölümü ve durağanlığı simgeleyen güçleri kovmak amacıyla yapılan maskeli şenlikler, zamanla Hristiyan takvimiyle bütünleşmiştir. Oruç öncesi “son serbestlik” fikri, bu geleneği meşrulaştırmış ve kurumsallaştırmıştır.
Orta Çağ’dan itibaren Faşing, yalnızca eğlence değil; toplumsal eleştiri, iktidarın alaya alınması ve sınıfsal rollerin tersyüz edilmesi için de bir alan hâline gelmiştir. Soyluların maskeyle sıradanlaştığı, sıradan insanların krala dönüştüğü bu zaman, modern Avrupa karnaval kültürünün temelini oluşturur.
Faşing döneminin en sembolik günlerinden biri, Weiberfastnacht (Kadınlar Karnavalı) olarak bilinen perşembedir. Kül Çarşambası’ndan önceki bu günde, özellikle Köln, Düsseldorf ve Münih gibi kentlerde iktidar sembolik olarak kadınlara devredilir.
Belediye binaları kadınlar tarafından “işgal edilir”, belediye başkanları şehrin anahtarını teslim eder. Sokakta takım elbisesiyle dolaşan erkekler içinse en büyük risk kravatlardır: Kadınlar, erkeklerin kravatlarını keserek erkek egemenliğinin sembolik bir parçasını ortadan kaldırır. Bu yüzden birçok erkek, o gün değerli kravatlarını evde bırakmayı tercih eder.
Faşing ya da Karnaval, özellikle Almanya’nın Katolik geleneğin güçlü olduğu Ren bölgesinde kök salmış, yüzyıllara yayılan bir toplumsal ritüeldir. Mainz, Köln, Düsseldorf ve Bonn bu geleneğin başlıca merkezleri olarak kabul edilirken, güney Almanya’da aynı dönem Alemannik kökenli Fasnet adıyla yaşatılır. Almanların “beşinci mevsim” olarak adlandırdığı Faşing, her yıl 11 Kasım’da saat 11.11’de sembolik olarak başlar; esas yoğunluğunu ise şubat ayı ortasına denk gelen ve görkemli geçit törenleriyle anılan Güllü Pazartesi (Rosenmontag) haftasında yaşar. Bu dönem, Küllü Çarşamba (Aschermittwoch) ile birlikte sona erer ve Hristiyan takviminde Paskalya’ya kadar sürecek kırk günlük oruç ve feragat zamanına geçilir.
Faşing boyunca insanlar kılık değiştirir, maskeler takar, geleneksel ya da alaycı kostümlerle sokaklara çıkar; geçit törenleri, balolar ve sokak şenlikleri düzenlenir. Bu geleneğin kökeni, Hristiyanlık öncesi dönemlere uzanan ve kışı kovmayı amaçlayan ritüellere dayanır. Çılgınlığın ve taşkınlığın doruğa çıktığı zaman dilimi ise Kirli Perşembe (Schmutziger Donnerstag) ile Küllü Çarşamba arasındaki son haftadır. Bu günlerin ardından gelen oruç dönemi, bedensel olduğu kadar ahlaki bir arınmayı da hedefler; Katolik inançta bu süre boyunca etten uzak durulur, sadaka verilir ve bireyler kendilerine haz veren alışkanlıklardan bilinçli olarak feragat ederler.
Ren bölgesinde Güllü Pazartesi resmî tatil olmamasına rağmen, gündelik hayat fiilen durur. İşe gidenlere şaşkınlıkla bakılır; kentler yüz binlerce ziyaretçiyle dolar. Nüfusu iki yüz bin civarında olan Mainz’de yarım milyondan fazla insan geçit törenlerine katılırken, Köln’de bu sayı bir buçuk milyona yaklaşır. Karnaval sözcüğünün Latince carnelevare (“eti ortadan kaldırmak”) kökünden geldiği düşünülür; bu da Faşing’in, oruç öncesi son serbestlik ve bolluk zamanı olarak algılanmasını açıklar. Modern Köln Karnavalı, 1823’te kurulan Festival Komitesi ile kurumsal bir biçim kazanmış; üniformalı muhafızlar ve kadın dansçı kostümleri Napolyon döneminin kent koruma birliklerine kadar uzanan tarihsel izler taşımıştır.
Bölgesel gelenekler Faşing’in çok katmanlı yapısını daha da belirginleştirir. Düsseldorf Karnavalı, Orta Çağ şövalyelik temsillerine ve maskeli balolara yaslanırken; Mainz’te 16. yüzyıla kadar uzanan çılgın kutlamalar, 19. yüzyılda kurulan karnaval dernekleriyle estetik ve düzenli bir forma kavuşur. Suab bölgesinde Faşing’in kökeni, oruç başlamadan önce bozulabilecek gıdaların tüketilmesine dayanan Orta Çağ pratiklerine uzanır; zamanla bu gelenek danslar ve geçit törenleriyle zenginleşir. Thüringen’deki Wasungen kenti ise 1524’ü karnavalın başlangıç tarihi olarak kabul eder ve “karnaval soytarıları”yla bu geleneği yüzyıllar boyunca özgün biçimde sürdürür.
Küllü Çarşamba’dan önceki altı gün Almanya’da “delilik günleri” olarak anılır. Bu günlerin en dikkat çekici olanı, kadınların sembolik iktidarı devraldığı Kadınlar Karnavalıdır. Pek çok kentte belediyeler “işgal edilir”, erkeklerin kravatları kesilir; bu jest, alaycı ama anlamlı bir güç devrini simgeler. Bazı bölgelerde “yağlı” ya da “kirli” perşembe olarak anılan bu gün, tarihsel olarak oruç öncesi son et kesimiyle ilişkilendirilir. Ardından gelen cumartesiden itibaren kilometrelerce uzanan geçit törenleri başlar; doruk noktası Güllü Pazartesi ve Oruç Salısı’dır.
Bu yönüyle Faşing, yalnızca bir eğlence değil; zamanın askıya alındığı, toplumsal rollerin ters yüz edildiği, hafızanın ritüel aracılığıyla diri tutulduğu kolektif bir deneyimdir. Oruçla sonlanan bu taşkınlık, düzenin karşıtı değil; aksine, düzenin yeniden kurulabilmesi için gerekli olan kültürel boşalmanın adıdır.
► Faşing ile Karnaval aynı şey mi?
Özde evet. İsimler bölgeseldir; ritüel ve zamanlama ortaktır.
► Faşing neden “beşinci mevsim” olarak anılır?
Çünkü gündelik zaman, düzen ve ciddiyet askıya alınır; olağan hayatın dışında bir zaman yaşanır.
► Maskeler neden bu kadar önemlidir?
Maske, kimliğin geçici olarak silinmesini sağlar; sınıf, cinsiyet ve statü farkları görünmez hâle gelir.
► Weiberfastnacht neden özellikle kadınlara aittir?
Tarihsel olarak erkek egemen kamusal alanların sembolik biçimde tersyüz edilmesi amacıyla.
► Faşing yalnızca eğlence midir?
Hayır. Aynı zamanda kolektif hafızanın, eleştirinin ve toplumsal rahatlamanın ritüel biçimidir.
Faşing ve karnaval kültürü, edebiyatta Mikhail Bakhtin’in karnavalesk kavramıyla teorileştirilmiş; sinemada maskeler, geçici kimlikler ve düzenin bozulması temalarıyla sıkça işlenmiştir. Alman ve Orta Avrupa tiyatrosunda Faşing, hicvin ve politik taşlamanın meşru alanlarından biri olarak kabul edilir.
Ayrıca çağdaş festivaller, sokak performansları ve kostüm kültürü, Faşing’in modern uzantıları olarak yaşamaya devam eder.
Faşing, yalnızca bir şenlik değil; toplumun kendisiyle dalga geçebilme cesaretidir. Kuralların geçici olarak askıya alındığı bu zaman dilimi, baskının boşalmasını, eleştirinin güvenli biçimde dile gelmesini ve kolektif bir nefes almayı mümkün kılar. Bu yönüyle Faşing, düzenin düşmanı değil; paradoksal biçimde onun devamlılığını sağlayan kültürel bir emniyet supabıdır.
► KARNAVAL
► RİTÜEL
► RIO KARNAVALI
► TOPLUMSAL HAFIZA
► VENEDİK KARNAVALI