TURİSTLERİN kendi ülkelerinde satmak amacıyla, tekstil ürünleri başta olmak üzere çeşitli tüketim mallarını satın alarak, gümrük sınırlamasına tabi olmadan yurtdışına çıkarmalarıdır.
Bavul ticareti, bir ülkeden başka bir ülkeye, tekrar satmak maksadıyla bavul veya bagajda mal götürme ve getirme olarak tanımlanan bir tür dış ticaret terimi. Hem mal girişi, hem de mal çıkışı şeklinde gerçekleştirilebilmektedir.
Ülkeler arasındaki fiyat farklılıklarından ve herhangi bir mevzuata tabi olmamasından faydalanılarak genellikle küçük işletmeler ve çoğunlukla da kadınlar tarafından gerçekleştirilen bavul ticareti, SSCB’nin dağılmasından sonra, özellikle 1990’lı yıllarda dikkati çeken bir ticaret şekli olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bavul ticareti ihracatçısı olma açısından Türkiye ekonomisi için de 1990’lı yıllar önem arz etmekle birlikte, bavul ticareti ithalatçılığının -ticari liberalizasyon yıllarından önce- 1960’lardan beri Türkiye’de var ola gelmiş bir ticari ilişki şekli olduğu bilinmektedir.
1990 öncesinde Türkiye’de bavul ticareti tek yönlü değildi. 1960’lardan 1980’li yıllara kadar Batı Avrupa ve Kuzey Kıbrıs’tan yolcu yanında mal getirilmesi o yıllarda Türkiye’nin bavul ticareti ithalatçısı olduğunu göstermektedir.
1970’lerden sonra Doğu Avrupa ülkelerinde yurtdışı seyahat kısıtlamalarının gevşetilmesi Macarların, Yugoslavların, Çekoslovakların ve Polonyalıların alışveriş için İstanbul’a (Kapalı Çarşı ve çevresine) gelip gitmeye başlamalarına olanak tanımıştır.
1980’lerin ilk yarısında Arap ülkelerine yönelik bavul ticareti başlamış olup, Cezayirliler, Libyalılar ve diğer Kuzey Afrika ülkelerinden gelen tüccarlar Beyazıt çevresinden bavullar dolusu giyim eşyası satın almaktaydılar.
1991’de SSCB’nin dağılmasıyla bu eski blok ülkelerinin ve özellikle de Rusların Türkiye ile olan ticari ilişkilerini arttırması ile Laleli semti bavul ticaretinin merkez piyasası haline gelmiştir.