Bir devrim, bir aşk, bir şiir ya da bir matematik teoremi… Badiou’ya göre bunlar, “olanın içinde olmayan” şeylerdir. Olay, varlığın düzenine dışarıdan sızar. Peki bu sızıntı, insanı nasıl dönüştürür ve hakikat nerede başlar?
Fransız filozof Alain Badiou, çağdaş felsefeye getirdiği en özgün katkılardan birini “olay” (événement) kavramıyla yapmıştır. Badiou’ya göre felsefe, hakikatin yalnızca tanımını değil, ortaya çıkışını ve hayatı nasıl dönüştürdüğünü araştırmalıdır. Ve hakikat, mevcut bilgi sistemlerinin içinde değil; o sistemin çatladığı, kesintiye uğradığı, “olay” dediğimiz eşik anlarında doğar.
Olay, bir sistemin düzenli akışı içinde görünmeyen, imkânsız ya da dışlanmış olanın ansızın belirerek yepyeni bir durumu olanaklı kılmasıdır. Olay, geçmiş düzenin sınırlarını aşar ve sadakatle sürdürüldüğünde, hakikate dönüşür.
Badiou, olayın doğabileceği alanları sınırlı ama dönüştürücü olarak tanımlar:
1. Sanat: Yeni bir estetik formun ortaya çıkışı (örneğin modern resim)
2. Bilim: Paradigma değiştiren buluşlar (örneğin Gödel’in teoremleri)
3. Siyaset: Devrimsel kırılmalar (örneğin 1968 Mayısı)
4. Aşk: İki kişinin, dünyayı birlikte ve yeni bir gözle kurması
Bu alanlarda ortaya çıkan olaylar, eski hakikatleri geçersiz kılar; onları reddetmek değil, aşmak gerekir.
Olayın Kendisi Kısa, Etkisi Uzundur: Olay anlık bir kopuştur, ama ona verilen sadakat, hakikati sürdürmenin yoludur.
Sadakat Ne Demektir? Olayı fark edip ona göre yaşamaktır. Bu, bir tür yaşam etiğidir.
Birey Değil Özne: Olay, sıradan bireyi “hakikat öznesine” dönüştürür. Artık o kişi, olayın dünyasındaki hakikatin taşıyıcısıdır.
Kitap Dünyasında
Being and Event – Badiou’nun temel eseri; olay kavramının ontolojik ve matematiksel temelleri
Ethics: An Essay on the Understanding of Evil – Sadakat, özneleşme ve kötülüğün tanımı
Logics of Worlds – Olay sonrası hakikatlerin nasıl bir “dünya” oluşturduğunu tartışır
Sinemada ve Dizilerde
Matrix – Gerçekliğe dair bir “olay” anı ve sonrasında sadakatle devam eden bir hakikat mücadelesi
V for Vendetta – Bireyin, siyasal olayın içinde özneleşmesi ve yeni bir kolektifin doğması
The Tree of Life – Bireysel bir olayın (kayıp) evrensel bir varoluş sorusuna dönüşmesi
Oyun Dünyasında
Undertale – Oyuncunun, olay yaratma ve sadakatle sürdürme imkânları üzerinden etik bir deneyim
Disco Elysium – Olaylar, karakterin yeniden özneleşmesine zemin hazırlar
Braid – Zamanı, hatayı ve geçmişi sorgulayan bir olay-mekanizması
Alain Badiou, felsefenin yalnızca düşünce üretimi değil; olaylar karşısında bir duruş geliştirme pratiği olduğunu savunur. Onun olay felsefesi, bizi hem entelektüel hem etik bir sorumlulukla yüzleştirir: Olayı tanıdın mı? Sadık kalabilecek misin? Hayat, belki de bu iki sorunun arasında şekillenir.
Bu madde ilginizi çektiyse aşağıdaki maddelere de göz atabilirsiniz:
ETİK – Zor Zamanlarda Doğruyu Yapmak
HERBERT MARCUSE – TEK BOYUTLU İNSAN: Modern Toplumun Sessizleştirdiği Eleştirel Akıl