Tutuklu Belediye Başkanı Oya Tekin Silivri’den seslendi: ‘Kadın koğuşunda iyileşmek, birinin sessizce yanına oturmasıyla başlıyor’

İBB soruşturması kapsamında tutuklu bulunan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Silivri Cezaevi’nden yaptığı paylaşımda, kadın koğuşunda yayılan hastalık sürecinde oluşan güçlü dayanışma ve kardeşlik bağlarını anlattı.

  • ü
  • 09 Ocak 2026
  • ü
  • Politika

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturması kapsamında tutuklanan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Silivri Cezaevi kadınlar koğuşunda yaşananları sosyal medya hesabından paylaştı.

Koğuşta yayılan viral hastalık nedeniyle birçok kişinin hasta olduğunu belirten Tekin, bu zor zamanlarda cezaevindeki kadınlar arasında kurulan güçlü dayanışmayı duygusal ifadelerle anlattı.

Tekin paylaşımında, “İnsan böyle zamanlarda ilk neyi ister biliyor musunuz? Bir tas çorba. Ihlamur. En çok da ailesini” sözleriyle tutuklu kadınların yalnızlığına ve özlemine dikkat çekerken, “Ama burada aile, başka türlü kuruluyor” diyerek koğuşta birbirine destek olan kadınları anlattı.

Hastalığın koğuşta hızla yayıldığını belirten Tekin, oda arkadaşının rahatsızlandığını ve görüşe çıktığında bile aklının içeride kaldığını yazdı. Görüş dönüşü masasında karşılaştığı bitki çayları, hasta çorbası ve üstü örtülmüş yemek tabaklarının onu duygulandırdığını ifade etti.

“Koğuşun başhekimi Şebnem Hanım uğruyor” diyerek, içeride hastalıkla başa çıkma yollarının birlikte üretildiğini anlatan Tekin, “Kadın koğuşunda iyileşmek ilaçla değil, birinin sessizce yanına oturmasıyla başlıyor” sözleriyle dayanışmanın önemini vurguladı.

Yedi aydır cezaevinde bulunan Tekin’in bu paylaşımı, cezaevindeki kadın tutukluların yaşadığı zor koşullar altındaki yardımlaşmayı anlattı.

Tekin’in paylaşımının tam metni şöyle: ”

Şu sıralar Silivri kadınlar koğuşu hastalıktan kırılıyor. Viral bir şey.
İnsan böyle zamanlarda ilk neyi ister biliyor musunuz? Bir tas çorba. Ihlamur. En çok da ailesini.

Ama burada aile, başka türlü kuruluyor. Soğuk beton duvarların arasına sıkışmış kadınlar, böyle anlarda sessizce birbirine kardeş oluyor. Kimse “ben” demiyor. Birinin ateşi varsa, hepimizin eli onun alnında.

Oda arkadaşım dünden bu yana hasta. Avukat görüşüne çıkıyorum ama aklım içeride. “Ne yiyecek, ne içecek?” diye düşünmeden edemiyorum.

‘KOĞUŞUN YUKARI KATINDAN OKUNMUŞ HELVA GELMİŞ”

Döndüğümde masanın üzerinde bitki çayları, küçük tabaklar, üstü örtülmüş bir kase. Tam o sırada Şükran Hoca giriyor içeri. Yılların öğretmeni. Semaverde yaptığı hasta çorbasını getirmiş. Soğanı, sarımsağı, sütü, peyniri, Sıcacık. Koğuşun yukarı katından da okunmuş helva gelmiş.
Koğuşun başhekimi Şebnem hanım uğruyor. Koğuş arkadaşlarımızdan birisi de ona asistan kesilmiş. Hangi ilaç ne zaman içilecek, ne yenmeli, ne içilmeli, tek tek anlatıyor.

Yedi aydır kader arkadaşlığı yapıyoruz. Bugün biri hasta, yarın öbürü. Hastalık yayılıyor. Oksürük sesleri çoğalıyor. Ama dayanışma da büyüyor. Yoksunluğun içerisinde bile dayanışma kazanıyor burada. Kadın koğuşunda iyileşmek ilaçla değil, birinin sessizce yanına oturmasıyla başlıyor.”

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER