Roj Girasun: Demirtaş bir sonraki seçimde muhtemel cumhurbaşkanı adayı

Kamuoyu araştırmacısı Roj Girasun "Demirtaş, Kürt siyasetinin muhtemel en güçlü cumhurbaşkanı adayı önümüzdeki seçimlerde. Açık uçlu sorularda, verilen cevaplarda Kürt siyaseti içerisinde girebilen tek isim Selahattin Demirtaş. Demirtaş Kürt siyasetin nezdinde, Kürt siyasetinin bütün aktörleri içerisinde, Kürt siyasetinin bütün aktörleri içerisinde en muteber isim, yani itibar puanı en yüksek isim" dedi.

  • ü
  • 23 Şubat 2026
  • ü
  • Politika

Kürtler özelinde yaptıkları kamuoyu araştırmalarıyla tanınan Rawest’in Genel Müdürü Roj Girasun, Selahattin Demirtaş’ın önümüzdeki seçimde Kürt siyasetinin ‘muhtemel cumhurbaşkanı adayı’ olduğunu belirterek, “Ben Öcalan’ın buna itiraz edeceği kanaatinde değilim. Demirtaş, Öcalan’ın da elini güçlendirecek bir aktör” dedi.

T24‘ten Cansu Çamlıbel’in sorularını yanıtlayan kamuoyu araştırmacısı Roj Girasun, Kürt siyasetinin yeni dönem adımları, Abdullah Öcalan’ın rolü, Selahattin Demirtaş’ın durumu gibi pek çok konuda dikkat çekici yorumlarda bulundu.

Öcalan ve Demirtaş’ın birbirlerine ‘alternatif’ olmak zorunda olmadığını kaydeden Girasun, “Öcalan ve Demirtaş’ın liderlik tarzları birbirinin alternatifi olmak zorunda değil, birbirini tamamlayabilen rollere dönüşmeleri mümkün. O, Öcalan’ın da elini güçlendirebilecek bir aktör” dedi.

Girasun, yürüyen barış sürecine rağmen Demirtaş’ın serbest bırakılmaması için de “Demirtaş dışarıda değilse bunun siyasal kararı Erdoğan’la alakalı. Hukuk işletilmediğine göre bu siyasal karar Erdoğan’da bitiyor. Erdoğan’ın Demirtaş’ın dışarıya çıkarılmasıyla ilgili itiraz var çünkü öncelikle 7 Haziran travması var. İkincisi de sürecin nasıl gideceği konusunda henüz emin değil. Sürecin bozulup bozulmayacağını netleştirmeden adım atmak istemiyor. Çünkü Demirtaş tanımlanmış bir aktör değil iktidar nezdinde, o yüzden risk barındırıyor. Bir de tabii, Demirtaş’a özel bir şey çıkarmak istemiyor Erdoğan” yorumunu yaptı.

Roj Girasun’un Cansu Çamlıbel’in sorularına verdiği yanıtlardan öne çıkan bazı bölümler şöyle:

‘KÜRT TOPLUMUNUN YÜZDE 80’İ MİLLİ MAÇLARDA TÜRKİYE’Yİ DESTEKLER’

“Bir kamuoyu araştırmacısı olarak söyleyeyim; milli maçlarda Türkiye’deki Kürt toplumunda Türkiye’yi tutanların oranı yüzde 75-80, rakibi tutanların oranı ise ancak yüzde 8-9’dur. Süreç olumlu nihayetlenirse muhtemelen bu oranlar daha da düşer. Türkiye’deki Kürt toplumunun çoğunluğu Türk milli takımı bir başka takımla karşılaştığı zaman mutlak anlamda destekliyor.”

‘DEMİRTAŞ’IN LİDERLİK ROLÜ ÖCALAN’IN MİSYONUNU ZAYIFLATMAK ZORUNDA DEĞİL, TERSİNE GÜÇLENDİREBİLİR’

“Ana akım Kürt siyaseti, geçmişten bugüne birçok kez bölünme, ayrıştırılma ve kimi zaman “operasyon” olarak okunabilecek müdahalelerle karşı karşıya kaldı. Bu tarihsel arka plan, liderlik tartışmalarını ister istemez hassas bir zemine taşıyabiliyor.

Abdullah Öcalan’ın tarihsel rolü ve kült liderliği geniş bir kabul görüyor. Selahattin Demirtaş’a dair bir liderlik atfının ise zaman zaman Öcalan’a karşı bir pozisyon alma olarak değerlendirilebildiği görülüyor. Bu okuma biçimi de olağan olmayan ve sert tepkiler üretebiliyor. Oysa iki farklı liderlik tarzı birbirinin alternatifi olmak zorunda değil. Farklı mecralarda işlev gören, hatta birbirini tamamlayabilen rollere dönüşmeleri mümkün.

Tartışmalarda açıkça ifade edilmeyen asıl rahatsızlık, Öcalan ile Demirtaş arasında bir karşılaştırma yapılması ihtimali. Demirtaş’ın liderlik pozisyonunun güçlenmesinin, Öcalan’ın önderliğini zayıflatabileceği yönünde bir kaygı olduğu anlaşılıyor. Bu kaygıyı taşıyanlar çoğu zaman iki önemli sebeple yanılıyor. Birincisi, Öcalan, tarihsel mücadele içinde şekillenmiş bir lider ve bu tür liderliklerin yerine bir başkasının ikame edilmesi mümkün değildir. İkincisi, Demirtaş ve Öcalan benzer bir sosyolojik zeminden gelseler de farklı alanlara hitap eden iki ayrı liderlik biçimini temsil ederler. Bu nedenle biri diğerinin alternatifi olarak okunamaz.

Demirtaş’ın lider olarak görülmesi, Öcalan’ın misyonunu zayıflatmak zorunda değil. Aksine, doğru bir çerçevede ele alındığında, Öcalan’ın tarihsel rolünü daha işlevsel kılabilecek ve temas alanlarını genişletebilecek bir etki yaratabilir.”

‘CHP KÜRT SEÇMENİNİN YÜZDE 15’İNİN OYUNU ALABİLEN BİR PARTİ ARTIK’

“2007 seçimlerinde AK Parti, Kürtlerin açık ara en çok oy verdiği partisiydi. 2011 seçimleriyle beraber bu bir dengeye oturmaya başladı. Ve DEM Parti geleneği AK Parti karşısında güç kazanmaya başladı. 2015 Haziran seçimlerinden itibaren DEM Parti geleneğindeki partiler Kürtlerin birinci partisi olmaya başladı. Ancak 2015 Kasım, 2018 Haziran ve 2023 Mayıs seçimlerinde DEM Parti’nin Kürt kentlerinde düzenli bir oy kaybı yaşadığını görüyoruz. Bunun yanında AK Parti’ye oy vermeyen Kürtlerin siyasi tercihlerinde bir çeşitlenme oluştu. CHP de artık Kürtlerin tercihleri açısından anlamlı bir yüzdeye ulaşmaya başladı.

CHP de artık Kürtlerin yüzde 15 ila 20’sinin oyunu alabilen bir siyasi partiye dönüştü. Özellikle metropollerde yaşayan Kürt seçmenler, Kürt kimliğinden ziyade toplumsal muhalif kimliğiyle öne çıkan bir seçmen grubuna dönüşmeye başladı- ki süreçle ilgili endişeleri kaygıları olan gruplar da yine daha çok buralarda kümeleniyor. Süreçle ilgili güvensizliğin biriktiği yer yine daha çok burası oluyor.”

’19 MART’TAN SONRA KÜRTLER ÜZERİNDE GEZİ’DEKİNE BENZER BİR MOBBİNG OLUŞTU’

“Genel Kürt seçmen, 19 Mart operasyonu sonrasında biraz Gezi psikolojisine girdi. Muhalif seçmenden Kürt seçmene yönelen bir ahlaki mobbing de oluştu; “Neden olan bitene sesinizi çıkartmıyorsunuz?” gibi bir baskıyla karşı karşıya kaldılar. “Demokrasi olmayan yerde barış yürür mü?” gibi bir tazyik oluştu. Bu açıdan Gezi dönemine benzetiyorum. Çünkü 2013’te de çözüm süreci devam ederken başlamıştı protestolar ve yine muhalif kamuoyu Kürtlere benzer eleştiriler getirmişti. Zaten belki de “Seni başkan yaptırmayacağız” çıkışı veyahut 7 Haziran seçimlerine gidilen süreç Gezi psikolojisinin oluşturduğu bir havanın yarattığı denklemdi. 19 Mart’ta da benzer bir şey oluştu aslında.”

‘SÜREÇ BAŞLADIĞINDAN BERİ KÜRTLERDEKİ ERDOĞAN KARŞITLIĞI TÖRPÜLENMİŞ DURUMDA’

“ben devam eden sürece Bahçeli’nin Erdoğan’ı jeopolitik gereklilik üzerinden ikna ettiği düşüncesindeyim. Nasıl önceki süreçte Gül, Atalay, Babacan, Davutoğlu çözüm süreci için Erdoğan’ı demokratikleşme ajandasıyla ikna ettiyse, bugün de Bahçeli jeopolitik ajandayla ikna etti. Güvenlik zemininde bütünleşme ihtiyacı üzerinden konuşa konuşa ikna edildi. Süreç içinde MHP’nin İsrail ve Ortadoğu üzerinden okumaları ve kaygıları haklı çıktı. Erdoğan da tam o şekilde ikna oldu sürecin devamına ve geldiği yer itibarıyla da “Bu iş bana yarayacak” diye düşünüyor. Yani Erdoğan aslında bugün seçim hesapları üzerinden sürece ikna haklısınız.

Sürecin başladığı günden bu yana Erdoğan’a destekte anlamlı bir artış yok ama karşıtlığı törpülenmiş durumda. Ancak Kürt toplumu açısından asıl seçim tercihlerini belirleyecek gelişmelerin yaşanacağı süreç yeni başlıyor. Bugüne kadar örgütün ikna olması, yöneticilerinin ikna olması gerekiyordu. Şimdi sürecin toplumsallaşıp toplumsallaşamayacağını göreceğimiz ikinci devre başlıyor. 2015’te Erdoğan eğer seçilecekse demokratik bir Türkiye’yi de tercih edebileceği, yerel yönetimlerin daha güçlü olduğu bir başkanlık sistemini de tercih edebileceği bir yerdeydi. Ama sonra başka bir rotaya girdi. Bugün de yeniden seçilebilmeye süreç yoluyla erişmek istiyor olabilir. Yani böyle bir hesabı olabilir ama toplumun onun bu talebine ne yanıt vereceği çok farklı değişkenlere bağlı. Muhalefetin adayına, sürecin seyrine ve Kürt siyasetinin tavrına bağlı.”

‘ÖCALAN’IN PARTİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN ARTACAĞI DÖNEME GİRİYORUZ’

(Öcalan liderliğindeki DEM Parti mi olacak?) sorusuna yanıtla: “Öcalan’ın parti üzerindeki etkisinin artacağı bir sürece doğru gidiyoruz. Herhalde resmi olarak olmasa da fiili olarak olur. Çünkü Öcalan’ın artık doğrudan doğruya iletişim kuracağı, iletişim kanallarının açık olacağı bir ortam olacak. Bu da Öcalan’ın etkisinin, Öcalan’ın kararlarının daha belirleyici olacağı bir siyasi parti anlamına gelir.”

‘DEMİRTAŞ DIŞARIDA DEPİLSE SORUMLUSU ERDOĞAN’

“Demirtaş dışarıda değilse bunun siyasal kararı Erdoğan’la alakalı. Hukuk işletilmediğine göre bu siyasal karar Erdoğan’da bitiyor. Erdoğan’ın Demirtaş’ın dışarıya çıkarılmasıyla ilgili itiraz var çünkü öncelikle 7 Haziran travması var. İkincisi de sürecin nasıl gideceği konusunda henüz emin değil. Sürecin bozulup bozulmayacağını netleştirmeden adım atmak istemiyor. Çünkü Demirtaş tanımlanmış bir aktör değil iktidar nezdinde, o yüzden risk barındırıyor. Bir de tabii, Demirtaş’a özel bir şey çıkarmak istemiyor Erdoğan.”

(Kürtlerin 2027-208 adayının Demirtaş olacağına inanıyor musunuz?) sorusuna yanıtla:

“Buna hem inanıyorum hem de öyle öngörüyorum diyeyim. Toplumun talep ettiği, istediği, ortaya çıkardığı bir organik söylemin bir mühendislik eliyle, başka kaygılarla reddedilemeyeceğini düşünüyorum.

Ben Öcalan’ın buna itiraz edeceği kanaatinde değilim. Demirtaş, Öcalan’ın da elini güçlendirecek bir aktör. İmralı heyetinin basına yaptığı açıklamalarda Kürt siyasetçilerin henüz serbest bırakılmamasına dönük Öcalan’ın rahatsızlığını dile getirdiği Demirtaş’ın da bu kapsamda dile getirildiği kanaatindeyim.

Sürece ve Öcalan’ın bu süreçteki pozisyonuna desteği herkesin malumu zaten. Bunun ötesinde hem bilgim yok hem de bu konuya dair cezaevinde olan biri yerine konuşmanın kimse için etik olmadığı kanaatindeyim.”

‘DEMİRTAŞ KÜRT SİYASETİNİN EN GÜÇLÜ CUMHURBAŞKANI ADAYI’

“Demirtaş, Kürt siyasetinin muhtemel en güçlü cumhurbaşkanı adayı önümüzdeki seçimlerde. Açık uçlu sorularda, “Kimi cumhurbaşkanı adayı olarak görmek istersiniz?” sorusuna verilen cevaplarda Kürt siyaseti içerisinde girebilen tek isim Selahattin Demirtaş. Yani bütün kamuoyu araştırmalarında. Demirtaş Kürt siyasetin nezdinde, Kürt siyasetinin bütün aktörleri içerisinde, Kürt siyasetinin bütün aktörleri içerisinde en muteber isim, yani itibar puanı en yüksek isim.

Kürt siyaseti ikinci tura ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine güçlü gitmek zorunda. Güçlü gitmesi için de elindeki en güçlü aday, en güçlü araç Selahattin Demirtaş. O yüzden Selahattin Demirtaş’ın cumhurbaşkanı adayı olmaması bence eşyanın doğasına aykırı, kaçınılmaz bir şey.”

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

    Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

    ÖNERİLEN İÇERİKLER