Yeni çözüm sürecini ilk duyuran isimlerden biri olan siyaset bilimci Mümtaz’er Türköne, süreçte gelinen aşamada iktidarın hukuka dönmeden herhangi bir adım atmadan ‘oyalandığını’ savundu.
Medyascope’ta “Bir tereddüdün belgeseli şeklinde ilerleyen çözüm süreci” başlığıyla yayımlanan yazısında Türköne, “Hukuk olmadan çözüm olmaz. Daha ötesi, iktidar mevcut safraları ile bu yola girmekten imtina ederse, iktidarı değiştirmekten başka çare kalmıyor. Bu işi çözecek iktidarı Türkiye eninde sonunda çıkartır; ama çözüm dediğimiz fırsat elimizden kayıp gidebilir” yorumunda bulundu.
Bu haberler de ilginizi çekebilir:
Mümtaz’er Türköne’nin yazısından bazı önemli bölümler şöyle:
“Tam da bize özgü bir paradoks: Sürecin geri dönüşü yok, aynı şekilde mevcut şartlarda ilerlemesi de imkânsız. Hem var olan hem de ortada görünmeyen esaslı bir bilmeceyi bahse konu ediyoruz.
Çıkabilirseniz çıkın içinden.
Geri dönüş, sadece bizim için değil Suriye başta olmak üzere bölge ülkeleri için de tam bir felâket. Diğer yandan, Sürecin somut başlangıcı addedeceğimiz günü başlatacak güneş, bir yıldır sabırla beklememize rağmen henüz doğmadı.”
“Erdoğan bekliyor, bekletiyor.
Neyi?
Siyasetin doğal mecrasının ve şartlarının önüne bir fırsat çıkarmasını bekliyor. Saray dediğimiz, Erdoğan’ın tekelindeki gücü kullanan bürokratik bir oligarşi ve bu odak Süreci kendi ayrıcalıkları için bir tehdit olarak görüyor. İktidar kelimesinin içi boş. AK Parti bir hayalet gibi dolaşırken, Meclis’in içinden çıkan komisyon sayesinde bir nebze görünür hale geldi. Cumhur İttifakı, yani Erdoğan ve Bahçeli, çözüm süreci konusunda oluşan yelpazenin birbirine zıt iki ayrı kutbunda konuşlanmış durumdalar.”
“Selahattin Demirtaş’ın özgürlüğü için sayılan ilave her gün, sarayda —altını çizelim: bürokratik oligarşide— çaresizliğin ve tereddüdün toplam değeri olarak okunmalı. Demirtaş’sız süreç olmaz, yürümez. Herkes Demirtaş’ın serbest kalmasını beklerken, müflis tüccarın eski defterleri karıştırması gibi hakkında onu içerde tutacak yeni bir soruşturma başlatılması kör göze parmak sokmak gibi. Erdoğan’ın itibarına ve süreçteki pozisyonuna bu kadar açık zarar verecek bir hamle, bürokratların telaşının eseri olmalı.”
“Sarayın tereddüdünün iki sebebi var: Oy endişesi ve güç kaybı. Aslında iktidar bu konuda kararlı davransa, kaçak güreşmeyip sürece kefaletini koysaydı, toplum daha kolay ikna olur ve mesele oy hesabına dönüşmezdi. CHP, AK Parti’nin tereddüdünü bir yerinden yakalayıp şu İmralı olayını, kendisi için avantaja dönüştürmeye kalkamazdı.
Çözüm sürecine ve “İmralı’ya gidiş” gibi gündemlere, sarayın tereddütleri egemen.”
“Formül matematik kesinlikte aktörlere de topluma da yerleşti: Hukuk devletine dönülmeden, temel haklar düzeni üzerinde yargı sopası, fillerin züccaciye dükkânını yerle bir etmesi gibi koşturmaktan vazgeçmeden Süreci ilerletmek ve sonuca bağlamak imkânsız.
Devletin bekası hukukla mümkün. Başka çıkar yol yok.
Geri dönüş, söz konusu bile edilemez.
Olması gereken, hukukun üstünlüğünü tesis edecek güzergâhı çözüm sürecine giden yolun ilk merhalesi olarak bellemek. Hukuk olmadan çözüm olmaz. Daha ötesi, iktidar mevcut safraları ile bu yola girmekten imtina ederse, iktidarı değiştirmekten başka çare kalmıyor. Bu işi çözecek iktidarı Türkiye eninde sonunda çıkartır; ama çözüm dediğimiz fırsat elimizden kayıp gidebilir.
Amerikan bilardosu masasında, toplar üçgen vaziyette tam ortada duruyor. Erdoğan mütereddit. İlk vuruş Özgür Özel’den veya Suriye’den gelecek. Öcalan masanın kenarında oturuyor, oyuna dâhil edilmeyi bekliyor.
Çözüm süreci bu tereddütler yüzünden, kotarılmış ve pişmiş bir yemek gibi uzun zamandır tencerede, servis edilmeyi bekliyor.
Yakında kokmaya başlar mı?”
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
