İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun, diplomasının iptaline ilişkin açtığı davada verilen ret kararının gerekçesi ortaya çıktı. İstanbul 5. İdare Mahkemesi, İstanbul Üniversitesi’nin 1990 yılında yaptığı işlemleri “açık hata” olarak tanımlasa da, tüm sorumluluğu dönemin öğrencisi olan İmamoğlu’na yükledi.
İmamoğlu, 1990 yılında Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ne yatay geçiş yapmış; bu geçişin “usulsüz” olduğu gerekçesiyle diploması iptal edilmişti. Bunun üzerine açılan dava geçtiğimiz Cuma günü karara bağlandı ve mahkeme davayı reddetti.
Gerekçeli kararda, yatay geçişin yapıldığı tarihte geçerli olan yönetmeliğin çeşitli maddelerine ve sonraki yıllarda yürürlüğe giren mevzuata atıfta bulunuldu. Mahkeme, geçişin temel şartı olan “eşdeğerlik” ilkesinin ihlal edildiğini belirtti. Kararda, 1990 yılında YÖK tarafından yalnızca Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin tanındığı, Girne Amerikan Üniversitesi’nin ise ancak 1993’te tanındığı kaydedildi.
Bu haberler de ilginizi çekebilir:
“Tanınmayan bir üniversiteden devlet üniversitesine geçiş hukuken mümkün değildir” denilen kararda, İstanbul Üniversitesi’nin kontenjanı yönetmeliğe aykırı şekilde artırdığı ve işlemleri ilana aykırı biçimde tamamladığı da vurgulandı.
Her ne kadar üniversite yönetiminin hataları tespit edilse de, mahkeme bu yanlışların öğrenciye “kazanılmış hak” oluşturmayacağını belirterek, tüm sorumluluğun Ekrem İmamoğlu’na ait olduğuna hükmetti. O dönemde henüz 19 yaşında olan İmamoğlu’nun, yatay geçiş sürecindeki hukuki eksiklikleri fark etmesi gerektiği öne sürüldü.
Kararda, İmamoğlu’nun not ortalamasının 2.50 olduğu, bu oranın yatay geçiş için gerekli %60’lık başarı şartını sağladığı ifade edildi. Ancak başarı sıralamasına göre yapılan değerlendirmede İmamoğlu’nun kontenjan dışında kaldığı ileri sürüldü.
Mahkeme, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Yönetim Kurulu’nun ilan ettiği başvuru ve karar tarihleri arasında tutarsızlık olduğunu, geçiş kararlarının ilan süresi tamamlanmadan alındığını ve ilan edilen kontenjan sayısının hukuka aykırı şekilde artırıldığını da kayıt altına aldı.
Sonuç kısmında mahkeme, üniversite yetkililerinin sistematik ve organize bir şekilde hatalı işlem yaptığını belirtse de, İmamoğlu’nun bu süreci “iyi niyetle” değerlendirdiğine dair kanaat oluşturmadı. Mahkeme, İmamoğlu’nun hukukçu olmamasına rağmen bu kadar ağır hukuki sorunları fark etmemesinin “hayatın olağan akışına” aykırı olduğunu belirtti.
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
