Soo Burnell ile sessizliğe şiirsel bir bakış

Belgesel ile sanatsal ifade arasında gezinen Soo Burnell, fotoğraflarında kimlik, kırılganlık ve aidiyet duygusunu sakin ama güçlü bir görsel dille ele alıyor. Onun kareleri, yüksek sesle anlatmak yerine durup bakmayı ve hissetmeyi talep ediyor

Fotoğraf: Soo Burnell

Belgesel fotoğraf ve sanatsal yorum arasındaki sınırda Soo Burnell’in işleri yer alır. Fotoğrafları; kimlik, varoluş ve aidiyet kavramlarını sessiz ama tutarlı bir biçimde araştırır. Çoğu zaman insan merkezdedir. Bununla birlikte Burnell anlatısını yalnızca portreler üzerinden değil, bedensel jestler, bakışlar ve hikâye taşıyan mekânlar aracılığıyla da kurar. Onun fotoğrafı geleneksel anlamda gösterişli ya da çarpıcı değil; aksine yoğunlaşmaya, düşünmeye ve görüntünün açıklama yapmadan konuşabilme gücüne dayanır.

Burnell’in görsel dünyasının temel özelliklerinden biri kırılgan olana ve insanlar arasındaki ilişkilere duyduğu ilgi. Çoğu zaman fotoğrafladığı kişilere hem fiziksel hem de duygusal olarak yakın çalışır; bu da ortaya çıkan görüntülerin müdahaleci olmadan samimi hissettirmesini sağlar. Bakışlar kameraya yönelir ama poz vermez, bedenler oldukları hâliyle var olur, mekânlar ise taşıdıkları duygusal yükle birlikte kadraja girer. Ortaya çıkan fotoğraflar dürüst, sakin ve sessizdir; fakat bu sessizliğin içinde güçlü bir gerilim de vardır.

Fotoğraf: Soo Burnell

Tematik olarak işleri sıkça kimlik, toplumsal cinsiyet, cinsellik ve sosyal konumlar etrafında şekillenir. Özellikle normun dışında kalan, marjinalleştirilmiş deneyimlere odaklanır. Onun fotoğraf pratiğinde kamera “öteki”ni gözlemleyen bir araç değil; eşitlik temelinde bir karşılaşma yaratmanın yoludur. Bu yaklaşım, fotoğraflanan kişilerin görüntüde kapladığı alanda açıkça hissedilir. Özneler birer sembol değil, karmaşık hayatlara ve hikâyelere sahip bireylerdir.

Fotoğraf: Soo Burnell

Estetik açıdan Soo Burnell çoğu zaman sade bir renk paletiyle çalışır; kimi zaman siyah-beyaz, kimi zaman da ışığın belirleyici olduğu bastırılmış renkler kompozisyonlarını belirler. Işık kullanımı klasik anlamda dramatik değildir. Işığı, ruh hâlini ve ayrıntıları güçlendirecek biçimde dikkatle kurgular.

Fotoğrafçının çalışma biçimi yavaş ve ilişki temellidir. Çoğu projede güven zamanla inşa edilir ve bu, fotoğrafların açıklığında hissedilir. Görüntüler, fotoğrafçı ile fotoğraflanan kişi arasındaki etkileşimden doğar. Bu durum Soo’nun daha belgesel nitelikli çalışmalarında da geçerlidir.

Burnell’in fotoğrafında önemli bir başka boyut da bakış ve iktidar farkındalığıdır. Özellikle kırılgan ya da baskı altındaki grupları temsil ederken fotoğrafçının sorumluluğu üzerine düşünür. Çalışmalarında egzotikleştirmeden ve basitleştirmeden bilinçli olarak kaçınır. Bunun yerine belirsizlik, çok katmanlılık ve her insanın tek bir kareye sığmayacak kadar karmaşık olduğu fikrini öne çıkarır. Bu yaklaşım, fotoğraflarını hem etik hem de sanatsal açıdan güçlü kılar.

Fotoğraf: Soo Burnell

Sergi bağlamında Burnell’in fotoğrafları çoğu zaman seri ya da diziler hâlinde sunulur. Her kare bir öncekine eklemlenir ve doğrusal olmayan, fakat duygusal bir akış yaratan bir anlatı oluşur. İzleyicinin yorumunu yönlendirmek için metinlere nadiren başvurur; görüntünün kendi gücüne ve izleyicinin “satır aralarını okuma” becerisine güvenir.

Soo Burnell, hız ve yüzeysellik karşısında bilinçli bir direnç geliştiren bir fotoğrafçı olarak tanımlanabilir. Görüntülerin sürekli üretildiği ve hızla tüketildiği bir çağda, fotoğrafı düşünme alanı olarak savunur. Onun işleri izleyiciyi daha dikkatli bakmaya, daha derinden hissetmeye ve kolay cevaplara indirgenemeyen olguları kabullenmeye çağırır. Fotoğraflarının gücü tam da burada yatar: yüksek sesle bağırdıkları için değil, fısıldadıkları ve dinlenmeyi talep ettikleri için.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER