Larry Clark: Geleceğe inancımız kalmadığında nasıl yaşayacağız?

Amerikan rüyası biçim değiştirmiştir ama Clark’ın soruları aynı kalmıştır: Özgürlükle ne yapacağız? Geleceğe inancımız kalmadığında nasıl yaşayacağız?

Larry Clark, 1971 yılında Tulsa‘yı yayımladığında, aynı zamanda belgesel fotoğrafın tarihini de değiştirdi. Bu kitap yalnızca bir fotoğraf serisi değildi. Tulsa, bir tanıklık, bir itiraf ve bir otoportreydi. Fotoğrafın o zamana kadar izini sürdüğü gerçeklik anlayışına meydan okuyan bir çağrıydı.

Larry Clark, 1943 yılında Oklahoma eyaletinin Tulsa kentinde doğdu. Portre fotoğrafçılığı yapan bir ailede yetişti ve genç yaşta eline aldığı kamerayı bir tür kimlik arayışı aracına dönüştürdü. Doğup büyüdüğü şehir Tulsa, Amerika’nın orta sınıf rüyasının simgesiydi. Hayatın merkezine oturmuş bir kilise, bunun etrafında şekillenen ahlak, bakımlı çimler ve düzgün kaldırımlar şehri tanımlıyordu. Ancak bu yüzeyin altında bambaşka bir dünya vardı. Gençlerin özgürlük arayışı, uyuşturucu, seks ve şiddet üçgeni arasında sıkışıp kalıyordu.

Clark, gençlik yıllarında bir süre New York’ta yaşadı ve ardından Tulsa’ya döndüğünde eski arkadaşlarının çoğunun eroine bulaştığını gördü. Onları fotoğraflamaya başladı. Çektiği siyah beyaz görüntülere kısa metinler eşlik etti. Clark, kamerasıyla hem kendisini çekti hem de eroin enjekte eden gençleri, hamile kadınları, tabancalarla poz veren erkekleri; kan, ter ve sessizlik dolu anları gösterdi.

Fotoğraf: Larry Clark

Bu kadar doğrudan ve kişisel bir bakış açısı, Amerikan fotoğrafında daha önce görülmemişti. 1930–40’ların sosyal belgesel geleneğinin aksine Clark, dış gözlemci değil, içeriden bir tanıktı. Tulsa, bir toplumun portresinden çok, bir yaşamın iç dökümüydü. Bu yüzden kitap yayımlandığında hem övgü hem de öfke topladı.

Kimi eleştirmenler kitaptaki görüntüleri sömürücü ve pornografik olarak değerlendirdi; kimileri ise bunları bir kuşağın çöküşüne dair en dürüst belgelerden biri olarak gördü.

Tulsa, 1960’ların özgürlük ideallerinin karanlık bir yansımasıydı. Hippiler sevgi ve barışı yüceltirken Clark, aynı zamanda bu arayışın karanlık yüzünü gösteriyordu: Özgürlük arayışı bağımlılıkla, sevgi arayışı boşlukla sonuçlanıyordu.

Larry Clark, bir kuşağın bağımsızlık özlemiyle yalnızlığı arasındaki çelişkiyi gözler önüne seriyordu. Bu anlamda Tulsa, fotoğrafçının en ikonik çalışması olarak kabul edildi. Çünkü burada belge ile itiraf, sanat ile yaşam iç içe geçiyordu. Aynı zamanda bugün hâlâ tartışılan etik soruları gündeme getiriyordu:

Kendi bağımlılığını fotoğraflamak meşru mudur? Başkalarının acısını belgelemek, eğer sen de o dünyanın bir parçasıysan, sömürü müdür?

Fotoğraf: Larry Clark

Bu sorular, Tulsa‘yı hâlâ güncel kılar. Sosyal medyada herkesin kendi hayatını sergilediği günümüzde Clark’ın fotoğrafları, bu çıplaklığın erken bir habercisi gibidir. Tek fark, Clark’ın amacının beğeni değil, anlam arayışı olmasıdır.

Bugün Tulsa‘nın yayımlanmasının üzerinden elli yılı aşkın süre geçmiş olsa da hâlâ güncelliğini hissettirir. Fotoğraflar dün çekilmiş gibidir: genç bedenler, huzursuzluk, anlam arayışı. Amerikan rüyası biçim değiştirmiştir ama Clark’ın soruları aynı kalmıştır:

Özgürlükle ne yapacağız?

Geleceğe inancımız kalmadığında nasıl yaşayacağız?

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER