Arundhati Roy mu haklı, Wim Wenders mi: İşte siyaseti değiştiren filmler

Wim Wenders'in beklenmedik açıklamaları sonrası 'politik sinema' tartışmaları sürüyor. Bu kez, The Guardian, sinemada toplum ve politikayı derinden etkileyen filmleri içeren bir seçki yayımladı. Listede suç, savaş, ırkçılık ve cinsiyet kimlikleri gibi konulara ışık tutan yapımlar yer alıyor.

  • ü
  • 14 Şubat 2026
  • ü
  • Yaşam

Alman yönetmen Wim Wenders (FOTOĞRAF: JOEL SAGET / AFP)

Sinema, yalnızca eğlence aracı olmaktan öte, politik tartışmaları kamusal alanın merkezine taşıyan güçlü bir platform olarak tarihsel bir rol üstlendi. The Guardian’ın yayımladığı bir değerlendirmede, izleyicinin dünya görüşünü dönüştüren ve siyasal algıyı genişleten filmlerden oluşan bir seçki sunuldu. Bu liste, farklı dönemler ve coğrafyalardan eserleri bir araya getirerek sinema ile siyaset arasındaki yoğun ilişkiyi görünür kılıyor.

Değerlendirmede bu tür filmler, savaşın getirdiği yıkımı, toplumsal adaletsizlikleri, ırk temelli ayrımcılığı ve bireysel özgürlükler ile devlet baskısı arasındaki gerilimi güçlü sinematografik anlatılarla ortaya koyuyor. Araştırmanın odağında yer alan yapımlar, birer kültür ürünü olmanın ötesinde, izleyicilerin siyasi bilinçlerini uyandıran ve kamuoyunda tartışma başlatan eserler olarak değerlendiriliyor.

Sıralamada yer alan bazı filmler arasında ekonomik sistemlerin adaletsizliklerini irdeleyen The Big Short (Büyük Açık), apartheid rejimini mercek altına alan Cry Freedom (Özgürlük İçin Ağla), kadın hakları ve eşitlik mücadelelerini konu edinen Suffragette (Suffraget) ile devlet gözetimi ve bireysel haklar arasındaki dengeyi sorgulayan The Lives of Others (Başkalarının Hayatı) gibi yapımlar bulunuyor. Her filmin yalnızca sanatsal değeri değil; aynı zamanda toplumsal etkisi ve tartışma yaratma potansiyeli üzerinden değerlendirildiği belirtiliyor.

Listede yer alan filmler, kimi zaman belirli bir siyasi kampanyaya doğrudan etki etmiş; kimi zaman da uzun vadede kamuoyunda farkındalık yaratmış eserler olarak anlatılıyor. Bu kapsamda, sinemanın politik söylem üretmedeki rolü, akademik tartışmaların ötesinde geniş halk kitleleriyle kurduğu temas üzerinden ele alınıyor.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

 

Guardian’ın değerlendirmesi, izleyiciyi yalnızca “iyi film izleyici” kimliğine davet etmiyor; aynı zamanda sinema aracılığıyla dünyadaki adaletsizliklerin, çatışmaların ve özgürlük mücadelelerinin izini sürmeye çağırıyor. Bu tür listeler, filmleri salt estetik nesneler olmaktan çıkarıp politik ve etik söylem aygıtı hâline getiren bir sinema kültürü okuması sunuyor.

Siyaseti Değiştiren 10 Film ve Nedenleri

Sinema, yalnızca tanıklık etmez; kimi zaman yasa değişikliklerine, kamuoyu baskısına ve kolektif bilinç sıçramalarına zemin hazırlar. İşte politik etkisi somut biçimde hissedilmiş on film:

1 – The Birth of a Nation (1915) – Irkçı anlatısıyla Ku Klux Klan’ın yeniden yükselişine zemin hazırladı; sinemanın propaganda gücünü acı biçimde gösterdi.

2 – Battleship Potemkin (1925) – Sergei Eisenstein’ın devrimci montajı, Sovyet ideolojisinin görsel dilini kurdu; politik sinemanın estetik temelini attı.

3 – The Battle of Algiers (1966) – Cezayir Bağımsızlık Savaşı’nı yarı-belgesel estetikle anlattı; hem devrimciler hem de güvenlik stratejistleri tarafından incelendi.

4 – All the President’s Men (1976) – Watergate skandalını geniş kitlelere taşıyarak araştırmacı gazeteciliğe güveni pekiştirdi.

5 – The China Syndrome (1979) – Nükleer santral güvenliğini tartışmaya açtı; Three Mile Island kazası sonrası kamuoyu baskısını artırdı.

6 – Philadelphia (1993) – AIDS ve eşcinsel hakları konusunda Amerikan ana akımında empati alanı yarattı.

7 – Fahrenheit 9/11 (2004) – Irak Savaşı ve Bush yönetimi üzerine sert eleştirileriyle seçim atmosferinde politik tartışmaları alevlendirdi.

8 – An Inconvenient Truth (2006) – İklim krizini küresel ölçekte görünür kıldı; çevre politikalarının kamuoyunda ciddiyet kazanmasına katkı sundu.

9 – Blackfish (2013) – Deniz parklarındaki hayvan hakları tartışmasını büyüttü; SeaWorld’ün politikalarını değiştirmesine yol açtı.

10 – Spotlight (2015) – Katolik Kilisesi’ndeki sistematik istismar vakalarını geniş kitlelere ulaştırarak kurumsal hesap verebilirliği gündeme taşıdı.

Bu filmler, farklı ideolojik yönelimlere sahip olsalar da ortak bir gerçeği hatırlatır: Sinema, yalnızca hikâye anlatmaz; toplumsal refleks üretir. Bazen bir seçim kampanyasını etkiler, bazen bir yasa tasarısını hızlandırır, bazen de sessiz çoğunluğun konuşmasına alan açar.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER