Tezer Özlü’nün “Çocukluğun Soğuk Geceleri” Almanya’da yeniden keşfediliyor

1986’da 42 yaşında hayatını kaybeden Tezer Özlü’nün "Çocukluğun Soğuk Geceleri" adlı eseri, günümüzde Almanca dünyasında önemli bir yeniden keşif olarak edebiyat çevrelerinin ilgisini çekiyor. Eser, metinler arası ve coğrafyalar arası bir öykü olarak değerlendiriliyor.

  • ü
  • 14 Ocak 2026
  • ü
  • Kültür

Tezer Özlü (Fotoğraf: Kalem Ajans)

Tezer Özlü’nün uzun süredir Almanca konuşan edebiyat çevrelerinde yeniden gündeme gelen romanı Çocukluğun Soğuk Geceleri (Die kalten Nächte der Kindheit), ilk olarak 1980’de yayımlanmış bir eser olmasına rağmen son yıllarda yeni baskı ve çeviri çalışmalarıyla geniş bir okuyucu kitlesine ulaşıyor. Roman, fragmenter anlatımı ve canlı imgelerle İstanbul, Berlin ve Paris gibi mekânlar arasında dolaşırken kişisel tarih, kimlik arayışı ve toplumsal baskılar gibi temaları işliyor.

Kitap, Özlü’nün kendi yaşamından izler taşıyan otobiyografik motiflerle örülmüş bir çocukluk ve gençlik sürecini yansıtırken, sınırlı sayfalar içinde yoğun bir bilinç akışı sunuyor. Özlü’nün anlatısında İstanbul’daki bir Katolik kız okulundan başlayan dil ve dışavurum mücadelesi, daha sonra Avrupa şehirlerinde sürdürdüğü kişisel ve edebi arayışlarda yankı buluyor.

Suhrkamp tarafından okura ulaştırılan eserde zihinsel ve duygusal kırılganlık, yer yer devinimli ve parçalı anlatım teknikleriyle aktarılıyor. Okuyucular, geçmişin izleriyle şimdi arasındaki bağları keşfetmeye çağrılıyor; bu, yalnızca bir büyüme hikâyesi değil, aynı zamanda bireyin iç dünyasının dışarıyla çatışması üzerinden örülen bir edebi deneyim olarak okunuyor.

Özlü’nün yaşamı da eser kadar dikkat çekici: 1943 yılında doğup uzun yıllar yurt dışında yaşayan yazar, 1980’lerde Avrupa edebiyat çevrelerinde güçlü bir etki bırakmış, ancak 1986’da çok genç yaşta hayata veda etmişti. Son yıllarda gelen bu yeniden keşif, Özlü’yü sadece Türk edebiyatının değil, çağdaş Avrupa edebiyatının da önemli bir figürü olarak yeniden okuma çabasıyla ilişkilendiriyor.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

 

Bu romanın Almanca baskısı ve üzerine yazılan eleştiriler, bireyin toplumsal koşullar ve kendi geçmişiyle kurduğu çatışmayı şiirsel, bazen de dürtüsel bir dille yansıtıyor. Okurlar ve eleştirmenler, Die kalten Nächte der Kindheit’yi artık salt bir “çocukluk anısı” olarak değil, modern edebiyatın zaman, mekan ve özne ilişkisini yeniden sorgulayan bir metin olarak tartışıyor.

Ne Olmuştu?

Tezer Özlü’nün Çocukluğun Soğuk Geceleri (Die kalten Nächte der Kindheit) romanı, ilk yayımlandığı günden bu yana Almanca edebiyat çevrelerinde kesintili ama süreklilik gösteren bir ilgiyle karşılandı. Metin, Türkiye’de çoğu zaman Özlü’nün “erken kaybı” ve kişisel kırılganlığı üzerinden okunurken, Almanca eleştirilerde daha çok dilsel cesareti, parçalı anlatısı ve Avrupa şehirleri arasında kurduğu varoluşsal geçişler üzerinden ele alındı. Bu fark, eserin iki edebiyat ikliminde farklı karşılıklar bulduğunu da gösterdi.

Ocak 2026 tarihli Süddeutsche Zeitung eleştirisi, tam da bu nedenle dikkat çekti. Yazı, Özlü’yü nostaljik bir “yeniden keşif” nesnesi olarak değil, bugünün okuruna hâlâ seslenen canlı ve rahatsız edici bir metnin yazarı olarak ele aldı. Eleştiride özellikle çocukluk, kurumlar, disiplin ve bireysel hafıza arasındaki sert geçişlerin, günümüz Avrupa’sındaki aidiyet ve yabancılaşma tartışmalarıyla yeniden örtüştüğüne işaret edildi. Böylece Özlü’nün romanı, yalnızca geçmişe ait bir metin değil, bugünün okuma ihtiyaçlarıyla temas kurabilen bir edebî tanıklık olarak konumlandırıldı.

Bu bağlamda 2026 tarihli eleştiri, yeni bir baskı ya da yıldönümünden çok, zamanın metni yeniden çağırmasıyla ilişkili bir geri dönüşe işaret ediyor. Özlü’nün metni, aradan geçen on yıllara rağmen “eskimemiş” bir metin olarak, Almanca edebiyat kamusunda yeniden düşünülüyor.

Almanya’da Türk Edebiyatının Ayak İzleri

Türk edebiyatının Almanya’daki varlığı, birkaç büyük isim ya da sembolik çeviriyle açıklanamayacak kadar geniş ve çok katmanlıdır. 1960’lardan itibaren başlayan göç dalgaları, yalnızca sosyolojik bir hareket yaratmadı; aynı zamanda Almanca yazan, Almanya’da yaşayan ve iki kültür arasında üretim yapan kalıcı bir edebî alan oluşturdu. Bu alan, zamanla “göçmen edebiyatı” etiketini aşarak, Alman edebiyat kamusunun kendi iç tartışmalarına dâhil oldu.

Bu çerçevede, polisiye romanlarıyla Berlin merkezli bir okur kitlesi edinen Esmahan Aykol, gündelik hayat, suç ve göç deneyimini popüler edebiyatın diliyle buluşturdu. Deneme metinleri ve sahne çalışmalarıyla tanınan Renan Demirkan, kimlik, aidiyet ve beden politikaları üzerine Almanca düşünen bir entelektüel figür olarak öne çıktı. Kriminal romanlarıyla geniş okur kitlelerine ulaşan Akif Pirinçci, edebî üretimi kadar yarattığı tartışmalarla da Almanya’daki Türk kökenli yazarların tek tip bir çizgiye indirgenemeyeceğini gösterdi.

Roman, hikâye, senaryo ve deneme alanlarında üretim yapan Feridun Zaimoğlu, dili bilinçli biçimde kıran anlatımıyla Alman edebiyatında özgün bir estetik hat kurdu. Otobiyografik ve deneysel metinleriyle uluslararası ödüller alan Emine Sevgi Özdamar, hem Türkçe hem Almanca edebiyat tarihinin kesişim noktasında duran ender yazarlardan biri olarak kabul ediliyor. Şiir, deneme ve düşünce yazılarıyla tanınan Zafer Şenocak ise kimlik, bellek ve Avrupa fikri üzerine yürüttüğü tartışmalarla bu alanın düşünsel derinliğini artırdı.

Bu üretim hattı, yalnızca Almanya’da yaşayan yazarlarla sınırlı değildir. Türkiye’de yazılmış ve Almancaya çevrilmiş eserler de bu edebî dolaşımın önemli bir parçasıdır. Orhan Pamuk ve Yaşar Kemal gibi yazarların Almanca çevirileri, Türk edebiyatını Almanya’da egzotik bir “öteki” olarak değil, tarih, modernlik ve hafıza tartışmalarının asli bir bileşeni olarak konumlandırdı.

Bugün Almanya’da Türk edebiyatının ayak izleri, tek bir estetik, politik ya da kuşaksal hatta ilerlemez. Aksine bu alan, farklı dillerde, farklı türlerde ve farklı yönelimlerle üretilen metinlerin yan yana durabildiği çoğul bir edebî coğrafyaya işaret eder. Tezer Özlü’nün metninin 2026’da yeniden tartışmaya açılması da bu coğrafyanın canlılığını ve sürekliliğini gösteren işaretlerden biri olarak okunabilir.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER