Yapay zekâ (YZ) teknolojisinin ses üretiminde kullanılmasının yaygınlaşması, Japonya’daki sinema ve animasyon sektöründe yeni bir tartışma alanı oluşturdu. Ülkenin önde gelen seslendirme sanatçıları ile endüstri örgütleri, YZ tarafından üretilen veya taklit edilen seslerin kullanımı için söz konusu sanatçıların resmî izninin zorunlu hâle getirilmesini talep eden bir açıklama yayımladı.
NHK kaynaklı habere göre; Tokyo’da düzenlenen basın toplantısında konuşan temsilciler, yapay zekâ sistemlerinin mevcut uygulamalarda sesleri izinsiz biçimde eğitim verisi olarak kullandığını ve bunun hem yaratıcılık hem de telif hakları açısından ciddi kaygılar doğurduğunu belirtti. YZ tarafından üretilen seslerin anime dublajlarında veya diğer medya ürünlerinde “net bir yapay zekâ kullanımı bildirimi” olmadan yer almasının engellenmesi gerektiğini savunan sanatçılar, bu konudaki kuralların hem hükümet hem de üretim şirketleri tarafından geliştirilmesini istiyorlar.
Sanatçılar, bu uyarının yalnızca koruyucu bir refleks olmadığını; aynı zamanda yaratıcı endüstrinin uzun vadeli mesleki varlığı ile doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı. Açıklamada, izinsiz ses taklitlerinin hem anime gibi kültürel ihracat ürünlerinde hem de sinema seslendirmelerinde telif ve kişilik haklarını zedeleyebileceği öne sürüldü.
Bu haberler de ilginizi çekebilir:
Sektör temsilcileri, gelecekte YZ tarafından üretilen seslerin açıkça işaretlenmesi, sanatçının rızası olmadan eğitim verisi olarak kullanılmaması ve telif haklarının korunmasına yönelik yasal düzenlemelerin masaya yatırılması gerektiğini belirtiyor. Bu çağrı, Japonya’nın ileri teknoloji ve kültürel üretim alanında emek, yaratıcı haklar ve yapay zekâ etiği arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme taşıdı.
Yapay zekâ ile ses üretimi, sinema ve anime sektöründe soyut bir gelecek tartışması olmaktan çıkıp somut bir emek ve hak meselesine dönüşmüş durumda. Özellikle Japonya’da, anime endüstrisinin belkemiğini oluşturan seslendirme sanatçıları (seiyū), yapay zekânın kendi seslerini taklit edebilme kapasitesinin mesleklerini doğrudan tehdit ettiğini açıkça dile getiriyor. Tokyo’da ortak bildiri yayımlayan seslendirme birlikleri, yapay zekâ modellerinin eğitiminde kullanılan ses kayıtlarının sanatçı rızası olmadan sisteme yüklenmesini temel sorun olarak tanımlıyor.
Bu endişe yalnızca Japonya’ya özgü değil. ABD’de 2023–2024 grev sürecinde SAG-AFTRA, yapay zekâ ile üretilen yüz ve ses kopyalarının sözleşmelerle sınırlandırılmasını ana taleplerden biri hâline getirmişti. Grev sonunda varılan anlaşmalar, dijital çoğaltma için açık rıza ve kullanım süresi şartlarını içerse de, teknoloji şirketlerinin hızla gelişen modelleri bu çerçevenin sürekli güncellenmesini zorunlu kılıyor.
Anime dünyasında mesele daha da hassas. Örneğin Naruto serisinde Naruto’yu seslendiren Junko Takeuchi ya da Attack on Titan’da Mikasa karakterine ses veren Yui Ishikawa gibi isimler, karakterle özdeşleşmiş seslerin yapay zekâ yoluyla çoğaltılmasının, hem telif hem de kişilik haklarını ihlal edebileceğine dikkat çekiyor. Bu tür seslerin izinsiz biçimde kullanılması, karakter–oyuncu ilişkisinin de çözülmesine yol açabilir.
Tartışma yönetmenler cephesinde de yankı buluyor. Hayao Miyazaki, daha önce yapay zekâ ile üretilen animasyon örneklerini “hayata hakaret” olarak nitelemişti; benzer bir yaklaşım bugün ses üretimi konusunda da paylaşılıyor. Studio Ghibli çevresinde şekillenen geleneksel üretim anlayışı, insan emeğinin yerini algoritmaların almasına mesafeli duruyor.
Sonuçta yapay zekâ ile ses üretimi, sinema ve anime sektöründe yalnızca teknolojik bir yenilik değil; telif hukuku, kişilik hakları ve yaratıcı emeğin geleceğiyle ilgili bir eşik anlamına geliyor. Japonya’daki son çıkış, bu nedenle münferit bir itirazdan çok, küresel bir yeniden tanımlama sürecinin parçası olarak okunuyor: Kim konuşuyor, kimin sesi duyuluyor ve o ses kime ait?
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
