Yeni sinema filmi Stop! That! Train!
Televizyon ve popüler kültürün ikonik isimlerinden RuPaul, yeni sinema filmi Stop! That! Train! ile beyazperdeye iddialı bir dönüş yapmaya hazırlanıyor.
Entertainment Weekly’ye göre, RuPaul filmde “Başkan Gagwell” adlı kurgusal bir ABD başkanını canlandırıyor ve hikâye, politik hiciv ile absürt komediyi drag kültüründen beslenen bir anlatıyla buluşturuyor.
Filmin oyuncu kadrosunda, RuPaul’s Drag Race programıyla tanınan çok sayıda drag sanatçısı yer alıyor. Yapım, ana akım Hollywood komedilerinde nadiren görülen biçimde, drag performansını yan unsur olarak değil, anlatının merkezine yerleştiriyor. Bu yönüyle Stop! That! Train!, queer kültürün sinema içindeki temsiline dair yeni bir eşik olarak değerlendiriliyor.
Yapımcı şirket Bleecker Street, filmin vizyon tarihini 29 Mayıs 2026 olarak açıkladı. İlk paylaşılan set fotoğrafları ve tanıtım görselleri, filmin bilinçli biçimde teatral ve abartılı bir görsel dil kurduğunu gösteriyor. RuPaul’un canlandırdığı başkan karakteri, klasik politik figürlerden ziyade bir sahne persona’sı olarak tasarlanmış durumda.
Filmin yönetmeni ve senarist ekibi, hikâyenin yalnızca bir komedi olmadığını, aynı zamanda ABD siyasetinin gösteriye dönüşen doğasına dair bir taşlama sunduğunu vurguluyor. Drag sanatçılarının kolektif enerjisiyle ilerleyen anlatı, politik iktidar, temsil ve performans kavramlarını iç içe geçiriyor.
Stop! That! Train!, RuPaul’un kariyerinde televizyon dışına taşan en görünür projelerden biri olarak görülüyor. Film, drag kültürünün yalnızca televizyon formatlarıyla sınırlı kalmayıp, sinema anlatılarında da merkezî bir rol üstlenebileceğini gösteren güncel örneklerden biri olmaya aday.
Drag Kültürü Sinemada Neden Hâlâ İstisna?
Drag performansı, kökeni kabare, vodvil ve yeraltı tiyatrosuna uzanan, sahneyle doğrudan ilişki kuran bir ifade biçimi olmasına rağmen, sinemada uzun süre marjinal bir unsur olarak kaldı. Drag karakterler çoğunlukla yan rollerde, mizah unsuru ya da egzotik bir figür olarak temsil edildi; anlatının merkezine yerleştirilmeleri nadir görüldü.
Bu haberler de ilginizi çekebilir:
1990’lardan itibaren Paris Is Burning gibi belgesellerle görünürlük kazanan drag kültürü, ana akımda esas sıçramayı televizyon aracılığıyla yaptı. Özellikle RuPaul’s Drag Race, drag sanatını yalnızca performans değil, emek, estetik ve politik bir ifade alanı olarak tanıtarak geniş kitlelere ulaştırdı. Buna karşın sinema, uzun süre bu enerjiyi merkezine almaktan kaçındı.
Bunun temel nedenleri arasında, drag’ın aşırı stilize dili, beden politikalarıyla kurduğu açık ilişki ve geleneksel anlatı kalıplarını zorlaması yer alıyor. Hollywood’un uzun yıllar “evrensel seyirci” varsayımıyla kurduğu anlatı yapıları, drag performansının bilinçli abartısını ve sahneye özgü doğasını riskli gördü.
Stop! That! Train! bu açıdan bir kırılma denemesi olarak okunuyor. Film, drag’ı süsleyici bir detay olarak değil, anlatının motoru hâline getirerek, sinemanın temsil sınırlarını genişletmeyi hedefliyor. RuPaul’un bir “başkan” figürünü drag estetiğiyle yorumlaması ise, politik iktidarın zaten başlı başına bir performans olduğu fikrini sinemasal bir taşlamaya dönüştürüyor.
Bu yönüyle film, yalnızca bir komedi değil; drag kültürünün sinemadaki gecikmiş merkezî rolüne dair güncel bir tartışma başlatma potansiyeli taşıyor.
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
