MoMA, restore sinemayı sahneye çıkarıyor

New York’taki MoMA, 8 Ocak’ta başlayacak “To Save and Project” seçkisiyle 23 ülkeden 75’i aşkın restore yapımı bir araya getiriyor. Açılışta Russ Meyer’in "Vixen!" filmi, kapanışta ise Andy Warhol’un 1960’lardan daha önce görülmemiş işleri var.

  • ü
  • 07 Ocak 2026
  • ü
  • Kültür

Luigi Comencini’nin The Window to Luna Park filminden bir sahne.

Sinemanın “yeni”ye değil, kimi zaman yeniden bulunana ihtiyacı olur. New York’taki The Museum of Modern Art (MoMA), tam da bu fikri 2026 takvimine taşıyor: To Save and Project: 22. MoMA Film Koruma Festivali, 8 Ocak–2 Şubat 2026 tarihleri arasında, 23 ülkeden 75’i aşkın restore uzun metraj ve kısa filmi izleyiciyle buluşturacak. MoMA’nın duyurusuna göre festival; arşivler, stüdyolar ve bağımsız restorasyon ekiplerinin son yıllarda tamamladığı “yeniden keşifleri” ilk kez ABD’de ya da New York’ta gösterime sokmayı hedefliyor.

Programın açılışı, MoMA’nın yeni restorasyonu Russ Meyer imzalı Vixen! ile yapılıyor; gösterime filmin yıldızı Erica Gavin katılıyor ve Peggy Ahwesh ile söyleşi planlanıyor. Kapanış gecesi ise “Andy Warhol Exposed: Newly Processed Films from the 1960s” başlığıyla, Warhol’un Factory döneminden daha önce görülmemiş filmler sunuluyor.

Festivalin omurgasında birkaç belirgin hat var: “kayıp çocukluk” teması (örneğin Luigi Comencini’nin The Window to Luna Park), Weimar Almanyası’na bakan restorasyonlar (G. W. Pabst – The Joyless Street; Werner Hochbaum – Life Begins Tomorrow), müzik odağı (örneğin Michael Apted – The Long Way Home; Sun Ra ve Cecil Taylor’lı caz programı) ve daha önce yasaklanmış ya da ağır sansüre uğramış filmlerin yeniden inşası (Lino Brocka – Macho Dancer gibi).

Bu haberler de ilginizi çekebilir:

 

Festival, Joshua Siegel (küratör) liderliğinde hazırlanıyor; MoMA takvimi ve seans ayrıntıları MoMA’nın resmi program sayfasında yer alıyor.

Film restorasyonu nedir; “yeni kopya” ile “yeniden inşa” arasındaki fark ne?

Film restorasyonu, zamanla yıpranmış, renkleri solmuş, sesi bozulmuş ya da fiziksel olarak zarar görmüş bir filmin, mümkün olan en doğru hâline geri döndürülmesi sürecidir. Ama bu süreç tek tip değildir. En sık karıştırılan iki yöntem “yeni kopya” üretimi ile “yeniden inşa”dır.

Yeni kopya, filmin mevcut ve sağlam bir materyalinden —örneğin iyi korunmuş bir negatiften— yüksek çözünürlüklü, temiz ve stabil bir gösterim kopyası üretilmesidir. Burada amaç, filmi bugünün izleme koşullarına uygun hâle getirmek; görüntüyü ve sesi “aslına sadık” biçimde parlatmaktır. İçeriğe müdahale edilmez, sahneler eklenmez ya da çıkarılmaz.

Yeniden inşa ise daha karmaşık ve araştırma gerektiren bir süreçtir. Filmin özgün kurgusu kayıpsa, sansürlenmişse ya da farklı ülkelerde farklı versiyonları dolaşımdaysa; arşivler, sansür belgeleri, yönetmen notları ve alternatif kopyalar karşılaştırılır. Eksik sahneler bulunur, farklı kaynaklardan birleştirilir ve filmin “niyet edilen” versiyonuna en yakın yapı oluşturulmaya çalışılır. Bu nedenle yeniden inşa, teknik olduğu kadar tarihsel ve editoryal bir çalışmadır.

Kısaca söylemek gerekirse: yeni kopya, mevcut olanı temizler; yeniden inşa, kaybolanı arar. MoMA’nın To Save and Project gibi programları, her iki yaklaşımı da örnekleriyle yan yana getirerek, sinema mirasının nasıl korunduğunu görünür kılar.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER