ABD'li oyuncu Meryl Streep (Fotoğraf: Michael Tran / AFP)
Hollywood’un en saygın oyuncularından Meryl Streep, müzik tarihinin en etkili figürlerinden Joni Mitchell’ı canlandırmaya hazırlanıyor.
San Francisco Chronicle’ın haberine göre, Mitchell’ın hayatını konu alan uzun metrajlı biyografik filmde Streep başrol için düşünülüyor; projenin yönetmenliğini ise Cameron Crowe’un üstlenmesi planlanıyor.
Film, Joni Mitchell’ın kariyerini klasik bir kronolojiyle anlatmak yerine, sanatçının kendi bakış açısından şekillenen bir anlatı kurmayı hedefliyor. Haberde yer alan bilgilere göre proje, Mitchell’ın müzikal üretimi kadar kişisel dönüşümlerini, sağlık sorunlarını ve sahneden geri çekildiği dönemleri de kapsayan daha içsel bir portre çizmeyi amaçlıyor.
Cameron Crowe’un Joni Mitchell ile uzun yıllara dayanan kişisel ve sanatsal bir ilişkisi bulunuyor. Yönetmen, daha önce Mitchell ile yaptığı söyleşiler ve arşiv çalışmalarıyla tanınmış; bu yakınlık, filmin biyografik doğruluk ve duygusal ton açısından özel bir yerde konumlanmasına yol açıyor. Crowe’un projeyi bir “müzikal biyografi”den çok, sanatçının düşünce dünyasına odaklanan bir sinema anlatısı olarak tasarladığı ifade ediliyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir:
Meryl Streep’in projeye dahil olması hâlinde bu, oyuncunun kariyerinde bir müzik ikonunu merkezine alan ilk büyük biyografik rol olmayacak; ancak Joni Mitchell gibi hem sanatsal hem politik yönü güçlü bir figürü canlandırması, şimdiden yoğun ilgi uyandırmış durumda.
Yapımın çekim takvimi ve vizyon tarihi henüz resmî olarak açıklanmadı. Projenin geliştirme aşamasında olduğu ve oyuncu anlaşmalarının netleşmesinin ardından stüdyo tarafından resmî duyurunun yapılacağı belirtiliyor.
Joni Mitchell, 7 Kasım 1943’te Kanada’nın Alberta eyaletinde doğan, modern müzik tarihinde hem söz yazarı hem besteci olarak derin ve kalıcı bir iz bırakmış sanatçılardan biridir. 1960’ların sonlarında folk sahnesinde yükselen Mitchell, kısa sürede kendisini tek bir türle sınırlamayan özgün bir müzikal dil kurdu.
1968 tarihli Song to a Seagull albümüyle dikkat çeken Mitchell, asıl çıkışını Blue (1971) albümüyle yaptı. Blue, kişisel kırılganlığı, aşkı ve yalnızlığı doğrudan ve filtresiz bir dille ele alması nedeniyle popüler müzikte dönüm noktası kabul edilir. Albüm, zaman içinde eleştirmenler tarafından sık sık “tüm zamanların en iyi albümleri” listelerine dahil edildi.
1970’ler boyunca Mitchell, folk’tan caz etkilerine uzanan cesur geçişler yaptı. Court and Spark (1974) ve Hejira (1976) gibi albümler, onun armoni anlayışını, açık akort gitar tekniğini ve şiirsel söz yazımını daha da derinleştirdi. Bu dönemde Mitchell, müziğinde kadın deneyimini romantize etmeden, çelişkileri ve içsel çatışmalarıyla birlikte ele alan nadir figürlerden biri olarak öne çıktı.
Joni Mitchell yalnızca bir müzisyen değil, aynı zamanda ressamdır; albüm kapaklarının büyük bölümünü kendisi tasarlamıştır. Sanat anlayışı, müzik ile görsel estetik arasında sürekli bir diyalog kurar. 2000’li yıllarda sağlık sorunları ve sahneden çekilme süreciyle daha geri planda kalan Mitchell, buna rağmen etkisini kaybetmedi; eserleri yeni kuşak müzisyenler tarafından yeniden keşfedildi ve yorumlandı.
Mitchell’ın kariyeri boyunca kazandığı çok sayıda Grammy Ödülü ve Rock and Roll Hall of Fame üyeliği, onun popüler müzikteki yerini resmîleştiren göstergelerden yalnızca bazılarıdır. Bugün Joni Mitchell, yalnızca bir şarkıcı-söz yazarı değil; müziği kişisel bir ifade alanına dönüştüren sanatçılar arasında kurucu bir figür olarak kabul edilir.
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
