Kötülüğü anlamaya çalışmak, onu mazur görmek anlamına gelir mi?

Oscarlı oyuncular Rami Malek ve Russell Crowe'un başrolde yer aldığı Nürnberg, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından kurulan adalet mekanizmasını mahkeme salonundan değil, sanıkların zihnine yaklaşmaya çalışan bir psikiyatristin gözünden ele alıyor.

Ocak ayının son vizyon haftasının dikkat çeken yapımlarından Nürnberg, tarihin en karanlık sayfalarından birine alışılmamış bir yerden bakıyor. Film, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gerçekleşen Nürnberg duruşmalarını mahkeme salonunun ortasından değil, sanıkların zihnine yaklaşmaya çalışan bir gözün perspektifinden ele alıyor.

James Vanderbilt’in yönettiği film, Amerikalı psikiyatrist Douglas Kelley’nin hikâyesini merkeze alıyor. Kelley, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Hermann Göring başta olmak üzere Nazi liderlerinin ve sanıklarının zihin yapılarını çözmekle görevlendiriliyor. Ama bu görev, yalnızca bir psikiyatrik incelemeden ibaret kalmıyor. Kelley, karşısındaki isimlerin “canavar” olarak etiketlenip geçilemeyecek kadar insani yönler taşıdığını fark ettikçe, adalet, ahlak ve insan doğasına dair zor sorularla yüzleşmek zorunda kalıyor.

Başrollerde Rami Malek ve Russell Crowe

Nürnberg, suçu yeniden tarif etmeye ya da tarihi aklamaya çalışan bir anlatı kurmuyor. Bunun yerine, kötülüğün nasıl sıradanlaşabildiğine* ve akıl sağlığı yerinde görünen insanların nasıl sistematik bir yıkımın parçası olabildiğine odaklanıyor. Film, mahkeme kayıtlarının bilindik dramatik anlarından çok, bu sorgulamanın psikolojik yükünü ön plana çıkarıyor.

Başrollerde Oscar ödüllü oyuncular Rami Malek ve Russell Crowe var. İkiliye ayrıca Michael Shannon ve Leo Woodall eşlik ediyor. Oyuncu kadrosu, filmin merkezindeki gerilimi yüksek sesli çatışmalarla değil, karakterler arasındaki sessiz hesaplaşmalarla taşıyor. Vanderbilt, filmde tarihsel bir olayı yeniden anlatmaktan ziyade, bu olayın insan zihninde açtığı karanlık alanlara eğilmeyi tercih etmiş.

Nürnberg, savaş filmlerinin ve mahkeme dramalarının aşina olunan kalıplarından uzak durarak, izleyiciyi rahatlatmayan bir soruyla baş başa bırakıyor: Kötülüğü anlamaya çalışmak, onu mazur görmek anlamına mı gelir? Bu sorunun kesin bir cevabı yok; film de tam olarak bu belirsizliğin içinde dolaşıyor.

Kimi okurlar, filmini izlemeden kitabını okumayı tercih edebiliyor. Bu nedenle hatırlatmakta fayda var: Nürnberg, Jack El-Hai’nin Türkçede Nazi ve Psikiyatrist: Hermann Göring, Dr. Douglas M. Kelley ve İki Sıra Dışı Zihnin Ölümcül Buluşması adıyla Pegasus Yayınları tarafından yayımlanan kitabının çarpıcı uyarlaması.

* Henüz okumayanlar için bir kitap tavsiyesi: Kötülüğün Sıradanlığı – Eichmann Kudüs’te, Hannah Arendt, Metis Yayınları…

Yönetmen: James Vanderbilt
Senaryo: James Vanderbilt, Jack El-Hai
Oyuncular: Russell Crowe, Rami Malek, Michael Shannon ve Leo Woodall


HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ

Yarı yıl tatilinin son hafta sonunda yedisi yabancı ikisi yerli olmak üzere toplam dokuz yeni film izleyici ile buluştu. Animasyondan maceraya, korkudan komediye işte haftanın filmler:

Mutluyuz mu?

Emrah Agus ile İbrahim Büyükak’ın yönettiği Mutluyuz mu?, boşanmış bir çiftin “iyi görünme” çabası üzerinden ilişkilerdeki kırılgan dengelere bakıyor. Filmde İbrahim Büyükak, Yasemin Sakallıoğlu, İlker Aksum ile Başak Parlak rol alıyor. Sürekli tartışan Ferhat ve Aslı’nın sahte bir mutluluk oyunu kurarak geçmişleriyle, ebeveynlik sorunlarıyla ve bastırılmış duygularıyla yüzleşmeleri, sevginin birlikte kalmak mı yoksa ayrılmayı bilmek mi olduğu sorusunu gündeme getiriyor.

Son An

Ölümle iç içe bir mesleği olan bir kadının duygularını kontrol altında tutma çabasını anlatan Son An’da (L’âme Idéale), aşkın ve bağlanmanın ne kadar kırılgan olabileceğine odaklanıyor. Alice Vial’ın yönettiği filmde Magalie Lépine Blondeau, Jonathan Cohen, Florence Janas, Jean Christophe Folly, Anne Benoit, Soufiane Guerrab ile Afida Tahri rol alıyor. Ölüleri görebilen palyatif bakım doktoru Elsa’nın, gizemli Oscar’la tanıştıktan sonra mesleki sınırlarıyla duygusal dünyası arasında sıkışması ve bu ilişkinin giderek tuhaf, büyüleyici ama huzursuz edici bir hâl alması anlatılıyor.

Gizli Ajan

Kleber Mendonça Filho’nun yönettiği Gizli Ajan (O Agente Secreto – The Secret Agent), geçmişten kaçmaya çalışan bir adamın yeni bir şehirde de huzur bulamamasını konu alıyor. 1977 Brezilya’sında Marcelo’nun Recife’ye taşınarak oğluyla yeniden bağ kurma ve geçmişini geride bırakma çabasının, karnaval coşkusu altındaki gergin siyasi atmosferle gölgelenmesi hikâyenin merkezinde yer alıyor. Filmde Robson Andrade, Joalisson Cunha, Licinio Januario, Rubens Santos ile Marcelo Valle rol alıyor.

Benden Boşan

Bitmiş gibi görünen bir ilişkinin aslında ne kadar tamamlanmamış olabileceğini hiç düşündünüz mü? Benden Boşan (Tallaani), eski eşler arasındaki mesafenin ne kadar hızlı kapanabildiğini gösteriyor. Maddi kriz nedeniyle eski evlerini satmak zorunda kalan Mahmud ve Cemile’nin yeniden bir araya gelmesi, yanlış anlaşılmalar ve beklenmedik duygusal yakınlaşmalarla ilişkilerinin hâlâ bitmemiş olabileceğini fark etmelerine yol açıyor. Halid Marei’nin yönettiği filmde Dina El Sherbiny, Yasser El Tobgy, Mahmoud Hafez ile Alaa Morsi rol alıyor.

Kalpten Söylenen Bir Şarkı

Craig Brewer’in yönettiği Kalpten Söylenen Bir Şarkı (Song Sung Blue) adlı filmde Hugh Jackman, Kate Hudson, Michael Imperioli ile Fisher Stevens rol alıyor. Müzikle ayakta kalmaya çalışan bir çiftin hayallerine tutunma çabasını konu alan filmin konusu şöyle: Neil Diamond şarkılarına adanmış bir tribute grubuyla müzik dünyasında tutunmaya çalışan Mike ve Claire’in, bir kaza ve ardından gelen kayıplarla yalnızca kariyerlerini değil tüm hayatlarını yeniden kurmak zorunda kalmaları konu ediliyor.

Süper Köpekler: Oyun Zamanı

Yarıyıl tatilinin son hafta sonunda bir de animasyon film var. Üstelik okul hayatı ile macerayı bir araya getiren enerjik bir animasyon: Süper Köpekler: Oyun Zamanı. Ekip olmanın önemini vurgulayan filmin yönetmenliğini Elena Galdobina üstleniyor. Okulun başlamasıyla birlikte yeni arkadaşlıklar, sürprizler ve mahalle maceraları yaşayan Süper Köpekler’in, dostluk ve paylaşma üzerinden birlikte hareket etmeyi öğrenmeleri anlatılıyor.

Yardım Çağrısı

Sam Raimi’nin yönettiği Yardım Çağrısı (Send Help) adlı filmde Rachel McAdams, Dylan O’Brien, Edyll Ismail ile Dennis Haysbert rol alıyor. Bir uçak kazasından sonra ıssız bir adada mahsur kalan patron ve çalışanın, hayatta kalmak için anlaşmazlıklarını bir kenara bırakmak zorunda kalırken güç dengelerinin sürekli değiştiği bir zekâ ve irade savaşına girmesi konu alınıyor.

Fırtına Kız

Hasan Doğan’ın yönettiği Fırtına Kız adlı filmde Cihangir Ceyhan, Eylül Ersöz, Burcu Kara ile Can Bartu Arslan rol alıyor. Futbolcu olma hayali kuran Zeynep’in, geleneksel engellerle, adaletsizlikle ve geçmişte yaşanan ağır bir kayıpla yüzleşerek kendi yolunu açma çabası hikâyenin merkezinde yer alıyor.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER