John Lennon ve eşi Yoko Ono (Fotoğraf: Raph GATTI / AFP)
Japon gazeteci ve yazar Fukiko Aoki, müzik tarihinin en sarsıcı olaylarından birini merkeze alan kitabını 45 yıl sonra okurla buluşturdu. Asahi Shimbun’un aktardığına göre Aoki, çocukluk idolü John Lennon ve onu 1980 yılında New York’ta öldüren Mark David Chapman üzerine yürüttüğü uzun soluklu takibini John Lennon: Unmei wo Tadoru (John Lennon: Kaderinin İzinde) adlı kitapta topladı.
Aoki’nin Lennon’la kurduğu bağ, 1963’te, henüz ortaokul öğrencisiyken Please Please Me’yi dinlemesiyle başladı. Beatles hayranlığı zamanla mesleki bir yola dönüştü ve Aoki, Japonya’da müzik yazıları kaleme alan bir gazeteci oldu. 8 Aralık 1980’de Lennon’ın New York’ta vurularak öldürüldüğünü radyodan öğrendiğinde, derin bir sarsıntı yaşamasına rağmen ABD’ye uçarak olayı yerinde izledi; Chapman’ın yargılandığı duruşmaları takip etti.

Chapman’ın müebbet hapis cezası kesinleştikten sonra Aoki, cezaevine bir mektup göndererek röportaj talep etti. Yanıt almasına rağmen, o dönem görüşmeye gitmekten vazgeçti. Yıllar sonra New York’a taşınarak Newsweek Japan’ın New York bürosunun başına geçen Aoki, 1987’de Amerikalı köşe yazarı Pete Hamill ile evlendi.
Bu haberler de ilginizi çekebilir:
Sekiz yıl önce taşınma hazırlıkları sırasında Hamill’e Lennon tarafından gönderilmiş bir mektubu bulması, Aoki’yi bu hikâyeye yeniden döndürdü. İki yıl sonra Chapman’la cezaevinde yüz yüze görüştü; bu buluşma, Chapman’ın Japon asıllı Amerikalı eşi eşliğinde gerçekleşti. Chapman, Aoki’ye “hayatında karşılaştığı en ısrarcı muhabir” olduğunu söyledi. Aoki, Chapman’ın eşini de ayrıca dinledi.
2020’de Pete Hamill’in ölümünün ardından yas süreci yaşayan Aoki, çalışmasını tamamlayarak kitabını Aralık ayında yayımladı. Kitapta Lennon’ın babasıyla yıllar sonra yeniden kurduğu ilişki gibi, daha önce kamuoyunda pek bilinmeyen ayrıntılara da yer veriliyor. Aoki, kitabı yalnızca bir biyografi değil, aynı zamanda kendi hayatına dönüp bakma çabası olarak tanımlıyor: “John hakkında yazmak, gençliğime dönerek kendi yazarlık serüvenimi de sorgulamak anlamına geliyordu.”
John Lennon, 1970’te Beatles’ın dağılmasının ardından müziğe ara vermiş, 1975’te oğlu Sean’ın doğumuyla birlikte kamusal hayattan büyük ölçüde çekilmişti. Beş yıllık bu sessizliğin ardından, 1980 sonbaharında Double Fantasy albümüyle müziğe geri döndü. Albüm, Lennon’ın hem aile hayatına hem de sanatsal üretimine yeniden tutunduğunu gösteren iyimser bir dönüş olarak karşılandı.8 Aralık 1980 akşamı Lennon, eşi Yoko Ono ile birlikte New York’taki Dakota Apartmanı’na dönerken, binanın girişinde Mark David Chapman tarafından silahla vuruldu. Lennon, hastaneye kaldırıldı ancak kurtarılamadı. Olay, müzik dünyasında ve küresel kamuoyunda derin bir şok yarattı; “barış” ve “umut” temalarıyla özdeşleşmiş bir figürün şiddetle öldürülmesi, 1960’lar ideallerinin sembolik sonu olarak yorumlandı.Cinayetin hemen ardından dünyanın pek çok kentinde anma törenleri düzenlendi, Lennon’ın şarkıları meydanlarda ve radyolarda yankı buldu. Chapman suçunu kabul etti ve müebbet hapis cezasına çarptırıldı. O tarihten bu yana yapılan tüm şartlı tahliye başvuruları reddedildi. Lennon’ın ölümü, yalnızca bir sanatçının kaybı değil, popüler kültürde masumiyet fikrinin de kırılma anı olarak hafızaya kazındı. Cinayet sonrası yayımlanan albümler, anma konserleri ve biyografiler, Lennon’ın müziğinin ve düşünsel mirasının ölümle birlikte daha da büyüdüğünü gösterdi. Bugün hâlâ Lennon’ın ölümü, modern müzik tarihinin en travmatik dönemeçlerinden biri olarak anılıyor.
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
