Sinemada defalarca romantize edilen Robin Hood efsanesi, bu kez daha sert ve karanlık bir çerçevede ele alınıyor. Başrolünde Hugh Jackman’ın yer aldığı The Death of Robin Hood, karakteri alışıldık kahraman figüründen çıkararak, geçmişiyle yüzleşen bir anti-kahraman olarak konumlandırıyor.
Amerikan eğlence basınına yansıyan bilgilere göre film, Robin Hood’un efsanenin sonuna yaklaşmış hâlini merkezine alıyor: Yaralarıyla, hatalarıyla ve geride bıraktıklarıyla baş başa kalan bir figür. Entertainment Weekly’nin aktardığına göre yapım, kahramanlık anlatısını “zafer” yerine “bedel” kavramı etrafında yeniden düşünüyor.
Filmin yönetmen koltuğunda Michael Sarnoski oturuyor. Sarnoski, daha önce Pig ile minimal, karakter merkezli anlatımıyla öne çıkmış; The Death of Robin Hood’da da benzer bir yaklaşımı, tarihsel bir mit üzerinden sürdürmeyi hedefliyor. Yapım, aksiyon ağırlıklı bir maceradan çok, karakterin iç dünyasına odaklanan bir dramatik yapı kuruyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir:
Jackman’ın canlandırdığı Robin Hood, bu versiyonda ormanda adalet dağıtan bir figür olmaktan ziyade, geçmiş şiddetin ve efsaneleştirmenin ağırlığını taşıyan bir insan olarak resmediliyor. Film çevrelerinde bu yaklaşım, son yıllarda sinemada görülen “mitlerin sökülmesi” eğiliminin bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.
The Death of Robin Hood’un vizyon takvimi henüz netleşmiş değil; ancak yapımın, klasik anlatıları daha karanlık bir perspektiften ele alan çağdaş sinema örnekleri arasında konumlanması bekleniyor.
Robin Hood, sinema tarihinin en eski ve en çok yeniden yorumlanan mitlerinden biri. Karakterin beyazperdedeki ilk büyük temsillerinden The Adventures of Robin Hood, Errol Flynn’in enerjik performansıyla Robin Hood’u neşeli, romantik ve renkli bir halk kahramanı olarak kodladı; bu yorum, uzun yıllar “klasik” kabul edildi. 1970’lerde Robin and Marian, Sean Connery ve Audrey Hepburn’ün başrolleriyle efsanenin yaşlanmış, yorgun ve melankolik bir versiyonunu sundu; Robin Hood ilk kez sonuyla yüzleşen bir karaktere dönüştü.
1990’larda Robin Hood: Prince of Thieves, Kevin Costner ile daha karanlık ama popüler bir anlatı kurarken, 2010’da Robin Hood, Russell Crowe’un başrolüyle karakteri tarihsel gerçekçilik ve siyasal arka plan içinde yeniden konumlandırdı. 2018’de Robin Hood ise modern aksiyon estetiğiyle efsaneyi güncelleme girişiminde bulundu, ancak eleştirmenlerce tartışmalı bulundu.
Bu uzun çizgi, Robin Hood’un her dönemde çağın ihtiyaçlarına göre yeniden biçimlendirildiğini gösteriyor: neşeli bir halk kahramanından, yorgun bir anti-kahramana; romantik masaldan politik alegoriye uzanan bir dönüşüm. The Death of Robin Hood’un bu miras içinde, efsanenin “sonrasına” odaklanan daha karanlık bir durak olması bekleniyor.
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
