Hollywood’un sürpriz gişe başarılarından biri olarak öne çıkan Hizmetçi (The Housemaid), vizyona girdiği tarihten bu yana sinema salonlarında beklenenden çok daha güçlü bir performans sergiledi. Paul Feig’in yönettiği ve Sydney Sweeney ile Amanda Seyfried gibi yıldızların başrollerini paylaştığı film, dünya çapında yaklaşık 300 milyon dolar hasılatla Feig’in kariyerinin en yüksek gişe rakamına ulaşan yapımı hâline geldi. Bu, yalnızca gişe rakamları açısından değil, düşük bütçeli (yaklaşık 35 milyon dolar) bir gerilim filminin büyük pazarlarda nasıl ses getirebileceğinin de çarpıcı bir örneği oldu.
Hollywood Reporter’a göre; The Housemaid, geleneksel büyük bütçeli blokbaster filmlerin gölgesinde çıkan bir yapım olmasına rağmen, stratejik dağıtım planı, sosyal medya desteği ve güçlü “ağızdan ağıza” izleyici ilgisi sayesinde yılın en dikkat çekici “sleeper hit”lerinden biri olarak adlandırılıyor. Filmin bu performansı, özellikle psikolojik gerilim türünün ticarî potansiyelini yeniden gündeme taşıdı.
Eleştirmenlerden genel olarak olumlu tepkiler alan film, “kadın karakterlerin öne çıktığı gerilim” anlatısı ve oyunculuk performanslarıyla da övgü topladı. Rotten Tomatoes verilerine göre eleştirmenlerin yüzde 73’ü filmi olumlu buldu, izleyici puanı da güçlü bir şekilde devam ediyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir:
Gişe başarısının bir yansıması olarak stüdyo Lionsgate, filmin devamı niteliğindeki The Housemaid’s Secret’in yapımını resmi olarak duyurdu. Başrol oyuncuları ve Feig’in yeniden ekipte yer alması beklenirken, bu türden franchise potansiyeli film endüstrisinin orta bütçeli projelere olan ilgisini yeniden canlandırabilir.
Paul Feig, kariyerine televizyon komedisiyle başlayıp ana akım Hollywood sinemasında kendine özgü bir alan açan yönetmenler arasında yer alıyor. Özellikle 2000’li yıllardan itibaren kurduğu anlatı dili, mizahı yalnızca güldüren bir unsur olarak değil, karakter ve gerilim inşasının parçası olarak ele almasıyla dikkat çekti.
Feig, sinemada geniş kitlelere ilk kez Bridesmaids (Düğün Dernekleri, 2011) ile ulaştı. Bu film, kadın merkezli komedilerin ticari ve eleştirel başarı elde edebileceğini kanıtlayan önemli bir dönüm noktası oldu. Ardından gelen The Heat (Ateşli Aynasızlar, 2013) ve Spy (Ajan, 2015), Feig’in aksiyon ve komediyi iç içe geçiren anlatı becerisini pekiştirdi.
Ancak Feig sineması, yalnızca komediyle sınırlı kalmadı. A Simple Favor (Küçük Bir Rica, 2018) ile birlikte yönetmen, gerilim, entrika ve karanlık tonlara daha belirgin biçimde yöneldi. Bu filmde mizah, artık merkezde değil; karakterler arasındaki güç ilişkilerini ve belirsizliği derinleştiren bir araç olarak kullanıldı.
The Housemaid ile Feig, bu yönelimi daha da ileri taşıyarak psikolojik gerilim türüne açık biçimde adım attı. Komediden gelen ritim duygusu ve karakter odaklı yaklaşım, bu kez gerilim anlatısının temel yapı taşları hâline geldi. Eleştirmenler, Feig’in bu geçişini “tür değiştirmekten çok, tonunu karartmak” olarak tanımlıyor.
Bugün Paul Feig sineması, Hollywood’da nadir görülen bir çizgide duruyor: Ana akım yıldızlarla çalışırken, tür kalıplarını esneten ve izleyici beklentilerini bilinçli biçimde bozan bir anlatı hattı. Bu yönüyle Feig, komediden gerilime uzanan yolculuğunda tutarlı ama sürekli evrilen bir filmografiye sahip.
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
