Gölgesi neden batıya düşer?

Başından beri az sözcükle, az imgeyle, duru, sakin ve eksiltmeli bir dille yazıyordu Can Bahadır Yüce. Bir tercih, belki de bir poetik ilke olarak. Bilen bilir, zor bir praksis’tir bu. Less is more yani az çoktur, söylemesi kolay, başarması zor bir yoldur. Sabır, metânet ve her safhada mâhâret ister...

Eliot, “Hiçbir şair, hiçbir sanatçı kendi anlamını tek başına yaratmaz.” der. Ve aynı yazının bir yerinde şu zihin açıcı tespiti yapar, “… 25 yaşın ötesinde de şair olmaya devam edecek biri için neredeyse olmazsa olmaz olan tarihsellik idrâkini gerektirir”. [1]

Öncelikle belirtmek gerekir ki, Can Bahadır Yüce’nin yeni kitabı Gölgesi Batıya Düşer, şairin kendi özel tarihiyle büyük harfle yazılan Tarih’in kesiştiği bir toplam. Bu kesişmeye bir de coğrafya eşlik ediyor ki, bu da kitabın ikinci bir kutup noktasını oluşturuyor.

Can Bahadır Yüce çok genç bir şair olarak parlak bir giriş yapmıştı şiirimize. Genç, haydi eski edebiyatçılarımızın bir tanımını kullanalım, “turfanda” bir şairden beklenmeyecek düzeyde olgun, sakin, oturmuş izlenimi veren bu şiir nereye evrilecekti? Şiirde iyi başlangıçların devamı, sürdürülebilirliği, şairin kendi şiiri içindeki dönüşümleri gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği her zaman bir soru işaretidir çünkü.

Yaslı Mızıka’dan bu yana…

Can Bahadır Yüce, kendi doğrultusuna, şair kumaşına, şiirinin tematik genişlemelerine sadık bir görüntü verdi ilk kitabı Yaslı Mızıka’dan bu yana. İzleyen kitapları Uzakta Beyaz, Unuttum Dünya, bu doğrultunun kristalize olmuş, iyi örnekleridir.

Son kitabı Gölgesi Batıya Düşer[2] ise hem bu doğrultuyu sürdürüyor hem de farklı tonda tefekkürü öne çıkaran bir farkındalık, varoluşsal berzâhı da içeren yeni bir algısallık içeriyor.

Önce biraz kitaptan söz edelim.

Kitap Poe’dan bir alıntıyla başlıyor. Bu alıntı aynı zamanda kitabı boydan boya kat eden az önce söz ettiğim varoluşsal berzâhın programatik çerçevesini belirliyor: “Far down within the dim West”. İzleyen dizelerse bu zihinsel varoluş hâlinin dile geliş katmanlarını işaret ediyor: “Where the good and the bad and the worst and the best/ Have gone to their eternal rest.” Dünyada oluş’un tekinsizliğine maruz kalmış bir ruhun, öte’nin huzuruna duyduğu özlem ve elbette niyaz hâli.

Neden Hayâlî Bey?

Kitabın ilk bölümü Yaşamak Karşı Kıyı başlığı altında toplanmış on iki şiirden oluşuyor. Hayâlî Bey’den bir alıntı karşılıyor bizi bu kez: “Irmağlarda şu gözümün macerasıdur”. Neden bu dize ve neden Hayâlî Bey? Kaynaklar Hayâlî Bey’in mizaç özelliklerini belirtirken “istiğna” kavramı üzerinde dururlar. Nedir istiğna? Tenezzül etmemek, dünyaya gönül indirmemek. Dahası yine kaynakların belirttiğine göre; Hayâlî Bey çok erken yaşlarda şair yeteneğiyle dikkat çekmiş, takdir görmüş ve elbette bu takdirin kaçınılmaz bir karşılığı olarak epey de düşman edinmiştir. Ayrıca devrin büyük şairi Fuzuli ile birebir görüşüp, ondan hayranlıkla söz etmiş, şiirlerinde ona birçok atıfta bulunmuştur.

Bu bilgi kırıntılarını not edip geçelim şiirlere. Zirâ, Hayâlî Bey’in simgelediği bu varoluş hâli (ki günümüzde Necatigil’e dek uzayan bir zinciri birbirine bağlar bu hâl) bir örüntü olarak bütün bölümün şiirlerinin arka planında sık sık karşımıza çıkacak.

İlk şiir Eski Sular örneğin; “dünyaya ilk çıkılan yerde/ denizleri sanki ben seçtim/ sorsalar hayat–/ayağımı değdirip geçtim”. İkinci şiir Emily İçin Bir Gün; “dünyaya bakma, gözün kamaşır”. Üçüncü şiir Toprağın Gençliği; “yolunu şaşırmış ırmak duygusu / yavaş yavaş günlerin eteğine/ varmamışken benim hayat / senin unutmak dediğine”, bir başkası beşinci şiir Göçmen Teknesi’nden: “…yaşamak/ cezası verilmiş bana/hepsini gördüm”. Okur, meraklı okur elbet, bu bölüme dâir bıraktığım işâretleri izleyerek daha birçok örnek keşfedebilir. Son olarak bu tematiğin en güzel parçasını buraya bırakayım: “dallarını eğmiş bulvar/ o tenhâ, bitimsiz temmuz/ saçıma değen bir şey var/dünyadan geçiyoruz”.

Silme şiirler

Gölgesi Batıya Düşer’in ikinci bölümü Eski Ustalar başlığını taşıyor. Auden’den bir alıntı karşılıyor bu kez okuru: “About suffering they were never wrong”. Kitabın sonunda ise Selâmlamalar başlığıyla sadece bu bölümdeki değil, yapıtın tümünde atıflarda bulunulan şair ve yazarların adının yer aldığı bir liste var. Kitabın soy kütüğü olarak da tanımlanabilecek liste şöyle bir taranıp, anılan, selâmlanan şairlere bakıldığında ikinci bölümü başlatan alıntının da hikmeti beliriyor: sürgünler, trajediler, acı çekenler, lânetlenenler, itilenler, kahredilenler, katledilenler, hor görülenler. Kısaca kendi toplumlarının, egemenlerinin, tiranlarının, hâkim anlayışının her türden kötülük hâlini lâyık gördüğü, yaşattığı edebî özneler.

Ve buradan da bir umut veya teselli ilkesi doğuyor; zirâ her şey ne kadar zor olsa da geçiyor, ama sonraya kalanlar onlar oluyor. Tıpkı Atların Çektiği Arabalar şiirinin finalinde şairin dile getirdiği gibi: “ilk ben gördüm karanlığın yüreğini / yağmurları bırakıp gelmiştim / unutmuşum kışın da biteceğini”.

Gölgesi Batıya Düşer, üçüncü ve son bölümünde, şaşırtıcı olduğu kadar uyarıcı bir jestle kapanıyor okumaya. Bu final Türkçe şiirde bugüne dek hiç yapılmamış, belki bir yerlerde denense de hiç günışığına çıkmamış, ama sunduğu ufuklar açısından hayli verimli ve cüretkâr bir berzâhı işaret ediyor. Nedense Eliot’un şu sözünü aklıma getirdi bu bölüm: “Şair, sanatın asla ilerlemediğinin, ama sanatın malzemesinin de asla aynı kalmadığının farkında olmak zorundadır.” Elbette Eliot’un kastettiği bağlam çok farklı, ama biraz geniş düşünülürse bence aynı kapıya çıkıyor.

Radikal ve cüretkâr bir jest

Kendisiyle yapılan bir röportajda şöyle söz ediyor Can Bahadır Yüce bu son bölümde yer alan şiirlerden: “Silme şiirleri (erasure poetry) Amerikan şiirinde Mary Ruefle, Tracy K. Smith gibi şairlerin uyguladığı bir yöntem. Bir şiirin belli dizelerini karartarak ya da silerek yeni anlamlar üretmek.”

Türkçede şiir yazan hemen herkesin bildiği dört temel şiiri seçmiş bu yöntemi uygularken şair. Mehmet Akif’in İstiklal Marşı, Nazım Hikmet’in Vatan Haini, Cahit Sıtkı’nın Memleket İsterim, Yahya Kemal’in Açık Deniz metinleri. Kimi başlıkları da dahil olmak üzere şiirlerin neredeyse bütün stilistik, artistik, bildirimsel öge katmanları (kapkara satırlarla) kapatılarak yeni bir anlamsal alan oluşturulmuş. En güzel örneği de Yahya Kemal’in Açık Deniz metnine uyguladığı olmuş. Tüm şiirden “Açık Deniz /duydum/ Garbın ucunda, son kıyıdan/ bu ağrıyı.” dizesi geride kalmış. Böylece kitabı çembersi bir hareketle hem kendi bağlamı içine oturtarak okumaya kapatmış hem de şaşırtıcı derecede radikal ve cüretkâr bir jestle yeni bir ufka uzatmış.

Başından beri az sözcükle, az imgeyle, duru, sakin ve eksiltmeli bir dille yazıyordu Can Bahadır Yüce. Bir tercih belki de bir poetik ilke olarak. Bilen bilir, zor bir praksis’tir bu. Less is more yani az çoktur, söylemesi kolay, başarması zor bir yoldur. Sabır, metânet ve her safhada mâhâret ister.

Bizim şiirimizde Hayâlî Bey’den Necatigil’e uzanan bir zincirden söz etmiştim yazının bir yerinde kişilik, şair tabiatı ya da hâletiruhiyesi örneği olarak. Gölgesi Batıya Düşer sadece ruhsal bir iklim yahut persona değil ortaya koyduğu yazınsal pratik, somut bir gerçeklik olarak da Necatigil halkasına eklenen derinliğini sakinliğinden alan göz alıcı, başarılı bir yapıt.

Günümüzde lirik şiiri duygu dışavurumu sanan yüzeysel ve kıt anlayışa karşı, lirik şiirin bir dilin tefekkürü, varlığın ve dilin kendi üstüne katlanışı anlamına geldiğinin yetkin örneklerini barındırıyor Gölgesi Batıya Düşer. Can Bahadır Yüce’nin şiir yolculuğunda yeni bir aşamanın, merhâlenin keşfedilmeye değer işaretleriyle baş başa bırakıyor bizi.

Bitirirken biz de, çok sevdiğimiz ünlü bir Arnavut şairin iki dizesiyle selamlayalım Gölgesi Batıya Düşer’i: “Söyle, ey hâyretime kanat takan kâinat! / Hangi cilâdır ki o, yıldızları böyle parlatır?

 

[1]  T.S.Eliot, Gelenek ve Bireysel Yetenek https://oggito.com/icerikler/gelenek-ve-bireysel-yetenek-ts-eliot/8560

[2] Yaslı Mızıka, Can Yayınları (2000), Uzakta Beyaz, CanYayınları  (2002), Unuttum Dünya, Sel Yayınları (2008), Gölgesi Batıya Düşer, Kırmızı Yay (2022)

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com