Dylan Thomas’tan Sylvia Plath’e: Yazarların gizli hayatlarına dair belgeler ortaya çıktı

Royal Literary Fund’ın arşivlerinde bulunan ve daha önce görülmemiş mektuplar, doktor notları ve başvuru dosyaları; James Joyce’tan Doris Lessing’e uzanan büyük yazarların en kırılgan anlarını gözler önüne seriyor.

  • ü
  • 29 Kasım 2025
  • ü
  • Kültür

Tütün, İsviçre rulosu, İrlanda viskisi, Guinness ve “maymun fıstığı”ndan oluşan mütevazı bir alışveriş listesi… 20. yüzyılın en etkili şairlerinden Dylan Thomas’ın 1951 tarihli market fişi, İngiltere’de ortaya çıkarılan geniş bir edebi arşivin en çarpıcı belgeleri arasında yer alıyor. Royal Literary Fund’ın (RLF) başvuru dosyalarında bulunan ve çoğu kamuoyunca ilk kez görülen mektuplar, doktor notları ve kişisel belgeler, ünlü yazarların gündelik hayatlarına nadir bir pencere açıyor.

Arşiv, Sylvia Plath’in hastaneye yatışına dair doktor notunu, Doris Lessing’in 1955’te kaleme aldığı; maddi sıkıntılarını, borçlarını ve yazarlıkla geçinmenin zorluklarını anlattığı mektubu, James Joyce’un “kitap satışlarım yetersiz, telif geliri diye bir şey almıyorum” diye yakındığı 1915 tarihli başvurusunu ve CS Lewis, Joseph Conrad, Mervyn Peake, Edith Nesbit gibi isimlerin belgelerini içeriyor. Dosyalar, bir kısmı British Library’de erişime açık olmakla birlikte, Fleet Street’in arkasındaki RLF ofislerinde hâlâ kataloglanmaya devam ediyor.

The Guardian‘da yer alan habere göre; belgeler, yazarların kariyerlerinin en kırılgan dönemlerine dair samimi kesitler sunuyor: düşük satış rakamları, hastalıklar, biten evlilikler, yoksulluk ve yas… Plath’in apandisit ameliyatı için hastaneye yatırıldığını bildiren not, Ted Hughes’un başvuru dosyaları arasında yer alıyor. Joyce’un 1915 tarihli mektubu, Dubliners ve Chamber Music yayımlanmış olmasına rağmen hâlâ geçim zorluğu çektiğini gösteriyor. The Railway Children’ın yazarı Edith Nesbit ise 1914’te eşinin ölümünün ardından “beynimin artık şiir, masal ve roman üretemeyecek durumda olduğunu” yazıyor.

Doris Lessing’in mektubu özellikle dikkat çekici. Güney Rodezya’dan (bugünkü Zimbabve) 1949’da yalnızca 20 sterlinle İngiltere’ye geldiğini, 1950’de yayımlanan ilk romanı The Grass Is Singing ile sekreterlik işini bırakıp yazarlığa yöneldiğini, fakat beş yıl sonra hâlâ borç içinde yaşadığını belirtiyor. “Ticari televizyon için polisiye hikâyeleri yazmam öneriliyor ama bu tür işlerde para kazansam bile ciddi çalışma üretemem,” diye yazıyor.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

 

Belgeler, yazarlık ile geçim savaşı arasındaki gerilimi yalnızca Lessing üzerinden değil, Ezra Pound’un Joyce hakkındaki mektubu üzerinden de açık ediyor. Pound, Joyce’un “ticari kaygılardan uzak kalmak için on yıldır yoksulluk içinde yaşadığını” belirterek onun desteklenmesi gerektiğini savunuyor. RLF’nin bugünkü yöneticisi Edward Kemp ise, “RLF’nin varlığı olmasaydı bazı kitaplar —Ulysses dahil— muhtemelen yazılamayacaktı,” diyor.

RLF dosyaları arasında Bram Stoker, DH Lawrence ve Samuel Taylor Coleridge gibi isimler de yer alıyor. Dylan Thomas’ın 1938 tarihli başvurusunda, “Beş yıldır yazarlıkla geçinmeye çalışıyorum, neredeyse sürekli yoksulluk içindeyim. Ama şimdi eşim hamile ve durumumuz çaresizleşti,” sözleri dikkat çekiyor. RLF toplantısı gecikeceğinden başvuru başka bir fona gönderilmiş, ancak Whitehall’dan gelen ret mektubu acımasız bir dille Thomas’ın yazarlığa devam etmesini eleştirmişti.

Guardian’ın aktardığına göre, İngiltere’de bugün profesyonel bir yazarın yıllık ortalama geliri 7.000 sterlin civarında. Kemp, geçmişe kıyasla durumun daha da zorlaştığını; yayınevlerinin yalnızca küçük bir azınlığa yüksek ücretler ödediğini, geri kalan yazarların ise giderek daha kırılgan koşullarda yaşadığını söylüyor. Ali Smith, Monique Roffey, Anna Burns ve geçirdiği kaza sonrası Hanif Kureishi gibi çağdaş isimler de RLF’den destek alan yazarlar arasında.

Arşivlerde görülen mektuplar yalnızca maddi sıkıntıları değil, edebi dayanışmanın tarihini de açığa çıkarıyor: CS Lewis, Mervyn Peake için; Henry James, Joseph Conrad için referans mektupları yazmış. Peake’in 1961 tarihli dosyasında ise yazarın sağlık sorunları nedeniyle artık yazamaz hâle geldiği; eşinin yardım için başvuruda bulunduğu görülüyor.

RLF, 2023–2024 yılları arasında başvurularda %400 artış yaşandığını bildiriyor. Fonun büyük kısmı, AA Milne, Somerset Maugham ve Arthur Ransome gibi yazarların vasiyet yoluyla bıraktığı telif gelirlerinden geliyor. Kemp, fonun varlığını şöyle özetliyor: “Bir yandan kariyerinin başındaki Joyce’u, Lessing’i; diğer yandan ömrünün sonuna yaklaşmış Coleridge veya Edna O’Brien’ı desteklemişiz. Bu iş her zaman zor oldu. Bazen iyi yazarlara kötü şeyler olur.”

Royal Literary Fund Nedir?

Royal Literary Fund (RLF), 1790 yılında İngiltere’de yazarları maddi sıkıntı dönemlerinde desteklemek amacıyla kurulmuş bağımsız bir hayır kurumudur. Kuruluşunun ardındaki temel fikir, edebiyatın toplum için vazgeçilmez bir alan olduğu, fakat yazarların çoğu zaman emeklerinin karşılığını alamadığı gerçeğidir. RLF, iki yüzyılı aşkın süredir bu yapısal kırılganlığı gidermeye yönelmiş en köklü kurumlardan biri olarak bilinir.

Fonun ilk destekçileri arasında Samuel Taylor Coleridge, Charles Dickens ve Lord Byron gibi önemli isimler bulunur. 19. yüzyıldan itibaren yazarların telif haklarına ilişkin modern fikirlerin gelişmesine rağmen, yazıyla geçinmenin zorluğu hiç değişmedi. RLF, tam da bu nedenle, gelir düzeyi düşen; hastalık, sakatlık, yas, borç veya beklenmedik koşullar nedeniyle zorlanan yazarlara “geçim desteği” sağlar. Başvurmak için en az iki profesyonel eser yayımlamış olmak yeterlidir.

Bugün fonun gelirlerinin büyük bölümü, AA Milne’den (Winnie-the-Pooh), Somerset Maugham’dan ve Arthur Ransome’dan gelen telif mirasları gibi yazarların vasiyet yoluyla RLF’ye devrettikleri edebi gelirlerden oluşur. Arşivinde James Joyce, Doris Lessing, DH Lawrence, Edith Nesbit, Mervyn Peake gibi yazarların başvuru dosyaları bulunurken, çağdaş dönemde Ali Smith, Hanif Kureishi ve Anna Burns gibi isimler de fondan destek almıştır.

RLF yalnızca maddi destek sunmakla kalmaz; aynı zamanda İngiltere genelindeki üniversitelere yazarlar göndererek öğrencilere yazı danışmanlığı sağlayan eğitim programları yürütür. Bu açıdan kurum, hem tarihsel bir dayanışma mirasının taşıyıcısı hem de edebiyatın sürdürülebilirliğine katkı sunan canlı bir kültürel aktör konumundadır.

Edebiyat Dünyasında Geçim Savaşı

Edebiyat tarihine bakıldığında, büyük yazarların çoğunun eserlerini maddi güvenceden yoksun biçimde ürettiği görülür. Yazarlık, doğası gereği uzun çalışma saatleri, belirsiz gelirler ve istikrarsız yayıncılık koşullarıyla tanımlanan bir meslektir. Bu nedenle James Joyce’tan Doris Lessing’e, Dylan Thomas’tan Edith Nesbit’e kadar pek çok yazar, kariyerlerinin en parlak anlarında dahi ekonomik zorluklarla boğuşmuştur.

Sorunun kökeni, edebiyatın üretim biçiminde yatar: Bir kitap üzerinde yıllarca çalışan bir yazar, satışların yetersizliği, telif gecikmeleri ve yayıncı sözleşmelerinin sınırlı ekonomik karşılığı nedeniyle çoğu zaman emeğinin maddi karşılığını bulamaz. 20. yüzyıl boyunca roman satışları artsa da, yayınevlerinin “mid-list” diye tabir edilen geniş yazar grubuna sağladığı avans ve telif oranları giderek düşmüştür. Bugün İngiltere’de profesyonel yazarların yıllık ortalama geliri 7.000 sterlin civarındadır; yani tam zamanlı bir yaşamı sürdürecek seviyenin çok altındadır.

Bu durum yalnızca genç veya az bilinen yazarları etkilemez. Coleridge, DH Lawrence, Mervyn Peake, Edna O’Brien gibi dünya çapında tanınan isimler bile dönem dönem maddi destek almak zorunda kalmıştır. Edebiyat dünyasında “ün” ile “geçim” arasındaki uçurum çoğu zaman şaşırtıcı derecede geniştir: Yazarın kültürel değeri, ekonomik karşılığı garanti etmez.

Günümüzde dev yayınevleri bütçelerinin büyük bölümünü yalnızca birkaç “mega-yıldız” yazara ayırırken, geri kalan binlerce profesyonel yazar ekonomik istikrarsızlık içinde yaşamaktadır. Dijitalleşme, ücretsiz içerik üretim kültürü ve kısa formatlara yönelim, gelir dengesini daha da kırılgan hâle getirmiştir.

Royal Literary Fund gibi kurumların önemi tam da bu noktada belirir: Bu fonlar, edebiyatın kırılgan ekonomisini bir ölçüde destekleyerek eserlerin ortaya çıkabilmesi için gerekli asgari yaşam koşullarını sağlamaya çalışır. Edward Kemp’in ifadesiyle, “Bazı kitaplar —Ulysses gibi— belki de bu destekler olmasa hiç yazılamazdı.”

Edebiyatın derinliği ve değeri zaman içinde artarken, yazarın geçim savaşı neredeyse hiç değişmemiştir. Bugünün genç yazarları ile Joyce’un, Lessing’in ya da Thomas’ın yaşadığı sıkıntılar arasında şaşırtıcı bir süreklilik vardır; yazarlık hâlâ büyük bir tutkuyla, çoğu zaman da büyük bir fedakârlıkla yapılan bir meslektir.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER