Berlin, sadece Almanya’nın politik başkenti değil; aynı zamanda sürgün edebiyatının – yani baskı, sansür veya tehdit altında yazılan eserlerin – yeni okurla buluştuğu bir merkez haline geliyor.
Berliner Morgenpost’un haberine göre, kentte son dönemde açılan üç ayrı kitapçı, Exil-Buchhandlung (Sürgün Kitapçısı) adı altında faaliyet göstererek bu tür eserleri okurlarla buluşturuyor.
Bu kitapçılar, yalnızca baskı altındaki yazarların metinlerini satmakla kalmıyor, aynı zamanda edebiyat etkinlikleri, tartışma çevreleri ve okuma buluşmaları düzenleyerek sürgün edebiyatının toplumsal yankısını da güçlendiriyor. Berlin’in çok dilli ve kozmopolit yapısı, bu girişimlerin hem yerel hem uluslararası ilgi görmesini sağlıyor.
Haberde konuşan kitapçılardan birinin kurucusu, “Yazarlar sınır tanımayan sesler üretir; biz de bu seslere Berlin’de bir adres açıyoruz” diye konuştu. Kitapçılar koleksiyonda, Arapça, Farsça, Rusça ve Türkçe dahil olmak üzere farklı dillerdeki eserlerle birlikte sansürle mücadele tarihine dair edebî ve kuramsal çalışmalar da barındırıyor.
Exil-Buchhandlung’lar, politik baskı ve sansür nedeniyle ülkelerini terk eden veya eserleri yayımlanmayan yazarları görünür kılmayı amaçlıyor. Bu kapsamda Berlin’de düzenlenen okuma etkinliklerinde, sürgünde yazılmış romanlar, şiirler ve denemeler okurlarla buluşuyor; yazarlarla canlı tartışmalar ve imza günleri düzenleniyor.
Bu haberler de ilginizi çekebilir:
Bu girişimler aynı zamanda Ruhr, Leipzig ve Münih gibi Almanya’nın diğer kültür merkezlerinde de yankı buldu. Okur, sadece edebiyatı tüketen değil, aynı zamanda bu metinler üzerinden politik tartışmanın içinde yer alan bir aktör olarak konumlanıyor.
Berlin’deki bu kitapçılar, edebiyatın yalnızca bir satış ürünü değil; toplumsal belleğin, direnişin ve ifade özgürlüğünün bir mekânı olduğunu hatırlatıyor. Yazarların sürgün edebiyatı, kitap raflarından çıkıp toplumsal tartışmalara taşınırken, Berlin bu alanda yeni bir özgürlük alanı yaratıyor.
Velev'i
Google Haberler üzerinden takip edin
