Ceza kanunu denilince Türkiye’de akla gelen ilk birkaç isimden biri olan Prof. Dr. Adem Sözüer, anayasa mahkemesi kararlarına rağmen cezaevinde tutulmaya devam eden Osman Kavala ve Can Atalay için dikkat çekici ifadeler kullandı.
Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmamasını eleştiren Sözüer, bu durumun “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” suçu kapsamına girdiğini; bu nedenle hem Kavala’nın hem de Atalay’ın cezaevinde kaçmalarının “meşru savunma” olacağını vurguladı.
T24’ten Cansu Çamlıbel’in sorularını yanıtlayan Sözüer, “Diyelim ki Kavala’yı üç kişi silah zoruyla kaçırmış bir yere kapatmış, Kavala’nın o kişilerin elinden kaçması nasıl kendini kurtarma ve meşru savunma sayılacaksa, haksız yere tutulduğu cezaevinden kaçsa da aynı şekilde meşrudur. Peki bu benim yorumum mu? Hayır, AİHM iki kez karar vermiş, bu kişiyi serbest bırakman lazım. Serbest bırakmadığın zaman Ceza Kanunu’ndaki ‘kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ suçu oluyor. Kavala ve arkadaşları şu an bu suçun mağduru olarak cezaevinde” değerlendirmesinde bulundu.
AYM kararına rağmen TBMM’ye gelmesine engel olunan TİP Hatay Milletvekili Can Atalay için de aynı ifadelerin geçerli olduğunu söyleyen Sözüer, “Devletin yargı kararlarını uygulamakla görevlileri var; hakimler, savcılar. O görevin gereklerini yerine getirmeyenler, getirilmesini engelleyenlerdir sorumlu. Aynı durum Can Atalay için de geçerli. Kendi Anayasa Mahkemen, iki kez ‘hak ihlali var, serbest bırak’ diyor. Bu karar uygulanmıyor. Yani bu durumdaki kişiler hukuksuz şekilde dört duvar arasında tutuluyor. Onlara ‘tutuklu’ veya ‘hükümlü’ diyemeyiz. Onlar Türkiye’nin anayasasına ve yasalarına göre derhal serbest bırakılması gereken ‘kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma’ suçunun mağdurlarıdır. Ve bu suça karşı herkesin de kendini savunma hakkı vardır” yorumunda bulundu.
Menajer Ayşe Barım’la ilgili soruşturmayla ilgili soruya da yanıt veren Prof. Dr. Adem Sözüer, şunları söyledi:
“Yasa yanlış uygulanıyor demeyeceğim çünkü olan şu; yasa uygulanmıyor. Kanunun yanlış uygulanması eleştirisi hukukun varlığının olduğu bir yerde söz konusudur. Hukukun dışına çıkıldığı, hukukun tümden inkâr edildiği bir ortamda hukuka aykırılık nitelemesi hafif kalır. Böyle ortamlarda insanlar hâlâ zannederler ki bir kanun var ama bazen yanlış uygulanıyor. Hayır, kâğıt üstünde bir kanun var ama o uygulanmıyor. Fiili bir güç o kanunu hayata geçirmiyor, o güç yasayı fiilen yürürlükten kaldırıyor. Diğer yandan kanunlarımızda ‘etki ajanlığı’ diye bir suç tanımlanmamasına rağmen, etki ajanlığı Ayşe Barım’ın tutuklanmasına gerekçe gösterildi. Yani olan kanun uygulanmıyor, olmayan bir kanun uygulanıyor. Cezalandırmak için ‘etki ajanlığı’ diye kötü bir yasaya bile gerek duymayan, bir keyfilik söz konusu.”