Rejim diliyle muhalefet ya da mağdur beğenmemek: Mehmet Emin Ekmen vakası

Mehmet Emin Ekmen, DEVA Partisi'nin özgür ve "teröristi bitmiş" ülke vaadinin altının ne kadar boş olduğunu da gösterdi. AKP'nin çizdiği sınırlar içinde muhalefet yapıp, AKP ağzını kullanıp; yüz binlerce, aileleriyle birlikte milyonlarca insanın hayatını alt üst eden rejimin argümanlarıyla ülke yönetmeye talip olduklarını göstermiş oldu. Mağdur ayıran, hukuksuzca suçlanan yüz binlerce insana "terörist" demeyi uygun gören Mehmet Emin Ekmen ve benzerleri geldikleri AKP'ye dönseler de rahatlasalar. Böyle iki arada bir derede zor oluyordur...

Mehmet Emin Ekmen

Bazen öyle bir ‘an’ gelir ki o güne dek yaptığınız her iyi şey, dudağınızın arasından çıkan birkaç kelime ile yok olur gider. ‘Yanlış anlaşıldım’, ‘Kendimi tam ifade edemedim’, ‘Aslında öyle demek istemedim’ gibi gayet medeni çıkış yolları da azametli kibrinize sığmayacağı için yanlışta direttikçe diretir, en nihayetinde tam karşısında olduğunuzu iddia ettiğiniz şeyin göbeğinde kendinizi bulursunuz. Mesela ‘o an’da 30 yıllık insan hakları savunuculuğunuz, çatışma çözümleri ve hukukun üstünlüğü alanındaki çalışmalarınız ve vurgularınız tuzla buz olur, geriye sadece o andaki ‘tavrınız’ ve suratınızın kızgın hali kalır.

Bu girişin amacı, sözü DEVA Partisi Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen’e getirmek. Ekmen’i az çok tanıyanlar kendisini Akil İnsanlar Heyeti üyeliğinden, AKP Batman Milletvekilliği döneminden, ateşli Erdoğan savunuculuğundan hatırlar. Oradan hatırlayamayanlar da Ali Babacan öncülüğünde kurulan DEVA Partisi’nin kurucusu olarak tanıyabilir. Partide Genel Başkan Yardımcılığı koltuğu gibi önemli koltuğu her zaman saklı duran Ekmen, ‘Kürt avukatlar’ın mecburi istikameti sayılan Kürt sorunu, çatışma çözümleri, barış süreçleri ve insan hakları alanlarında yürüttüğü ‘faaliyetler’ ile gündeme geliyor. Görünürde Ekmen, iktidara alternatif olduğunu iddia eden bir partinin önemli bir ismi, TBMM’de sık sık eski partisi AKP’yle karşı kaşrıya gelen bir ‘muhalif’, ülkedeki açık yara sorunlara değinen bir ‘hak savunucusu’.

Tabi ‘hak savunucusu’ dediysek, Ekmen’in partisinde dahi barındırılmayan Mustafa Yeneroğlu ya da DEM Parti’den Ömer Faruk Gergerlioğlu gelmesin aklınıza. Eski bir AKP milletvekili olarak Ekmen’in yakından tanıdığı Ahmet Faruk Ünsal ya da Fatma Bostan Ünsal tarzı hak savunuculuğu da gelmesin. O derece ‘aşırı’ bir hak savunucusu değildir Ekmen, seçidir. Alperen Ocakları’nın eski başkanı, meşhur ‘olmasaydık da olurduk’ reklamlarının sahibi, AKP’nin Ankara’daki yapım-medya-dizi-film savaşlarının önde gelen savaşçısı Eyüp Gökhan Özekin’le ortak ‘sanat merkezi’ kuracak kadar eski camiasına yakın ve sadıktır Sayın Ekmen. AKP’nin “kültür savaşları” hikâyesinin merkezinde var gücüyle duran bir nefer.

Mehmet Emin Ekmen, DEVA Partisi kurulduğunda ‘ya her şey çok bozdu’ heyecanıyla bu partiye katılan liberal gençlerin ‘ağabeyi’ sayılır. Sonradan pek çoğu DEVA’nın seçimde aldığı düşük oy, CHP listelerinden seçilecek vekiller tartışması gibi ‘bahanelerle’ eski mahallelerine dönüp, yeniden CHP’ye küfür etmeye başladılar ama olsun. Mehmet Emin Ekmen de DEVA’daki, Gelecek Partisi’ndeki pek çok eski AKP’li gibi eski mahallesine CHP’nin laf söylemesinden hep rahatsızdır. Bunu saklama gereği de duymaz. Listelerinden seçildiği CHP’ye dönüp “O vekilleri kargolayıp postalamayı arzu ederdik” demişti ama kendisinin sığacağı bir kargo paketini nerden bulurdu, orası muamma tabi.

KHK’LILARA ÜSTTEN BAKAN O KİBİRLİ DİL…

Bu yazı bir Mehmet Emin Ekmen portresi olmayacağı için sözü Ekmen’in son günlerde kendisini içinde bulduğu ve peş peşe yaptığı iki açıklamaya bakılırsa, epey de canını sıkan mevzuya getireceğim. Ekmen, geçtiğimiz günlerde KHK’lı Üniversite Bilim Grubu ve İnisiyatifi ile Kursiyer Teğmen Anneleri Platformu’ndan bazı isimleri TBMM’deki odasında kabul etme inceliğinde (!) bulundu. Kabul ettiği ihraç edilmiş, çocukları cezaevlerinde çürütülmüş, hayatları alt üst olmuş KHK’lıları bir dövmediği kaldı! Azarladı, bağırdı, sesini yükseltti, karşısında “Ama…” diyen sesleri bastırdı, konuşturmadı. Yüzündeki kızgınlık ifadesi, sesindeki “Erdoğanvari” öfkeli ton ile birleşince ortaya “karikatür” bir tepki çıkıverdi.

Meğer Mehmet Emin Ekmen, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası hayatları karartılan yüz binlerce KHK’lının Gülen cemaati ile irtibat iddiasıyla ihraç edildiklerini bilmiyormuş, zaten KHK’lılar ile “Fetö davalarında yargılananlar” farklı kişilermiş. Sığ ve rejimin “toptan silip süpürme” gündemine oldukça uygun formülü benimsemiş. Ekmen mağdur beğenmiyor. Zoraki “kabul ettiği” KHK’lıları, “Ben sizi KHK’lı diye kabul ettim, siz bildiğiniz Fetöcülük yapıyorsunuz” diyesice konuşturmadı, lafı ağızlarına tıktı. Karşısındaki insanların nezaketini dahi kendi lehine kullanmaktan çekinmeyen Ekmen, had bildirdi, elini kolunu salladı, öfkesini kustu. Sanırsınız taa AKP günlerinden içinde kalan “cemaat nefreti” aniden ortaya çıkıvermiş, fırsat bu fırsat, son 10 yıldır ülkedeki en sahipsiz, en kimsesiz, hem gaddarca devlet zulmüne uğrayan kesimini “devlet düşmanı” ilan ediyor, AKP’lilerden daha beter bir dile sarılarak “yurt dışındaki hainler”e laf yetiştiriyordu. İnsanın aklına geliyor, acaba o KHK’lılar herhangi bir AKP’liyi ziyaret etseydi bu berbat tavırla karşılaşır mıydı? Yoksa en kötü ihtimalle dinlenip, bir çay içirilip nezaket içinde geri mi gönderilirdi? Ya Babacan’ın Türkiye’nin dertlerine deva olacağını savunduğu partisinin en önemli ekran yüzlerinden birinin tavrına ne demeli?

AKP’nin ağzıyla “hain”, “terörist”, “etki ajanı”, “dış istihbaratla içli dışlı” ilan ettiği insanlar da zoraki kapağı yurt dışına atabilmiş, Uber şoförlüğünden, temizlikçilikten, manav reyonculuğundan fırsat buldukları vakitlerde hala ‘gazetecilik’ yapmaya devam eden insanlardı. Ama hayır Bay Ekmen, onların da susmasını istiyor. Ülkedeki binlerce gazeteci hapislerle, sansürlerle, işsizlik belalarıyla susturulmuş, Bay Ekmen yurt dışındaki gazetecilerin sanki Erdoğan’ın ağzından çıkan kelimelermiş gibi “ajan” ilan edip susmalarını istiyor. 30 yıllık hak savunucusu, düşünce özgürlüğünü tanımıyor, seslerin kısılmasını istiyor. İnsan merak ediyor, Bay Ekmen, acaba Erdoğan olsaydı, veya kendisinin kabinesinde Adalet Bakanı ya da İçişleri Bakanı olsaydı, acaba o “sesleri kesmek” için ne gibi uygulamalara girişirdi?

ÖZÜR ZATEN YOK, SAVUNMASI DAHA BETER…

Mehmet Emin Ekmen, KHK’lılara yönelik o çirkin tavrı eleştirilince bu kez de AKP’den kalan “mağduriyet” pozuna sarılmayı tercih etti. “Yanlış anlaşıldım” bile diyebilirdi, topu karşı tarafın zihin dünyasına atıp. “Kendimi tam ifade edemedim galiba”, ya da “Aslında öyle demek istemedim” gibi gayet insani çıkışlar dahi mümkünken, kibrine sığınmayı tercih etti. Yaptığı nezaketsizliği bile gölgede bırakacak tavırlar sergilemeye başladı. Görüşmeye ilişkin X mesajında önce “Yapılan ziyarette, konu birden darbenin tiyatro olduğu iddialarına kadar akıverdi” diyerek hem kavgaya adam çağırma hevesine girdi hem de berbat bir muhbir tavrıyla rejime göz kırptı.

Üsttenci tavrını sürdüren Ekmen, kendisine yönelik eleştirileri zaten anlamıyordu. Bununla da kalmayıp üste çıkmaya çalıştıkça daha da battı. Birkaç gün sonra da bu kez tırnak içi ifadelerle kendisini eleştirenleri “ahmak” ilan etti. “Ahmak için düşmana gerek yoktur; kendisi kendine yeter.”, “Akılsızın zararı, düşmanınkinden beterdir.” ve “Düşman arama; ahmaklık tek başına yeter.” gibi veciz sözleri paylaşan Ekmen, “Ben ahmak diyorum siz bir kısmını etki ajanı olarak anlayın” diyerek AKP ağzının kendi ağzında tesadüf durmadığının altını çizdi. Kendisinin, kendi geçmişine, imajına ve partisine verdiği zararın bir düşmanın zararından daha fazla olduğunu göremeyecek kadar kibre boğulan birine “ahmak” demeyip ne diyeceğiz bu durumda?

Bay Ekmen baktı olmayacak, eleştiriler gelmeye devam ediyor, üstelik o ayırmaya pek heveslendiği KHK’lılar söz konusu ziyaretteki tavrını eleştiriyor, bu kez de daha önceki konuşmalarında, videolarında KHK’lılara ilişkin sarf ettiği sözleri paylaşmaya girişti. Bu beyhude çabası da sonuç kalmış görünüyor. Ekmen, kendisine yapılan yorumları okusa, yaptığı tahribatı görebilir ama bakmaz. Kendisine toz kondurmayan ahlak ve doğruluk abidesi pozlarından nasıl kurtulup baksın ama değil mi?!?

Mehmet Emin Ekmen, DEVA Partisi’nin özgür ve “teröristi bitmiş” ülke vaadinin altının ne kadar boş olduğunu da gösterdi. Mustafa Yeneroğlu’nun partiden uzaklaştırılmasının ardından yaşanan “dil dönüşümünün” son halkası olarak, geleceğe dair fikir de veriyor. AKP’nin çizdiği sınırlar içinde muhalefet yapıp, AKP ağzını kullanıp “Fetö” sakızı çiğneyerek; yüz binlerce, aileleriyle birlikte milyonlarca insanın hayatını alt üst eden rejimin argümanlarıyla ülke yönetmeye talip olduklarını göstermiş oldu. AKP’den “pek farkları olmadığını” da deklare etti.

AKP korkusuyla mağdur ayıran, hiçbir modern ülkede, anayasada asla suç olmayacak fiillerden dolayı suçlanan yüz binlerce insana “terörist” demeyi uygun gören Mehmet Emin Ekmen ve benzerleri geldikleri AKP’ye dönseler de rahatlasalar. Böyle hem “muhalif” ve “alternatif”miş gibi takılıp, hem de rejimin tüm silahlarını kuşanıp garibanların üzerine yürümek zor olmalı…

Son söz: Sizi ziyaret eden ve adalet talep eden misafirlerinize söylediğiniz “Siz darbenin hakikatini açığa çıkartalım dediğiniz an ikinci cümleyi dinleyecek bir adam bulamazsınız. Gidin anlatın.” ifadesini bir daha düşünün lütfen. Hakikati aramayacaksanız neden hala o çatı altındasınız?

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER