Kemal Kurkut’un katlinin 7. yılı: Öldürenler beraat etti, o anı çeken gazeteci hala yargılanıyor

2017 Newroz'unda Kemal Kurkut'un polis tarafından öldürülmesinin üzerinden 7 yıl geçti. Kurkut'un vurulma anının fotoğrafını çeken gazeteci Abdurrahman Gök, "Kemal'i öldürenler, öldürenleri aklayanlar, ya yargılanmadı ya da beraat etti, failleri fotoğraf makinasıyla suç üstü yakalayan gazeteci yargılandı ve cezaya çarptırıldı" dedi.

  • ü
  • 21 Mart 2024
  • ü
  • Gündem

Kemal Kurkut'un vurulma anı (Foto: Abdurrahman Gök)

7 yıl önce Newroz programında polis tarafından Kemal Kurkut’un vurularak öldürülme anını fotoğraflayan gazeteci Abdurrahman Gök, fotoğrafı çekme sürecini, yargılama aşamasını ve davanın durumunu sosyal medya hesabından özetledi.

Gök, “Kemal’i öldürenler, öldürenleri aklayanlar, kamuoyuna yalan açıklamalarda bulunanlar ya yargılanmadı ya da beraat etti, failleri fotoğraf makinasıyla suç üstü yakalayan gazeteci yargılandı ve cezaya çarptırıldı ve hala yargı – polis baskısına maruz kalıyor” dedi.

Abdurrahman Gök, Kemal Kurkut’un öldürülmesiyle ilgili hakikati anlatmanın boynunun borcu olduğunu belirterek, şu paylaşımı yaptı:

“Kemal 7 yıl önce bugün yani Newroz sabahı saat 08:04’te polis tarafından vurularak öldürüldü… Senin hakikatini ısrarla anlatmak boynumuzun borcudur…Kemal’i vuranların yargı, bilirkişi, ATK maharetiyle aklanma sürecini sıralı twitlerle bir kez daha anlatmak istiyorum.…

Kemal 21 Mart 2017 günü Diyarbakır’da Newroz alanının girişinde öldürüldü. Dört erkek kardeşin en küçüğü olan Kemal, Malatya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisiydi. Newroz günü Malatya’dan Diyarbakır’a gelmiş, yüzbinlerle Newroz’u kutlamaktı tek amacı.

ÇELME TAKARAK BİLE ETKİSİZ HALE GETİREBİLECEKKEN VURULDU…

Ancak, onlarca vatandaş, gazeteci, polis, TOMA, farklı zırhlı araçların bulunduğu bir noktada, gördüğü psikolojik şiddet nedeniyle üstünü çıkarmış yarı çıplak vaziyetteyken, çelme takılarak bile etkisiz hale getirilebilecekken polis silahla yakın mesafeden Kemal’i vurarak öldürdü

O anlara herkes gibi ben de tanık oldum, belki diğer gazetecilerden farklı olarak çektiğim fotoğraflarla inkar edilemez bir tanıklıktı benimkisi ve bunu fark eden polis fotoğraf makinama el koymak istedi ancak fotoğraf makinasında hafıza kartını bulamadı.

‘HAFIZA KARTINI SAKLADIM’

Kendilerinden önce davranmış makinadan kartı çıkarmış ve saklamıştım. “Refleksle boş deklanşöre bastığımı” söyledim ve polisler çantamdaki diğer yedek hafıza kartlarımı kontrol edip içindeki tüm fotoğrafları silince fotoğraf çekmediğime ikna oldular sanırım.

İkna olmuş olmalılar ki Emniyet Müdürlüğü Diyarbakır Valiliği’ne durumu bildirdikten sonra Valilik, “alana girmeye çalışan bir canlı bomba imha edildi” açıklaması yaptı. Ancak yayınladığım fotoğraflar valiliği yalanlayınca, “zaruri” bir soruşturma başlatıldı.

25 Mart 2017’de Kaçakçılık Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’ndeki polis memuru Y.Ş. ve Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’nde görevliyken geçici olarak TEM Şube Kadrosu’nda görev yapan O.M. gözaltına alındı. Diyarbakır Valiliği bu iki polisin görevden uzaklaştırıldığını bildirdi.

‘POLİSLER GÖZALTINDA TUTULMADAN SERBEST BIRAKILDI’

Her iki polis de doğru düzgün gözaltında tutulmadan serbest bırakıldı “Olası kastla öldürme suçundan” haklarında savcılıkça soruşturma başlatıldı. Soruşturma davaya dönüştü ve 2 Ekim 2017’de iddianame hazırlandı.

Sanık polis O.M. hakkında, kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildi. Sanık polis Y.Ş. hakkında ise “Olası kastla öldürmek” suçlamasından müebbet hapis istemiyle dava açıldı.

14 Aralık 2017’de benim de tanık olarak dinlendiğim ilk duruşmada sanık Y.Ş. 3 ay sonra görevine iade edildiğini açıkladı. Yani müebbetle yargılanan polis görevi başındaydı ve görevli bir polis iken yargılanıyordu. Savcı sanığın tutuklanmasını talep etti mahkeme ise reddetti.

26 Nisan 2018’de Adli Tıp Kurumu’ndan istenen raporun gelmemesini ve delillerin tam olarak toplanmamış oluşunu gerekçe göstererek sanığın tutuklanması talebini yeniden reddetti mahkeme. Polis hala “Olası kastla öldürme” suçundan müebbet hapis istemiyle yargılanıyordu

Davanın 20 Aralık 2018 tarihli duruşmasında #KemalKurkut’un yerden seken mermiyle yaşamını yitirdiği ve mermi çekirdeğinin gömlek nüvesinin balistik incelemeye uygun olmadığının belirtildiği ATK raporu dosyaya girdi.

KURKUT’UN HEDEF ALINARAK VURULDUĞU DOSYAYA GİRDİ

Mahkeme Ulusal Kriminal Büro’dan rapor istenmesine karar verdi. UKB’nin raporu 28 Şubat 2019’daki duruşmada dava dosyasına girdi. Görüntülerin saniye saniye incelendiği raporda ATK’nın aksine #KemalKurkut’un Y.Ş tarafından hedef alınarak doğrudan atışla vurulduğu tespiti yer aldı

Ancak mahkeme bu duruşmada UKB raporunun eksik görüş beyan edildiği gerekçesiyle ek rapor düzenlenmesi yönünde karar verdi. Çünkü UKB ATK’nin tersine doğrudan hedef gözetilerek #KemalKurkut’un öldürüldüğünü savunuyordu.

GÖRÜNTÜLERE RAĞMEN YERDEN SEKEN KURŞUNLA VURULDUĞU İDDİA EDİLDİ

30 Mayıs 2019 tarihli duruşmada, UKB’nin hazırladığı ikinci rapor mahkemeye ulaştı. UKB bu raporda önceki raporunun aksine ATK’nin raporu doğrultusunda bir rapor hazırladı. Yeni raporda #KemalKurkut’un Y.Ş. tarafından doğrudan değil “yerden seken mermi” ile vurulduğunu iddia etti

Duruşma sonucunda ATK Genel Kurulu’ndan raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesinin istenmesine karar verildi. 24 Ekim 2019 tarihli duruşmada sanık polisin tutuklu yargılanması yönündeki talepler yine reddedildi. ATK’den rapor gelmediği için duruşma ertelendi.

DELİL YETERSİZLİĞİ GEREKÇESİYLE BERAAT VERİLDİ

14 Ocak 2020 tarihli duruşmada, mahkeme heyetinin raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesine yönelik ATK’den talep ettiği rapor mahkemeye sunuldu. ATK, Kemal Kurkut’un “yerden seken mermiyle” öldürüldüğü yönündeki görüşünü tekrarladı.

16 Haziran 2020’de savcı, mütalaasını mahkemeye sundu. Mütalaasında, Kemal Kurkut’un yerden seken merminin isabet etmesi sonucu yaşamını yitirdiğini savunarak sanık polis Y.Ş’nin “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçundan 3 yıldan 9 yıla kadar cezalandırılmasını talep etti.

22 Eylül 2020 tarihli duruşmada heyet değişikliği nedeniyle karar verilmek üzere dosyanın incelenmesine karar verildi. 17 Kasım 2020 tarihli karar duruşmasında, 12’nci celsede mahkeme, sanık polis Y.Ş. hakkında “delil yetersizliği” gerekçesiyle beraat kararı verdi.

Mahkeme Kemal Kurkut’u öldürmekten yargılanan polis için “sanığın cezalandırılmasına yeter nitelikte her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden CMK’nın 223/2.e maddesi gereğince BERAATİNE” kararı verdi.

POLİSİN AVUKATLIK ÜCRETİNİ İÇİŞLERİ BAKANLIĞI ÖDEDİ

19 Aralık 2020’de Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü, Diyarbakır 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nden davanın son durumuna ilişkin bilgi istedi. Bu bilgi sonucunda da Kemal Kurkut’un katil zanlısı polis Y.Ş.’nin avukatlık ücretinin, İçişleri Bakanlığı tarafından ödenmesine karar verildi.

Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Kemal Kurkut ailesinin, “hizmet kusuru” gerekçesiyle İçişleri Bakanlığı hakkında açtığı davada verilen 256 bin TL maddi ve manevi tazminat kararını ailenin aleyhine bozdu.

Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi Birinci Ceza Dairesi, bir adım daha ileri giderek cinayetin ilk saatlerinde verilen “hükmü” açıkladı. Kemal Kurkut cinayetinde sanık polise herhangi bir suç yüklenemeyeceğini belirterek, cinayetin “yasal çerçevede” işlendiğini ileri sürdü.

Peki başka raporlar ne diyordu: İçişleri Bakanlığı Mülkiye müfettişleri 1 Nisan 2017’de Y.Ş. ve O.M. dahil 5 polisin ifadesine başvurdu ve incelemeler yaptı. Müfettişlerin tuttuğu raporlarda bu polislerin emre itaatsizlikten dolayı meslekten men edilmeleri kanaati yer alıyor.  Diyarbakır İl Polis Disiplin Kurulu raporuna göre Kemal Kurkut’a isabet eden iki mermiden biri damarı parçalayan kurşun. Diğeri elinde yırtık oluşturan mermi çekirdeği nüvesi. Balistik incelemeye göre bu kurşun hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen polis O.M.’ye ait.

Müfettişlerin ve Diyarbakır Emniyeti İl Disiplin Kurulu’nun “meslekten men kanaatine” rağmen Y.Ş. üç ay sonra iddianame mahkemeye sunulmadan görevine döndü. Yine müfettiş raporlarına göre, sanık polisler dahil, Swap izi alınacağını bildikleri halde ellerini yıkadılar  Boş kovanlar olay yeri incelenmeden toplandı. Sanık polis dahil silah kullananların çoğu svap alınacağını bildiğinden elini yüzünü yıkadı. Raporlarlar istenen sonuç elde edilene kadar reddedildi. Tabi ki kararda “delil yok” denilecekti.

FOTOĞRAFI YAYINLADIĞIM İÇİN EVİM İKİ KEZ POLİS TARAFINDAN BASILDI

Tüm bunların yanı sıra, Kemal Kurkut’un fotoğraflarını yayınladığım için 2 defa evim polis tarafından basıldı, hakkımda soruşturmalar başlatıldı, iddianame hazırlandı ve “örgüt üyeliği”, “örgüt propagandası”ndan 27 yıla kadar hakkımda hapis cezası istendi. Cezaya gerekçe kılınan deliller işe yaramayınca, gizli tanık üretildi. Onun da verdiği bilgilerle ceza verilemyeceği anlaşılınca, savcı bu kez dosyada unuttuklarını savundukları Kobanê, Şengal ve Rakka’da savaş muhabirliği yaptığım dönemlerde yayınladığım kimi haber fotoğrafları için suç duyurusunda bulundu ve hakkımda dava içinde dava açıldı. Sonunda da “Örgüt Üyeliği”nden beraat, propagandadan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası verildi ve hükmün geriye bırakılmamasına karar verdi. İstinaf üç ay gibi kısa bir sürede mahkemenin kararını onayladı. Dava şu an Yargıtay’da.

Yaşadıklarım bununla da sınırlı kalmadı. 25 Nisan 2023 tarihinde bir kez daha evim basıldı. İki gün gözaltında kaldıktan sonra “örgüte üye olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” suçlamalarıyla tutuklanarak cezaevine gönderildim. Hazırlanan iddianamede yalancı bir tanığın ifadesinin yanı sıra yayınladığım haberler, kitap tanıtım yazıları, gazeteci arkadaşlarımla yaptığım telefon görüşmelerin HTS kayıtları vardı sadece. Ve böylesi bir iddianameyle 225 gün tutuklu kaldıktan sonra Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ikinci duruşmada yurt dışı yasağı verilerek tahliye edildim.

KEMAL’I VURANLAR BERAAT ETTİ, BEN YARGILANMAYA DEVAM EDİYORUM

Yargılama devam ediyor. Sonuç olarak; Kemal’i öldürenler, öldürenleri aklayanlar, kamuoyuna yalan açıklamalarda bulunanlar ya yargılanmadı ya da beraat etti, failleri fotoğraf makinasıyla suç üstü yakalayan gazeteci yargılandı ve cezaya çarptırıldı ve hala yargı – polis baskısına maruz kalıyor. Ama hakikat sonsuza kadar Kemal’in çıplak bedeni gibi apaçık ortada durmaya devam edecek. Hiç kimsenin gücü bu hakikati karartmaya, değiştirmeye yetemeyecek.”

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com