İzmir için korkutan senaryo: 50 yıl içinde…

Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir’in su ihtiyacının %80’inin yer altından karşılanmasının bölgenin altını boşalttığını vurgulayarak; kaçak kuyuların ve yanlış çevre politikalarının kenti geri dönülemez bir yıkıma sürüklediğini ifade etti. Prof. Dr. Doğan Yaşar, yer altı sularının aşırı kullanımı nedeniyle kentin "çökme" riskiyle karşı karşıya olduğunu, önlem alınmazsa 50 yıl içinde deniz suyunun Basmane’ye kadar ilerleyebileceği ve "Mexico City" senaryosuyla yüzleşileceğini söyledi.

  • ü
  • 08 Ocak 2026
  • ü
  • Gündem

İzmir’in su ve enerji krizinin ele alındığı bir panelde konuşan Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, kentin geleceğine dair çarpıcı uyarılarda bulundu. Yer altı sularının kontrolsüz kullanımı sonucu İzmir’in ciddi bir “çökme” tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirten Yaşar, önlem alınmaması durumunda 50-60 yıl içerisinde deniz suyunun kentin iç kesimlerine, Basmane’ye kadar ulaşabileceğini ifade etti.

“KENTİN EN BÜYÜK SORUNU ÇÖKME”

42 yıldır İzmir Körfezi ve denizler üzerine bilimsel çalışmalar yürüten Prof. Dr. Yaşar, kentin bugüne kadar bu büyük tehlikeyi görmezden geldiğini vurguladı. İzmir’in mevcut ulaşım, kirlilik ve koku gibi sorunlarından çok daha hayati bir uzun vadeli risk barındırdığını söyleyen Yaşar, çökme sürecinin sessiz ama sürekli bir şekilde ilerlediğine dikkat çekti.

Akademisyen, Alsancak bölgesinde son dönemde hissedilen kanalizasyon kokularının da bu sürecin bir parçası olduğunu belirtti. Yaşar’a göre, kentin fiziksel olarak çökmesiyle birlikte boru hatları deniz seviyesinin altına inmeye başladı ve bu durum altyapı sistemlerini doğrudan etkiliyor.

YER ALTI SULARI STRATEJİK REZERVDEN ÇEKİLİYOR

İzmir’de kullanılan suyun yaklaşık yüzde 80 gibi çok yüksek bir oranının yer altı kuyularından sağlandığını hatırlatan Prof. Dr. Doğan Yaşar, kuyu derinliklerinin geçmişte 600 metreyken bugün bin 200 metrelere kadar indiğini ifade etti. Bu durumun Manisa Ovası da dahil olmak üzere tüm bölgenin zemin altyapısını boşalttığını belirten Yaşar, Türkiye genelinde 120 bini kaçak olmak üzere yaklaşık 550 bin kuyu bulunduğunu ve bu kontrolsüz kullanımın engellenmesi gerektiğini vurguladı.

Kentteki su kayıp-kaçak oranının 2000 yılında yüzde 60 seviyesindeyken bugün yüzde 35’e düşürülmüş olmasını olumlu ancak yetersiz bulan Yaşar, İzmir’in halen çok ciddi bir su krizi ile karşı karşıya olduğunun altını çizdi.

DÜNYA ÖRNEKLERİ: CAKARTA VE MEXİCO CİTY

İzmir’in gelecekteki olası durumuna dair dünyadan örnekler veren Yaşar, Cakarta ve Mexico City’deki batma sorunlarına değindi. Mexico City’de yapılan araştırmalar, kentin yılda 50 santimetreye varan bir hızla toprağa battığını göstermişti.

Bu çökme nedeniyle 21 milyon nüfuslu şehirde binaların yıkılma riski ve sel tehlikesi yaşandığı, bazı bölgelerin tamamen boşaltılmak zorunda kaldığı belirtiliyor. Yaşar, İzmir’in de benzer bir kaderi paylaşmaması için yer altı sularının yönetiminde köklü değişiklikler yapılması gerektiğini savundu.

YEREL YÖNETİMLERE VE GEÇMİŞ UYGULAMALARA ELEŞTİRİ

Prof. Dr. Doğan Yaşar, Büyük Kanal Projesi sonrası derelerin betonlanması ve yanlış çevre politikaları nedeniyle Körfez’in temiz suyla beslenemediğini, bu yüzden “yüzülebilir Körfez” hedefinin mümkün olmadığını ifade etti.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

 

Geçmişten bugüne görev yapan belediye başkanlarının su tasarrufu ve Körfez konusunda yeterli adım atmadığını iddia eden Yaşar; Aziz Kocaoğlu, Tunç Soyer ve Cemil Tugay ile doğrudan görüşme imkanı bulamadığını, bilimsel uyarılarını mektup yoluyla iletmek durumunda kaldığını dile getirdi.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER