Gazetecilik, şimdi daha büyük bir inançla…

Gerçek bir demokrasiye ulaşmanın, ifade hürriyetini genişletmenin ve yaşanabilir bir ülke özlemine ulaşmanın başka yolu yok. Gazetecilik çok daha büyük bir kararlılıkla desteklenmeli.

  • ü
  • 04 Nisan 2025
  • ü
  • Gündem

Türkiye, yargının tüm toplumsal kesimlerin üzerinde bir kılıç gibi sallandırıldığı bir dönemden geçiyor. Düşüncesini ifade eden, sesini çıkaran, itiraz eden, bir şeylerin yanlış olduğunu söyleyen herkes kendini polis karakolları ve adliyelerde buluyor.

Düşünce özgürlüğünün ayaklar altına alındığı, düşünmenin neredeyse suç sayıldığı otokrat bir siyasal rejimde, basın özgürlüğü büyük tehlike altında. Medyanın yıllar önceki satın almalarla neredeyse tek seslileştirildiği, haberlerin dava konusu yapıldığı, haber kaynaklarıyla görüşmenin suç sayıldığı bu dönemde gazetecilik can çekişiyor.

Bir yandan Google, Twitter (X), Facebook gibi uluslararası sosyal medya platformlarının devletlerin gönlünü yapan algoritma oyunları, diğer yandan RTÜK, Basın İlan Kurumu ve İletişim Başkanlığı gibi kurumların içeride her farklı sesi boğan uygulamaları Türkiye’de gazetecilk mesleğini sürdürmeyi imkânsız hale getirdi.

Seçilmiş belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılıp tutuklandığı, her türlü anayasal gösteri ve protesto hakkının engellendiği, insan hakları ihlallerinin zirve yaptığı, cezaevlerinin dolup taştığı bir dönemde Türkiye’de gazeteciliğin içinde bulunduğu kriz aşılmazsa ülkenin geleceği çok daha karanlık olabilir. Gazetecilik ve gazeteciler ülkenin son sürat bir diktatörlük duvarına toslamasına engel olabilir. Bağımsız, özgür ve özgün gazetecilik…

Sadece son birkaç ayda basın ve yayın dünyasında yaşananlara bakıldığında ülkenin düşünce özgürlüğü alanında ne derece gerilediği görülebilir:

– Muhalif televizyon kanallarına ceza üstüne ceza geliyor. Halk TV, Now TV, Sözcü TV, Tele1, KRT gibi televizyonlar yayınladıkları programlarda sadece düşünce ifade edildiği gerekçesiyle büyük yaptırım ve cezalara maruz kaldı. Son olarak Sözcü TV 10 günlük ekran karartma cezası aldı.

– Elon Musk’ın yönetimindeki X, son aylarda binlerce gazetecinin, medya kuruluşunun, gazetecilik mecrasının hesaplarını Türkiye’de erişime engelledi. Tanınmış gazetecilerin hesapları görünmez kılınıyor, seslerinin daha geniş kesimlere ulaşması engelleniyor.

– Gazeteciler, gazetecilik faaliyetleri çerçevesindeki eylemleri nedeniyle gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, ev hapsine alınıyor ya da sindirilerek görünmez kılınıyor. Özlem Gürses, İsmail Saymaz, Suat Toktaş, Kürt medyasının neredeyse tüm saha muhabirleri son birkaç ay içinde soruşturuldu, yargılandı veya hapse konuldu.

– Yaşanan gazetecilik krizi ve beraberinde getirdiği maddi zorluklar nedeniyle Artı Gerçek internet sitesi editör, muhabir ve onlarca çalışanıyla yollarını ayırarak sadece YouTube üzerinden yayın yapacak küçük bir mecraya döndü.

– Gazete Duvar, onlarca gazetecinin işsiz kaldığı bir sürecin sonunda yayınlarına son verdi. Medyascope, Diken, Halk TV gibi muhalif internet gazeteleri küçülmeye gitmek zorunda kaldı, bazı bürolarını kapatarak yeni yollar denemeye başladı.

– İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve sonrasında tutuklanması ile başlayan eylemleri takip eden foto muhabirlerine soruşturma açıldı, tutuklanıp hapse atıldı. Belli ki, bu gazetecilerin kadrajına aldığı şeyler, çok rahatsız etti.

– Yine aynı eylemleri takip eden birçok yabancı medya kuruluşunun temsilcisi, muhabiri veya kameramanı gözaltına alınarak sınır dışı edildi.

Ağır istibdat uygulamalarına çok daha fazla örnek vermek mümkün. Ancak ülkedeki hal ve gidişatın ne durumda olduğunu anlamaya bu kadarı da herhalde yeterlidir…

Hidayet Karaca’dan Mehmet Baransu’ya meslektaşlarımız adeta cezaevlerinde unutturulmak isteniyor. Bu satırların yazıldığı esnada birçok gazeteci adliye koridorlarında dava sırasını bekliyor, bazıları karakollarda polisin işkenceye varan uygulamalarına maruz kalıyor, bazıları da cezaevlerinde gün dolduruyor.

Türkiye’deki büyük gazetecilik krizi yine iyi gazetecilik sayesinde aşılabilir. Saygın, özgün, hür dünyada yapıldığı gibi, bazı yöntemler bulunarak gazetecilik sürdürülebilir. Gazetecilik ölmedi. Sosyal medya gazeteciliği gibi, Türkiye’ye özgü yeni bir tarz bile -ne yazık ki manipülasyona açık, kaynağı belirsiz, yine gazetecilerin ürettikleriyle hayatta kalabilen- doğursa da gazetecilik hâlâ çok değerli ve önemli. İnsanlara gerçekleri anlatmak gibi bir sorumluluğumuz var. Ve bu sorumluluk, bugün düne göre çok daha elzem.

İşte böylesi bir ortamda özellikle merkezi Türkiye olmayan ancak her türlü kaynağını, gücünü ve enerjisini buraya harcayan bir medya, felaketin eşiğindeki demokrasiye çare olabilir. Bağımsızlığını koruyan, sadece okurlarının destekleriyle ayakta duran ve bu nedenle patron sansüründen korunan gazetecilik, Türkiye’yi içinde bulunduğu girdaptan çıkarabilir.

Gerçek bir demokrasiye ulaşmanın, ifade hürriyetini genişletmenin ve yaşanabilir bir ülke özlemine ulaşmanın başka yolu yok. Gazetecilik çok daha büyük bir kararlılıkla desteklenmeli. Bağımsız basın güçlendirilmeli.

Bağımsız gazeteciliği ayakta tutmaya çalışan ender kuruluşlardan IJA’nın çabaları bu yüzden çok önemli. 5 Nisan’daki ‘dayanışma gecesi’ de…

Şimdi dayanışma zamanı…

NOT: Gazetecilik destek kampanyası için tıklayınız.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com