Cumartesi Anneleri: 30 yıl önce gözaltında kaybedilen Hasan Ocak nerede? 

Cumartesi Anneleri, 1043'ncü hafta eylemlerinde 30 yıl önce gözaltında katledilen Hasan Ocak’ın faillerini sordu. Zamanaşımı riskine dikkat çekilen açıklamada “Dosyayı, insanlığa karşı işlenen suç kapsamında değerlendirin” çağrısında bulunuldu.

  • ü
  • 22 Mart 2025
  • ü
  • Gündem

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdikleri eylemlerinin 1043’üncünü gerçekleştirdi.

Cumartesi Annelerine, insan hakları savunucuları da destek verdi. Karanfiller ve gözaltında kaybettirilen yakınlarının fotoğraflarını taşıyan Cumartesi Anneleri, 21 Mart 1995 tarihinde İstanbul’da gözaltında kaybettirildikten sonra cenazesi kimsesizler mezarlığında bulunan Hasan Ocak’ın faillerini sordu.

Açıklamayı okuyan kayıp yakını İkbal Eren, ilk olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik 19 Mart’ta gerçekleştirilen operasyona değindi.

İSTANBUL BAROSU TEPKİSİ: KABUL ETMİYORUZ

İkbal Eren, “21 Mart’ta ise mahkeme kararıyla İstanbul Baro Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ve yönetim kurulunun görevlerine son verildiği haberini alarak günü tamamladık. Bu sabaha da İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir’de ev baskınları ile yüzün üzerinde öğrencinin gözaltına aldığı haberi vardı. Van’dan İstanbul’a kadar uzanan bu uygulamalar, seçme ve seçilme hakkını sistematik ve yaygın olarak ihlal eden bir devlet pratiğine dönüşmüş durumda. Seçimler yoluyla göreve gelenlerin, seçim dışı yöntemlerle görevden alınmaları asla kabul edilemez. İktidarın, temel hak ve özgürlüklerimizi; insan ve yurttaş olma vasfımızı hedef alan hukuk dışı ve keyfi uygulamalarını kabul etmiyoruz. Ayrıştırıcı ve ötekileştirici bir siyaset anlayışını reddediyoruz. Hak ve özgürlüklerimizin askıya alındığı bir rejimde yaşamak istemiyoruz” diye belirtti.

‘HASAN OCAK’I GÖREN TANIKLAR ANLATTI’

Hasan Ocak’tan gözaltına alındığı tarihten sonra bir daha haber alınamadığını hatırlatan İkbal Eren, şunları kaydetti: “Annesini telefonla arayarak, ‘Balık getireceğim, akşam için yemek hazırlama’ demişti. Hasan Ocak gözaltına alındı ancak emniyet bunu inkar etti. Aile, savcılığa başvurmasının ardından İstanbul Emniyeti, İstanbul Valiliği, TBMM, Başbakanlık, ilgili bakanlıklar, hastaneler ve Adli Tıp Kurumu nezdinde yoğun girişimlerde bulundu.

Oluşan kamuoyu baskısı sonucunda dönemin İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar ve İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir yaptıkları açıklamalarda ‘Hasan Ocak’ın gözaltında olmadığını ve suçlu olarak aranmadığını’ ifade etti. Ancak gerçekler farklıydı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında bulunan iki kişi, Hasan’ı şubede gördüklerini; iki kişi ise Hasan’ın ismini emniyetteki parmak izi listesinde okuduklarını belirtti.

Ayrıca, Newroz nedeniyle gözaltına alınan bir başka tanık da şubede bir hareketlilik olduğunu, polislerin kendi aralarında ‘Hasan Ocak getirildi’ dediklerini duyduğunu ifade etti.”

‘OLAY YERİ TUTANAĞI KANITDIR’

Ağır işkencelere maruz kalan Hasan Ocak’ın cenazesinin Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda bulunduğunu söyleyen İkbal Eren, şöyle devam etti:

“Olay yeri tutanağında Hasan’ın üzerinde kimliğinin, kemerinin, saatinin ve ayakkabı bağcıklarının bulunmadığı, parmaklarında ise mürekkep lekeleri olduğu kaydedilmişti. Bu detaylar, onun gözaltına alınan kişilere uygulanan rutin işlemlerden geçtiğinin açık kanıtıydı. Durum o kadar netti ki, dönemin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Algan Hacaloğlu, yaptığı açıklamada ‘Ocak’ı konuşturmak için gözaltına aldılar. Orada uygulanan işkence ve darptan sonra öldürülüp Beykoz’a atıldı’ diyerek, Ocak ailesinden ve toplumdan özür diledi. Ne var ki, ailenin tüm başvuruları sonuçsuz kaldı.

‘ZAMANAŞIMINI İŞLETMEYİN’

İç hukuk yollarından sonuç alamayan aile, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. 2004 yılında AİHM, Hasan Ocak’ın kaybedilmesi ve ölümüne ilişkin yeterli ve etkin bir soruşturma yürütülmediğine hükmederek, Türkiye’yi mahkum etti. Buna rağmen, iç hukukta dosya kovuşturma aşamasına dahi geçemedi.

Hasan Ocak dosyası, uluslararası sözleşmeler ve anayasa ile güvence altına alınmış hakları ihlal eden, etkin soruşturma ve kovuşturma yükümlülüklerini yerine getirmeyen yargı mensupları tarafından Beykoz Adliyesi’nin tozlu raflarında zamanaşımına terk edildi. Hasan Ocak’ın gözaltında kaybedilişinin 30’uncu yılında, bir kez daha yargı makamlarına sesleniyoruz.

Uluslararası teamüllere uyun. Dosyayı, insanlığa karşı işlenen suç kapsamında değerlendirin. Zamanaşımını işletmeyin. Etkin bir soruşturma ve kovuşturma yürütme görevinizi yerine getirin.”

’30 YILDA DEĞİŞMEYEN ADALETSİZLİK, HUKUKSUZLUK’

Açıklamanın ardından Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak konuştu:

“Annem selamlarını iletmemi istedi. Buraya gelmeyi çok isterdi. Bariyerlerin önünde, heykelin tam önünde duramamak annem için çok büyük bir üzüntü. Hala bize ‘10 yıl oldu niye hala orada 10 kişi duruyorsunuz. Ben size Galatasaray Meydanı’nı böyle emanet etmedim’ diyor. Bizler 30 yılımızı anlatmak için buradayız. 30 yılı nasıl anlatabiliriz. 30 yılda değişmeyen adaletsizlik hukuksuzluk nasıl anlatılır.


Bu haberler de ilginizi çekebilir:

 

Her Galatasaray Meydanı’na geldiğimizde yaramıza karanfilleri basarak geldik. 30 yılda her gün burada yaramız kanamaya devam ediyor. Yaralarımız kanadıkça Hasan’ı unutmayacağız.” Eylem, meydana bırakılan karanfillerle son buldu.

Velev'i Google Haberler üzerinden takip edin

ÖNERİLEN İÇERİKLER

WP Twitter Auto Publish Powered By : XYZScripts.com